İslâm-Şeriat ve Afganistan Özeli-II

On yıllardır emperyalizmin zulmü altında acı çeken bir halkı bu yeni süreçte neler bekliyor, pek kestiremiyoruz. Emperyalizm Afganistan’dan çekilirken Suriye örneğinde olduğu gibi Türkiye’ye bir sorumluluk verdi. Emperyalizmin şimdi görünürde zulmü bitti gibi görünürken -bitti mi acaba?- bölgeyi yeni bir karmaşaya ittiği belli. Hangi oyunun peşindedir, neyin hesaplarını yapmaktadır, bunun üzerinde durmak ve düşünmek gerekir.

Abede yalnız başına bir güç değil, Batı’yı bir bütün olarak görmek gerekir. NATO ve diğer kurumlar da çatı görevini görür. Bir yanıyla mazlum toplulukları, bir yandan da Müslümanları kontrol altında tutuyor. Kendi başına rahat bırakmıyor.

Emperyalizmin Afganistan’dan çekilmesi bir yanıyla sevindirirken bir yanıyla da endişelendiriyor. Uzun yıllardır soluk aldırılmayan, sömürülen, kimi zaman sivil halkın, öldürülmesi, katliamların olması, kimi kesimlerin de refah içinde olması yaşanan bir süreçti. Çok değil bundan iki yıl önce hafızların olduğu bir medreseye bombalar yağdırılmış onlarca genç katledilmişti. Sivillerin olduğu yerleşim merkezleri de defalarca bombalanmıştı. Emperyalizm hangi gerekçe ve oyunla Afganistan’dan  şimdilik çekilerek işgali sonlandırdı!.. Abede ve Batı, yönetimi neden kendi elleriyle Taliban’a teslim etti, birdenbire meydanı boşalttı. İşgalden kurtulanların bundan böyle nasıl bir tutum içinde olacağını bilemiyoruz. Ancak bilgi kaynakları kimi spesifik kesitleri dünya kamuoyunun gözlerine bilinçli ve sistemli olarak zumlamakta. Geçmişteki kimi kareler hâlâ gözlerimizin önünde. Bilgi aktarımları güven vermemekte. İşgaller anında veya sonrasında hazırlanan mizansenler dünya kamusunu da yönlendirmeye dönük. Kaddafi’nin gidişini anımsayalım. Oluşturulan kare korkunç bir insan tipi, korkunç ve çılgın, Karun gibi zenginlikler. Peki, sonrası, sonrası ortada. Libya halkının sefaleti, Avrupa kapılarında sürünen halk, kaynakları ele geçirilen bir ülke ve süregiden bir karmaşa. Daha önce Irak yakın zamanda da Suriye’de yaşananlar… Bunları anımsamadan, üzerinde düşünmeden gelen haberler, yorumlar ve çarpıtmaların çarpık ağında bocalanılıyor. Aslında bocalamadan öte iyice yönlendiriliyor.

Korku, panik ve telâş içindeki kesimlerin durumu elbette düşündürücü. Hep böyle olmadı mı zaten? Afganistan’da çok mu huzur vardı? Bastırılmış bir halk belli kesim üzerinde yürütülenler kimilerini memnun ederken büyük kitlelerin ve genel olarak halkın durumu nasıl?

Millî mücadele örneği vermiş olan Türkiye halkı, emperyalizmden kurtulurken, Batı’ya karşı direnirken onu temsil eden halk Afganistan’ın emperyalizmden kurtuluşuna hayıflanıyor!.. İlginçtir ki, Batıcılar, demokratlar, sosyalistler, liberaller, ırkçılar emperyalizmden yana tavır koyuyorlar. Onların derdi Müslüman bir halkın direnişi ve özgürleşmesi. İslâm karşıtlığı içinde olanlar emperyalizme ve zulmüne razı görünmektedirler. Ancak temel kaygı İslâm olduğundan oklarını emperyallere değil de Müslüman halka yönlendirmekte.

Sadece Afganistan’da değil hemen hemen bütün Müslüman toplumlardaki parçalanmışlıklar asıl açmazları. Sovyet zulmünden kurtuldular, birbirleriyle savaştılar, çatıştılar, Abede emperyalizmi ülkenin kontrolünü ele geçirdi.

Siyasal ayrışmalar, ideolojik çatışmalar güçlenmeyi bir araya gelmeyi engelliyor.

Özellikle de yaşama biçimleriyle insanlığın ahlâkî değerleri ve inançlarına karşı bir savaş var. Bu bir inanç ve düşünce çatışmasıdır. Sapkınlıkların bile savunulduğu, insanların özgürlüğü diye tanımlandığı durumlar savunulurken, Müslümanlar kendi inançları gereği haramlara ve sapkınlıklara karşı söz bile edemiyorlar.

Bir millet kendi inanç değerlerini yitirirse geriye ne kalır? Emperyalizmin oluşturduğu zihni işgalden kurtulamayanlar onların hem sözcüleri, hem de onlar adına savaşçıları konumundadırlar.

Batı’nın bütün derdi, İslâm’a bağlı olan halkların İslâm’dan uzaklaştırılması. Emperyalizmin destek verdiği örgütlerin vahşilikleri üzerinden bir sonuca varılıyor. Vahşet ile İslâm asla bir arada düşünülemez. Ama oluşan algı ile İslâm vahşetin asıl kaynağı olarak gösteriliyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Sami - Ali abicim benim anladığım kadarıyla buradaki amaç,siyonist emperyalist devletlerin afganistan daki taliban denen bu oluşum üzerinden islam alemine ve cümle insanlığa yüce islam dininin ilkelerini emir ve yasaklarını kötüymüş gibi göstererek işte islam budur müslümanlık budur algısı oluşturarak cümle müslümanlar ve cümle insanlık üzerinde şeytani bir deccaliyet oyunudur diye düşünüyorum.Yani tek amaç yüce islam dinimizi kötü göstermek. insanlığı cehenneme sürüklemek, buda lain şeytanın ve uşaklarının işidir.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 20 Ağustos 10:47
03

Ali Haydar Haksal - @Mihracee 01 nolu yoruma cevabı: Sevgili okurum, "on yıllardır", bu çok onlu yıllar demek anlamına geliyor

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Ağustos 16:07


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?