Öfkenizin tuzağına düşmeyin

Geçtiğimiz gün bir okurum aradı; öfkesini kontrol edemediğini ve bu konuda yardım alabileceği bir terapiste ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Okurumla konuştuktan sonra çağımızın sorunlarından biri haline gelen kontrolsüz öfke ve şiddetin gündemimizi neden bu kadar işgal ettiğini düşündüm. Hattı zatında potansiyel olarak hepimiz öfke eğilimi taşıyoruz ancak öfkemizi kontrol altında tutmayı doğal hayatın akışı içinde öğrenmek zorundayız. Doğru olan budur.

Seküler kültürün atmosferini soluyan insanlarımız hakkaniyet değerlerini kaybedince rekabeti, kaba kuvveti bir güç olarak algılayıp öfkelerini kontrol edemez hale geldiler. Oysa İslam kültüründe insani ilişkilerin şeklini adalet ilkesi belirlerdi, mağduriyetinize sebep olan kişiden hakkınızı alma şansınız elbette vardı ama tahammül göstermenin ve uzlaşı sağlamanın getirdiği kazanımları bilir ve affederdiniz. Affetmek hem manevi bir kazanca dönüşür hem de ortaya çıkacak çatışmayı ortadan kaldırır ve sükûneti sağlardı. Günümüzde insanların olaylara bakış açıları seküler kültürün renklerine göre şekillendiği için fertler affetmeyi, tahammül göstermeyi ya da insani yollardan hak aramayı bir yenilgi olarak görüp şiddete yöneliyorlar. Bu durumda doğal olarak fertlerin öfkeyi kontrol altında tutmaları pek mümkün olmuyor.

Bedenimizi ve duygusal yapımızı bir denge üzerine yaratan Yüce Rabbimiz bizden bu dengeyi korumamızı, aşırılıklardan kaçınmamızı istemektedir. Elbette adına hayat denilen şey stabil bir yapıya sahip değil aksine inişli çıkışlı girizgahları var hayatın ve kötülerle iyiler aynı ortamda yaşamakta, suyu, toprağı, güneşi, havayı ortak kullanmaktalar. Bu durum hakkaniyet duygusu gelişmemiş kişilerde rekabete, çatışmaya ve husumete neden olabiliyor. Ancak Allah’ın bize bahşettiği hak duygusu yaşadığımız sorunların çözümü noktasında bir anahtar görevi üstlenmekte ve sükûneti sağlamaktadır dolayısıyla bu anahtarı doğru şekilde kullanmalı ve olaylar karşısında öfkenin şiddete dönüşmesine fırsat vermemeliyiz.

Öfke duygusu hüzün gibi, sevgi gibi doğal bir duygudur ve haksızlığa karşı direnç göstermemiz için bahşedilmiş bir imkândır. Ancak bunun için öfkenin hakkaniyete tabi olması ve destekleyici bir güce dönüşmesi gerekir. Aksi takdirde şiddet ve nefrete dolayısıyla zulme dönüşecek ve hem sahibine hem karşı tarafa zarar verecektir.

Hz. Peygamber öfke anında abdest alıp ortamı terk etmeyi tavsiye eder. Resulullahın tavsiyesine tabi olan kişi hem tehlikeden uzaklaşmış olacak hem de sakin bir ortama çekilerek davranışlarını analiz etme şansı bulacaktır. Hz. Peygamber’in bu tavsiyesini bilimsel bir çerçevede ele alan rahmetli Dr. Haluk Nurbaki, kişinin öfke anında aldığı abdestinin bedende biriken statik elektriğin boşalmasını sağlayacağını ve dinginliğe vesile olacağını ifade eder.

Öfke raydan çıkmış bir araç gibidir, kontrol edilmediğinde nereye gideceği ve hangi zararlara sebebiyet vereceği belli değildir. Nitekim Hz. Peygamber, “Biriniz öfkelendiğinde sussun” buyurmuş ve bu süreçte ortaya çıkacak zarara karşı önlem almaya teşvik etmiştir. Zira kişi duygularının kontrolünü kaybettiğinde aklını, iradesini kullanamaz hale gelir ve bu durum büyük tehlikelere yol açabilir. İnsani ilişkilerimizde hakkaniyetli davranabilmek için öfkenin yularını elimizde tutmak ve kontrolü sağlamak zorundayız. Aksi takdirde ortaya çıkacak zararı telafi etme şansımız olmayabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

04

56 - doğru öfke kızgınlık kin haset hiçbiri güzel değil hepsi şeytanlardandır ama gelde bu zamanda hiçbirşeye sinirlenme kızma heleki bu lanet olası olmaz ülkede torpili olan devlette adam olacak olmayan girmeyecek hiçbirşey sayılmayacak adalat bumudur cemaat tarikatlar zalimce devletin her kademesine yerleştiriliyor gizli açık ama kimsenin umurunda değil cumhurbaşkanının hiç umurunda değil

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Ağustos 18:14
03

Nurettin Gedikoğlu - Değerli kardeşim öfke ve kontrol mekanizmasını ne güzel anlatmışsınız Rabbim sizden razı olsun inşallah

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 16 Ağustos 09:13
02

Mehmet Bozkurt - Hak yiyen haramilerle insani yollarla mücadele nasil olur bilmiyorum. Bunun pratik hayatta bir örneği var mı onu da bilmiyorum. Zira haksızlık yapanlar yada hak yiyenler kaba güç yada gayriinsani tavırlarıyla bu kötülüğü yapıyorlar. Onlarla insani çerçevede nasil mücadele edilir? İnsanlık tarihi hak yiyenlerin ve mazlumların birbiriyle savaşı, hem bireysel hem toplumsal hemde uluslararası alanda yaşanan ezeli savaş

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 16 Ağustos 08:46
01

R K - En büyük düşmanım o öfke kontrolüm hiç yok

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 16 Ağustos 05:52


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?