Batılıllar için Afganistan’da insan hakları ne kadar önemli?

Afgan halkının 20 yıldır ABD öncülüğündeki işgal güçlerine karşı verdikleri özgürlük mücadelesi çok parlak bir zaferle sona erdi. Dünyanın kabadayısı olan ABD çaresizce kuyruğunu kıstırarak evine dönmek zorunda kaldı. Üstelik de Taliban hemen hemen bütün şehir merkezlerini savaşmadan, barış yoluyla teslim alarak bu başarıyı ede etti. ABD’nin kendi ifadesine göre yaklaşık olarak 100 milyar dolar harcayarak oluşturduğu 300 bin kişilik Afgan ordusu nerede ise hiçbir çatışmaya girmeden dağılıp gitti. Taliban liderleri dahi böylesine kolay ve hızlı bir şekilde başkente ulaşacaklarını hesaplamadıklarını ilan ettiler. Bu, Allah Teâlâ’nın yardım ve zaferinden başka bir şey değildir. Nitekim Pakistan’ın yetiştirdiği dünya çapında meşhur âlimi ve uzun yıllar İslâm İşbirliği Teşkilatı Uluslararası İslâmî Fıkıh Akademisi Başkanvekilliği de yapmış olan Muhammed Taki Osmani bu zaferi şöyle yorumlamıştır: “Taliban’ın Kabil’e barış yolu ile girmesi ve bütün suçlulara af ilan etmesi bize Mekke’nin fethini ve iman kuvvetinin önünde hiç bir gücün durmayacağını hatırlatmaktadır. Keşke İslam âlemi bu mucizeden ders alsa.”

Taliban’ın hiçbir katliam, cinayet, çatışma resim karesi vermeden kazandığı bu açık zafer, tüm dünyada ve özellikle de ABD ve İngiltere kamuoyunda şok etkisi yapmış durumdadır. Batılı devlet yöneticileri kızgın bir vaziyette üzerlerine yönelmiş bulunan kamuoyu baskısını azaltmak için Afganistan’da kadın ve çocuk hakları savunuculuğuna soyunmuş durumdadırlar. Hâlbuki bu Batılılar için Müslüman’ın ne kadını, ne erkeği ve ne de çocuğu hiçbir değer ifade etmez. Bunu Amerikan ordusunun Irak, Suriye Afganistan işgallerinden şehirleri hava bombardımanına tutarak komple yerle bir etmesinde çokça gördük. İşte Irak şehirleri; Felluce, Ambar, Musul, Tikrit; Suriye’de sözde IŞİD’i çıkarma bahanesiyle hava bombardımanı ile yakıp yıktıkları Rakka. Taş üzerinde taş bırakmadılar.

ABD’nin Afganistan işgali esnasında gerek kendilerinin ve gerekse müttefikleri Özbek asıllı savaş ağası Raşid Dostum’un katliamları da ortadadır. Bu cani ABD ve diğer Batı kamuoyu tarafından laikliği savunduğu ve içki içtiği için asla kınanmamış, aksine yaptığı cinayetlere ödül olarak ABD’nin seçtirdiği Afganistan’ın devrik Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin yardımcısı yapılmıştır. Daha önce de Rus işgalcilerinin safında Afgan halkına karşı savaşmıştı. Özellikle ABD işgali esnasında işlediği Belh ilindeki Cenk Kalesi katliamı ve Kunduz’da Kızılhaç aracılığı ile teslim olan 8 bin Taliban savaşçısı Şibirgan hapishanesine götürülürken Cezavan ilinde bulunan Leyli çölünde durdurulup, konteynırlar içinde havasız, susuz ve aç bırakılarak öldürülmeleri işgal kuvvetlerinin gözdesi Raşid Dostum’un eseridir. Çöl sıcağında susuzluktan ölmemek için birbirlerinin terlerini ve kanlarını emen savaş esirlerinin büyük kısmı, havasızlık ve susuzluktan dolayı yaşamını yitirdi. Bir kısmı da diri diri çöl kumuna gömüldü. İnsan hakları kuruluşları bu katliamı bir savaş suçu olarak nitelese de, ABD; Dostum’u ve ona bağlı olan birliklerini hiçbir zaman sorumlu tutulmadı ve yargılanmadı.

 Şimdi Afganistan’a Taliban hâkim olunca bu cinayetlerin asıl sahibi olan ABD ve İngiltere başta olmak üzere birden kadın hakları savunucusu kesildiler. Peki, bu katledilen binlerce kişiyi doğuran anneler kadın değil mi idi, onlar acı çekmediler mi?

Hayır, Batılılar için sömürge memleketlerinde anne olan kadın en istenmeyen kişidir. Onların kadın hakları dediğinde de hiçbir zaman anne hakkı, namuslu olarak evinde ailesi içerisinde yaşamak isteyen kadın kastedilmez. Onlara göre hakları savunulacak kadın;  şurasını, burasını teşhir eden, vaktini süslenme ve kırıtarak sokaklarda yürümekle, erkeklerle işveli konuşarak barlarda, pavyonlarda meze olan kadındır. Afganistan’da kadınlara zulüm yapılıyor diye gösterilen fotoğraf karelerine bakınca bunlar zaten açıkça görülüyor.

Bu Batılılar sözde çocuk haklarından bahsetmeleri de tamamen propaganda amaçlıdır.  Yıllardır İsrail’in ablukası sebebiyle Gazze’de çocuklar ölüyor, Yemen’de, İdlib’de, Arakan’da ve daha başka yerlerde sağlıksız şartlarda yaşamanın ve yetersiz beslenmenin sonucu on birlerce çocuk ölüyor. Bu Batı için bir şey ifade ediyor mu? Avrupa’da Müslüman aile çocukları çeşitli uydurma bahanelerle ellerinden alınarak eşcinsellerin yanına yerleştiriliyor. Bu mu çocuğu korumak.

Son olarak Afganistan’dan yapılan tahliyelere bakınız. İngiltere Savunma Bakanı Wallace, Batılı güçlerin ‘tek bir koltuğun boşa gitmemesini’ sağlamak için çalıştığını söylüyor ama Kabil’den kalkan bir uçakla yalnızca Paul Farthing isimli tek bir İngiliz vatandaşı taşınıyor. ABD orduya ait köpekleri VIP koltuklarda seyahat ettirirken, kargo uçağına 640 Afgan’ı koyun sürüsü gibi doldurarak taşıyor. Alman ordusu, bira kutularını geri getirmek için özel uçak kaldırıyor ama kendilerine ajanlık yapan Afganları yüz üstü bırakıyor. İşte Batı’nın gerçek ve değişmeyen yüzü…

Batılılar için kendi menfaatlerinin dışında bir gerçek yoktur. Kahire’de Tahrir Meydanı’nda binlerce kişiyi tanklarla ezerek seçilmiş Cumhurbaşkanı’nı hapse atıp yönetime el koyan Sisi, Batı için hiçbir zaman sorun oluşturmadı. Aynı şekilde yakın tarihte Fransa’nın Afrika’daki katliamları Batılılar için bir mesele oluşturmadığı gibi. Nitekim bu güçler, bir taraftan Taliban’ı karalamaya çalışırken bir taraftan da özellikle elektrikli arabalar için mutlaka gerekli olan lityum madeninin en çok burada bulunması sebebiyle Taliban’la çalışabilmek için yollar aramaktadırlar. Lityumun Suudi Arabistan’ı olarak adlandırılan Afganistan’da, 10 trilyon dolar değerindeki stratejik lityum madenini Çinlilere kaptırmamak için Batılıların vazgeçemeyeceği hiçbir insan hakkı yoktur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?