Reklamı Kapat

Coğrafyanın kaderi

İbn-i Haldun’a atfedilen bir söz vardır, “Coğrafya kaderdir” diye. Bu sözü söyleyip söylemediğini bilmiyoruz ama bu sözün içini dolduracak tespitler yaptığı vakidir. İnsanın kişilik yapısından tutun da yönetim şekillerinin belirlenmesinde iklimin önemine kadar vurgu yapmıştır. İklimi yedi bölgeye ayırarak farklı iklimlerin insanların bedenine ve ruhsal yapısına etki ettiğinden bahseder. Farklı iklimlerin farklı medeniyet gelişimlerine sebep olduğunu ifade eder. Doğal olarak bu iklimler içerisinde dünyaya gelen bir insan için de oranın şartları hayatını belirler. Aslında coğrafya kaderdir derken bu zemin kast ediliyor sanırım.

Bu pencereden baktığımızda coğrafya kaderdir ama şunu unutmayalım ki coğrafyaların kaderi de insanların elindedir. Bu durum aslında insanın yaratılış gayesinin bir hâsılatıdır. Bu gayenin bilinciyle hareket eden insanlar yaşadıkları coğrafyayı güzelleştirirler ve o coğrafyaya iyiliği hâkim kılabilirler. Bu imkâna sahip günümüz insanları ne yazık ki hem coğrafyanın doğallığına karşı hem de üzerinde misafir ettiklerine karşı iyilik ve güzellikle değil, kötülük ve çirkinlikle yaklaşıyor. Coğrafyasında görebildiği her güzelliği rant uğruna çirkinleştirebiliyor. Aynı coğrafyayı paylaştığı insanlara menfaati uğruna kötülükle yaklaşabiliyor.

Her coğrafyanın kendine mahsus farklı iklim özellikleri ve farklı imkânları vardır ama genel olarak toprak, su ve hava olmadan hiçbir canlı hiçbir coğrafyada yaşamını sürdüremez. Eğer ki yaşadığımız coğrafyada bunları koruyabilirsek gelecek nesillere yaşama fırsatı sunmuş oluruz. Çünkü coğrafyanın kaderi nasıl ki insanın elindeyse gelecek nesillerin kaderi de bugünün insanının elindedir. Kendi konforumuz için, kişisel menfaatimizi korumak için, hazzımız ve açgözlülüğümüz için tabiatın yasalarına karşı gelirsek geriye ne yaşanabilir coğrafya kalacaktır ne de gelecekte yaşayabilecek nesiller. Her konforun bir bedeli olacağını unutmamak gerekir. Bunu gelecek nesiller görecek elbette, ama biz de bugün bu bedeli hissetmeye başlıyoruz bile.

Doğa şartlarında yaşamak zordur. İnsan bu zorluğu kolaylaştırmak için çalışır. Bunun için teknik yapar, mekânlar inşa eder, şehirler kurar. İşte sorun tam da bu noktada düğümlenmektedir. İnsan tabiatın zor şartlarını kolaylaştırmak için onunla savaşmayı mı yoksa uzlaşmayı mı tercih ediyor. Eğer savaşmayı tercih ediyorsa Hubert Reeves’in dediği gibi kazandığında kaybedecektir. Aslında tabiat bunun fragmanlarını bize gösteriyor. İnsana durup düşünmesi için, yaptıklarını sorgulaması için fırsat sunuyor. Ama görünen o ki; insan bu filmi izlemek istercesine hâlâ doğaya saldırıyor.

Bugünün en büyük sorunlarından birisi farklı kimliklerin birlikte yaşayamaması ise bir diğeri de insanın doğayla birlikte yaşayamamasıdır. Çünkü birbirleriyle paylaşarak mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşama şansı varken birbirlerini sömüren günümüz insanları doğayla da uzlaşmayı değil onu sömürmeyi tercih ediyor. Sömürünün temel mantığı daha fazla tüketebilmektir. Kendisi daha fazla tüketebilsin diye başkasının tüketim hakkını elinden almaktır. İşte insan da daha fazla tüketebilmek için doğayı sömürmeyi tercih ediyor, onun kendini yenileyebilme imkânını elinden alıyor. Coğrafyamızın kaderini kedere dönüştürmemek için belki de ilk yapmamız gereken üretim tüketim dengesini haz ve açgözlülük üzerine değil, ihtiyaç ve paylaşım üzerine kurmamız gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?