Afgan dağları

Afgan dağlarında kar kucak kucak

Ne ev, ne bark kalmış, ne de bir ocak

Bizim evimizse, yaz gibi sıcak

Kalmak istesen de, kalamazsın ki!

*

Ey Moskof kâfiri, ey yüzü kara

İnşallah bulursun, belanı ara

Afganlı kardeşin her yanı yara

Sarmak istesen de, saramazsın ki!

Beyaz kar üstünde kırmızı kanlar

İslâm’ın yoluna verilen canlar

Var mı bir Müslüman cihattan yana

Sormak istesen de, soramazsın ki

*

Afgan’da olanlar yürekler dağlar

Cihat eden değil, etmeyen ağlar

İmanın bağı, bizi oraya bağlar

Kırmak istesen de kıramazsın ki!

Özellikle üniversite yıllarımızda, 1980’li yıllarda dillerimizde pelesenk olan ezgi ve satırlardı, bunlar. Afganistan’daki Rus (Moskof) zulmünü anlatıyordu ve bizler o yıllarda Mavera dergisindeki mektuplardan bu zulmü okuyorduk... Meral Maruf, okuduğu Mavera dergisi vasıtasıyla merhum Cahit Zarifoğlu’na mektuplar gönderiyordu. Bu mektuplar Mavera’da yayınlanıyordu. Sonrasında bildiğim kadarıyla bu mektuplar kitaplaştırıldı da...

***

ABD son 20 yıl içinde Afganistan’ı işgal etti, bombaladı, yaktı, yıktı ve def olup gitti... ABD’nin girip de yakıp yıkmadığı, talan etmediği bir İslam beldesi var mı?

İngiltere, Rusya ve ABD; bu ülkeler Afganistan’ı işgal altına almak için birçok kez mücadele etti.

Hepsinden yenilgiyle, mağlubiyetle döndüler.

Biz bugünlerde sadece ABD’yi konuşuyoruz.

Oysa Rusya ve İngiltere de Afganistan’ı bombardımana tuttu, ülkede taş üstünde taş kalmadı. Ülke harabeye döndü.

İngilizler daha 19. yüzyılın başında savaş uçakları ile Afganistan’a bombalar yağdırdı.

***

Bu bölümü şu cümlelerle bağlamak isterim;

Muhammed İkbal...

Pakistan’ın milli şairi ve İslam düşünürü.

Tıpkı bizim milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy gibi...

İkbal, Türk halkının milli kurtuluş mücadelesine destek için düzenlenen etkinliklerde 1,5 milyon sterlin topladı. İkbal’in girişimleriyle yardımlar Ankara hükümetine yollandı.

Böyle biri İkbal...

Muhammed İkbal diyor ki: “Asya’nın kalbi Afganistan’dır. Eğer Afganistan huzur ve güven içinde olursa tüm kıta huzur ve güven içindedir. Eğer Afganistan kaos ve savaş içinde ise tüm kıta kaos ve savaş içindedir.”

***

Şimdi yeni bir süreç başlıyor bu Müslüman ülkede...

Afganistan’dan dünyaya verilen o son kareler... İslam Birliği’nin olduğu bir dünyada, Müslüman bir devletten böylesi elim fotoğraflar yansır mıydı, hiç!

Afganistan’da inşallah en kısa sürede barış, istikrar ve güven ortamı hâsıl olur...

İnşallah...

İPEKYOLU’NDAN AFGANİSTAN’A…

* “Türkiye’den ayrıldığımıza tam 24 gün olmuştu. Nice çöller aşmış, nice cehennemî sıcak altında geceler geçirmiştik. İşte bu seyahatin hedefi olan Afganistan’ın sınırındaydık, işte mücahitlerle beraberdik, işte Himalaya’lardan, Hindukuş’lardan, Kûh-i Sefid’lerden akıp gelen buz gibi havanın altındaydık. Tertemiz havayı ciğerlerime çekip berrak gökyüzünde ipildeyen yıldızları seyrede seyrede, bu garip sınır köyünden kımıl kımıl yükselen sesleri dinleye dinleye, 20. yüzyılın son çeyreğinde insanoğlunun yaşadığı dramı düşüne düşüne kesintisiz bir uykuya dalmışım...”

Yukarıdaki satırlar şair-yazar merhum Erdem Bayazıt’a ait…

Ajans 1400, 1980’li yılların başında Afgan cihadını belgelemek üzere yola çıktı.

Ajans 1400’ün ilk çalışmasıydı bu; Ahmet Bayazıt, Yücel Çakmaklı, Şenol Demiröz, Erdem Bayazıt, Necdet Taşçıoğlu ve kameraman Çetin Tunca’dan müteşekkil altı kişilik ekip, 1981 yılının Temmuz ayında yola çıktı.

Yolculuğun bir başka amacı da TOFAŞ’ın yeni ürünü olan ‘Kartal’ marka arabaların ne kadar sağlam olduklarını ispatlayacak bir reklâm filminin çekimini yapmaktı…

Ekibin zorlu ve meşakkatli yolculuğu tam dört ay sürdü.

Ekip, sağ salim geri döndü.

Ajans 1400, 12 Eylül sansürüne takılan bu belgesel filmi kamuoyunda tanıtma imkânı bulamadı. Ancak, bu seyahat ile ilgili anılar, Erdem Bayazıt’ın nefis yorumuyla “İpekyolu’ndan Afganistan’a” başlığı altında Mavera dergisinin Aralık ‘81 sayısından itibaren yayınlanmaya başladı.

Bu notu da iletmiş olayım…

KONYA YATIRIM RAPORU (2)

konya’da bugüne kadar açılan fabrikalar nasıl kapatıldı, yatırım ve üretim alanları nasıl devredildi? Saadet Partisi Konya İl Teşkilatı’nın çalışmasını yazdım geçen gün. Çalışmanın devamını da paylaşmak istiyorum;

* MKE Ağır İş Makineleri Fabrikası: 1976 yılında Kulu Ömeranlı’da (Tavşançalı) fabrika inşa edildi ancak faaliyete geçmedi. Yakın zamana kadar farklı amaçlar için kullanılan binalar geçtiğimiz senelerde yıkıldı. 

* Beyşehir Gübre Fabrikası: 1976 yılında yapımı planlandı, arazi tahsis edildi ancak hayata geçemedi. 

* Et-Balık Kurumu Kombinası: 1952 yılında 143 bin m2’lik alana kurulan Et-Balık Kombinası 31 Aralık 2004 yılına kadar üretimine devam etti. Makinelerin paslanması ve iş yapamaz duruma gelmesi sebebiyle, özelleştirme kapsamında sembolik bir fiyata Meram Belediyesi’ne devredildi. Günlük 420 büyükbaş, 3 bin küçükbaş hayvan kesim kapasitesine sahip olan tesisi Meram Belediyesi, bir süre işlettikten sonra yıkarak kombina arazisini toplu konuta açtı. Şu anda söz konusu arazi, kentsel dönüşüm çerçevesinde konutlaştırıldı. 

* Ereğli Sümerbank Dokuma Fabrikası: 1937’de Sümerbank tarafından kuruldu ve 1997’de özelleştirme kapsamında Albayrak Holding’e satıldı. TSK’nın giyim ihtiyacının %40’ını karşılamakta.

* Etibank Konya Civa İşletmesi: 1969 yılında Sarayönü Ladik’te, Etibank tarafından civa fabrikası açıldı ve 1990 yılında faaliyetlerine son verildi. 

* Meram Dere ve Ereğli İvriz Hidroelektrik Santralleri: 1929 yılında Meram Dere’de, 1930 yılında ise Ereğli İvriz’de elektrik santrali kuruldu ve 2014 yılında iki santral de 250 bin dolara satıldı. 

* Konya Metrosu: İlk olarak 2004 yılında yatırım yapılması planlandı. İlk tanıtım toplantısı ise 2015 yılında yapıldı. 2021 yılında yatırım listesinde yer aldı. İlk ihalesi yapılmasına rağmen şu ana kadar somut bir gelişme olmadı. 

* KOP Mavi Tünel Projesi: İlk etüt çalışması 1960 yılında yapılan tünelin inşaatına 2009 yılında başlandı. Nisan 2012’de açılışı yapılan tünelden ilk su akışı 22 Mayıs 2015 tarihinde sağlandı. Zaman zaman su akışı sağlanmaya çalışsa da AHİ kanallarındaki hasarlar dolayısıyla su akışı sağlıklı olarak sağlanamamaktadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Kerime - Evet 1980'li yıllarda hem İslamcı ezgileri hem de Ahmet Kaya dinlerdik. Şimdiki gençliği anlayamıyorum. Dinlemesini bile bilmiyorlar kusura bakmasınlar. Bir filmi bile baştan sona izleyemiyorlar. Bir garip bir tuhaflar. Çok özür dilerim de gördüğüm gençlik böyle...

Neden böyle?

Birkaç genç arkadaş cevaplarsa bu sorumu çok memnun olurum...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 18 Ağustos 14:38
02

Murat - @Kerime 01 nolu yoruma cevabı: Yok be hanımefendi. Nereden çıkarıyorsunuz?

Biz de Z kuşağı olarak sizden biriyiz.

Neticede sizin içinizde yetiştik.

Film de izlerim dinlerim de...

Yapmayın be ablam...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Ağustos 16:42


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?