Kerbela olayında ibretlik bir tablo

Hz. Hüseyin’in Medine’den ayrılmasının ardından kendisini an be an takip eden Kûfe Valisi Ubeydullah İbn Ziyad, Hz. Hüseyin ile Kûfelilerin buluşmasını engellemek için birtakım önlemler alır ve Kûfe halkı üzerindeki baskısını artırır.(1) Kadisiye ile Kûfe arasına ve Kûfe ile Basra arasına süvari birlikleri yerleştirir. Şam ve Basra yolları arasında gelip geçen herkesin gözetim altında tutulmasını emreder.(2)

İbn Ziyad’ın bu icraatları Kûfelilerle Hz. Hüseyin arasındaki tüm bağları koparır. Hz. Hüseyin Mekke’den ayrılıp Kûfe’ye doğru hareket ettiğinde Kûfe halkına kendi gelişini haber vermek için peş peşe elçiler gönderir. Ancak gönderdiği tüm elçiler İbni Ziyad’ın eline geçer. Çok geçmeden Hz. Hüseyin (r.a.), Kûfe’de işlerin yolunda gitmediğini sezmeye başlar. Zira bedevilerden Kûfe’ye kim olursa olsun, mutlak olarak girip çıkan herkesin kontrol altında tutulduğunu öğrenir.(3)

Hz. Hüseyin Kûfe yolu üzerinde bulunan Zibale veya Şeraf mevkiine geldiğinde, Kûfe halkının kendisini yapayalnız bıraktıklarının üzüntüsü yanında burada bir de Kûfe halkına kendisini temsilen gönderdiği Müslim b. Akil’in, Hani b. Urve’nin ve Abdullah b. Baktır’ın öldürülme haberlerini alır. Bu olaylar Hz. Hüseyin üzerinde büyük bir etki yapar. Çünkü hem en yakın adamları şehit edilmiş ve hem de Kûfe’deki taraftarları onu yapayalnız bırakıp dağılmışlardı.(4)

Hz. Hüseyin (r.a.), amcası oğlu Müslim b. Akil’in öldürülme haberi ile birlikte ona söz verenlerin çevresinden uzaklaştıkları haberini aldıktan sonra, bu durumu beraberinde bulunan arkadaşlarına bildirdi ve onlara, “Gitmek ve ayrılmak isteyenler, gidebilirler” dedi. Bunun üzerine yanında olanlardan kimisi sağa, kimisi de sola dağılarak uzaklaştılar.(5)

Yanında kalanlardan biri kendisine dedi ki: “Allah adına sana yemin veriyoruz, ne olur buradan ayrıl, uzaklaş. Kûfe’ye gitmek senin neyine! Çünkü orada ne bir yardım edecek olanın ne de bir taraftarın kalmadı. Bilakis biz senin için endişe duymaktayız.” Ancak öldürülen Müslim b. Akil’in kardeşleri öne atılarak, “Vallahi biz, intikamımızı almadıkça ve Müslim’in başına gelenler bizim de başımıza gelmedikçe buradan ayrılmayacağız” dediler.(6)

Hz. Hüseyin’e yolda katılan adamları ondan uzaklaşınca onunla yanında sadece Mekke’den yola çıktığında beraberinde bulunanlar kim idiyse onlar kaldı. Hz. Hüseyin (r.a.) tekrar yola koyularak Şeraf denen yere kadar yoluna devam etti. Orada gençlerine su ihtiyaçlarını giderme emrini verdi.(7)

O esnada Kûfe valisinin yola çıkardığı bin kişilik süvari birliği Hz. Hüseyin ile beraberindekilere yetişti. Hz. Hüseyin (r.a.), geri dönmek için birliğin komutanı Hürr b. Yezid’den izin istedi ise de Hürr buna yanaşmadı, ancak Kûfe’ye kadar kendisine eşlik edeceğini söyledi.(8) Ancak Hz. Hüseyin (r.a.), Hürr ile beraber Kûfe’ye gitmeyi reddetti. Bu durum karşısında Hürr, Hz. Hüseyin’e bir başka çıkış yolu gösterdi, Kûfe’ye gitmeyebileceğini ama Medine’ye de geri dönemeyeceğini fakat bir başka yol tercih edebileceğini söyledi.(9)

Hürr, sürekli olarak Hz. Hüseyin’e öğütte bulunuyor ve herhangi bir savaşa girişmemesini istiyor ve Allah adına bu konuda hatırlatmalarda bulunuyordu. Ona savaşması halinde öldürüleceğini açıkça söylüyordu. Ancak namaz vakti geldiğinde Hz. Hüseyin her iki tarafa da imam olarak namaz kıldırıyordu.(10)

Hz. Hüseyin (r.a.) yoluna devam ederek Kerbelâ’ya ulaştığında burada Kûfe Valisi İbni Ziyad’ın gönderdiği ikinci bir askeri birlikle karşılaştı.(11) Ömer b. Sa’d’ın komutasındaki bu orduda dört bin savaşçı bulunuyordu. Ömer b. Sa’d buraya gelir gelmez komutayı devraldı ve daha öce gelmiş olan 1000 kişinin de kendisine katılmasıyla beşbin kişilik bir askeri kuvvetle Hz. Hüseyin (r.a.) ve beraberindekileri muhasaraya aldı.

Esasen Ömer bin Sa’d komutasındaki bu ordu Kufe’den hareket ederken hedefleri Deylemlilerle cihat etmek için Rey şehrine gitmekti. Ancak Kûfe Valisi İbn Ziyad, onları yollarından çevirip, güzergâhlarını değiştirerek Hz. Hüseyin’den tarafa gitmelerini emretti. Ordu komutanı olan Ömer b. Sa’d, İbn Ziyad’ın bu önce teklifini reddetti. Ancak İbn Ziyad, bu görevi reddetmesi durumunda, kendisini görevden alacağını, evini başına yıkacağını ve ailesi ile birlikte kendisini de öldüreceğini söyleyerek onu tehdit etti. Bunun üzerine Ömer, istemeyerek de olsa, İbn Ziyad’ın teklifini kabullendi ve onun isteğine makam ve saltanat uğruna boyun eğdi.(12)

Bir taraftan o dönem kum yığınlarından başka hiçbir şey bulunmayan Kerbela çölünde 10 gün boyunca Hz. Hüseyin ve beraberindekileri suya ulaşmaktan menetti. Ama diğer taraftan da Hz. Hüseyin’in (r.a.) imamlığında kılınan namazlarda onun arkasında cemaat olup saf tutmaktan geri kalmadı. Ne yaman çelişki! Ve nihayet 10 Muharrem günü olanlar oldu…

Kerbela olayının en üzücü ve en can alıcı noktalarından birisi işte burasıdır. Allah yolunda cihat etmek için yola çıkan bir komutan ve onun askerleri Allah Resulü’nün torunlarına, cennet gençlerinin efendisine karşı kılıç çekiyorlar ve hiç kimseye acımıyorlar…

Yola çıkarken ki niyet ne, sonuçta elde edilen ne? Bir de ordu komutanının Aşere-i Mübeşşere’den birisi olan Sa’d b. Ebi Vakkas’ın oğlu olması ve Hz. Hüseyin ile birlikte Medine sokaklarında birlikte büyümüş olmaları işi daha hazin ve daha düşündürücü hale getiriyor… İslam’a aykırı olan, yanlış olan emre uymanın cezası dünya da, ahirette de rezillik ve perişanlıktır.

1-           Mevakıfu’l-Muaraza, s. 264; et-Tabakat, 5/376

2-           Ensabü’l-Eşraf, 3/166 ve 3/573; et-Tabakat, 5/376; Mevakıfu’l-Muaraza, s. 265

3-           Mevakıfu’l-Muaraza, s. 266; Ensabü’l-Eşraf, 3/167–168; e-Tabakat, 5/371

4-           Tarihu’t-Taberi, 6/322–323; Mevakıfu’l-Muaraza, s. 267

5-           Tarihu’t-Taberi, 6/323

6-           Tarihu’t-Taberi, 6/322

7-           Tarihu’t-Taberi, 6/325

8-           Tarihu’t-Taberi, 6/327

9-           Tarihu’t-Taberi, 6/328

10-         Tarihu’t-Taberi, 6/326–329

11-         Ensabü’l-Eşraf, 3/166

12-         Tarihu’t-Taberi, 6/335; Geniş bilgi için BKZ, Ali Muhammed Sallabi, Emeviler Dönemi, 1.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder

# Ordu

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Kasım Özdemir - Ağla yüreğim ağla... Bitmeyen kerbelalara ağla

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Ağustos 22:23


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?