Reklamı Kapat

Coğrafya göçüyor

Özelde içinde bulunduğumuz coğrafyanın genelde de İslam aleminin içine düşürüldüğü kaotik hal, önümüze uluslararası düzensiz göç realitesini ve dramını koyuyor. Görmezden gelinemeyecek, küçümsenmeyecek, yüzeysel ve şovenist değerlendirmelerle geçiştirilemeyecek, üstesinden gelinemeyecek ciddiyette, göründüğünün aksine çok boyutlu bir sorun bu. 

Gerek diplomasi gerek ekonomi gerek insani gerekse de toplumsal ilişkiler anlamında birçok zincirleme reaksiyonu içinde barındırıyor bu mesele. Muhatabınız insan olduğundan kestirip aramıyorsunuz ama öte yandan da bu vakıanın toplumsal sonuçlarının da insanların can mal ırz emniyetlerini bile zaman zaman tehdit ettiğini de bizden kaçıramıyorsunuz. Buradan hareketle toptancı bir ilkellikle ve pogromcu bir kafayla tedhiş eylemlerine kapı aralanamaz elbette.

Ancak bu çok boyutlu mesele de siyasi iktidarın alışkanlık haline getirdiği popülizmle de “ensar-muhacirun” olgusuna da bağlanamaz. Bu ülkede herkes “ensar-muhacirun” olgusunun kutsiyetini ve manasını bilir ve aman dileyene de her kim olursa olsun sırt çevirmez. Bu vakıanın vahametini “ensar-muhacirun” olgusunu öne sürerek gölgelemek bu meselenin gerçek mahiyetini görmeyi güçleştirebilir.

Bu ülke insanı Bulgar zulmünden kaçanları da, Saddam’ın korkusundan kendisine sığınanları da, Suriye’deki iç savaş mağdurlarını da konuk etmiştir. Daha pek çok milletten insan da gelip bu ülkede gönlü rahatlığıyla yaşamaktadır.

Ancak özellikle son 10 yılda Suriye ve son dönemde de Afganistan özelinde yaşanan ve siyasi iktidarın da tuhaf bir şekilde Batı’ya karşı koz ve ABD ile ilişkileri tamir hastası olarak gördüğü göç vakıası üzerine derinlemesine düşünme vakti geldi de geçiyor. Öncelikle şunu ortaya koymak gerek; geçen hafta Altındağ’da gerçekleşen olaylar haklı tepkiler ziyade amacını aşan ilkelce saldırılardır. Ancak bu saldırıların barbarlığı, bu olayları başlatan hadisenin vahametini de ortadan kaldırmaz. Bu meseleyi düzensiz göç olgusunun giderek toplumun sinir uçlarını uyardığı olarak okumalı ve gereken tedbirleri almak durumundayız.

Kontrolsüz şekilde sınırları aşıp gelen yığınlar kabul edilebilir bir durum olmadığı gibi daha büyük bir planın uygulamaya konmuş parçası gibi durmaktadır. Tam da büyük İsrail projesinden bahsedildiği bir dönemde önce Suriye’nin boşaltılmasına kafa yormadık ve bir inat uğruna meseleyi iç savaş pozisyonuna soktuk. İsrail’le bile masaya oturup konuşurken Suriye’yle benzer bir teması kurmadık mesela. Bu insanlara verilecek en büyük hizmet huzur temin edildiği ülkelerine sağlamaktır halbuki. Türkiye’de asgari ücretin bile altında ücretlere çalışmak vs değil herhalde…

Afganistan’dan Türkiye’ye yönelen (sınır bile olmadığımız ve arada 3000 km olduğu halde) göç dalgası da normal karşılanamaz haliyle. Siyasi iktidarın “Afganistan’dan bir göç dalgası söz konusu” ifadeleri de bu duruma toplumu alıştırma hamlesi olsa gerek. Taliban’n Kabil’e girmesiyle birlikte kaçan Afgan askerlerinin ABD’nin yönlendirmesiyle İran sınırına hareketlenmeleri bu “koordineli” göç dalgasının ardındaki faili gösteriyor sanki.

Bu meseleyi ezberler veya mahiyeti birtakım menfaatler nedeniyle saptırılmış olgularla değil de İslam aleminin karşı karşıya bulunduğu tasallutlar çerçevesinde değerlendirmek durumundayız sanki.

Ve elbette ki, hem Suriye hem de Afganistan’ın kaderinin Batı emperyalizmine teslim edilmesine İslam alemi olarak tepkisiz ve eylemsiz kalma meselesini de düşünmek gerek. Buraların huzur ve sükuna kavuşturulup yeniden imar edilmesi için gösterilen hiçbir çabanın olmayışını da İslam ülkelerinin hanesine eksi puan olarak yazmak ve halimize de ağlamak kalıyor yine bize. Coğrafyamızın her anlamda göçmesini, küçük hesaplar uğruna sineye çeken idarecilerle işi zor İslam aleminin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Kamil R. - Lise öğrencileri ile yemek yerken tanık oldum.Ramazan ayında iftar açarken.Tiksinti verici bazı davranışlar yaptığını gördüm fakat hiç kimse rahatsız olmadı.Yaşı bizlerden çok büyüktü fakat yaş farkı hiç belli olmuyordu.Yemek yedikten sonra bizim yaptığımız herşeyi yaptığını gördüm.Vakit namazını kılmadı.Onu ayıplayanları sadece üsteledi.Aşağılayan tiplere kızmadı.Ayrılınca aramızdaki hiçkimsenin tanımadığını öğrendim.Bu nasıl bir ahlak.örneğin sesli Besmele çekti.Yaşın büyük önce ben başlayım dedi.Nerdeyse birileri yemeği terk edecekti.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Ağustos 17:37
02

Emel N. - Ortaokulda harcanan yetenek sayısı nerdeyse 2 katını bulmuş.Suçlu,merhametsiz davranan şahıslar olmasın.Olsun.Oysa ortaokul öğretmenleri çok zeki ve çoğu da kadrolu öğretmen oldukları halde.Kadrolu ortaokul öğretmenleri çok zekiler,bu vatanın güzel evlatları.Telafi mi?Bir altına inelim.İzleyelim.Gerekirse,yine izleyelim.EBA ya ialave birşeyler yapılmalı.Sadece EBA ya bırakmayın.Başkasına bırakmayın.O,senden önce harcayacak çünkü.Tecrübelerle sabit.Ona,bırakmayın çünkü.Ona bırakan harcanır gider.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Ağustos 16:33
01

Ömer - Bu Afganlıların göç meselesinde İran’ın sessiz kalması ilginç . Yine hangi fitne peşinde dikkatli olunmalı .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Ağustos 20:52


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?