“Bilardo maçı”

Her şey A. Daudet’in bu hikâyesindeki gibi.

Günlerdir savaşan askerlerin geceyi yağmur altında geçirmeleri, yorgunluk, uykusuzluk.

Yağmur, çamur, ateş yakılması yasak, yemek yok, karanlık, etrafta düşmanlar.

Saldırıya hazırlar ama saldırmıyorlar.

Emir gelmesini bekliyorlar.

Karargâh karşılarında, görkemli Louis-Treize Şatosu’nda.

Kuğuların yüzdüğü ayna gibi gölcük başta her şey mükemmeldir.

Ziyafeti anlatan yemek masası.

Yan odada mareşal bilardo oynuyordur ve bu ordunun emir beklemek zorunda olmasının nedenidir.

Mareşal bilardo oynamaya başladığında dünyanın sonu bile gelse hiçbir şey onun oyunu bitirmesine engel olamazdı.

Etrafında saygılı subayları ona iltifatlar ediyorlardı.

Yolun karşısında yağmur altında titreyen yorgun, aç askerler vardı.

Mareşalin rakibi yüzbaşı oyunda çok daha iyiydi fakat komutanın önde olmasına izin verecek kadar nazikti, enerjisini oyunu kazanmamaya fakat aynı zamanda çok da kolay yenilmemeye odaklamaktaydı. Bu tip askerlere geleceği olan subay denmekteydi. Amaç oyunu sonuna kadar bu şekilde götürmekti. Bunu başarmak terfi demekti.

Dışarıda top atışları ile herkes korkar birbirine bakar.

Yalnız mareşal bir şey görmemiş ya da duymamıştır, masaya eğilmiş atışını planlamaktadır.

Top atışları hızlanmıştır, subaylar pencereye koşarlar, Prusyalılar saldırıyor olabilir mi?

Sayısına odaklı mareşal, “Sorun değil bırakın saldırsınlar, sıra sende yüzbaşı” der.

Mitralyözlerin yırtıcı sesi daha da yükselmiştir. Bahçeden kırmızı bir duman yükselmekte, tavus kuşları ve sülünler kuşhanede dehşetle çığlık atıyordu.

Kuryeler nefes nefese gelip mareşali görmek istiyorlardı.

Mareşali kimse göremezdi, oyununu bitirmesini hiçbir şey engelleyemezdi.

Gergin yüzbaşının kafası karışır, taktiğini unutur, neredeyse maçı kazanır.

Mareşal öfkeden çıldırır.

Tam o esnada avludan hızla içeri giren çamurlar içerisindeki atlı subay, nöbetçileri aşar, bir nefeste merdivenleri çıkar, mareşal diye seslenir.

Mareşal, cama çıkıp, “Sorun ne, orada nöbetçi yok mu” der kızgınlıkla.

Konuşmasına izin vermeden subayın, “Tamam, emirlerim için orada bekle” der.

Zavallı askerler zaten emirler için beklemektedirler.

Rüzgâr şarapnelleri yüzlerine doğru savurur.

Taburlar yok olurken, neden harekete geçmediklerini anlayamadan silahları ile hazır vaziyette emir beklerler. Ne ki ölmek için emir gelmesine gerek olmadığından, şatonun önünde yüzlerce asker ölür. Öldükten sonra bile şarapneller onları parçalamaya devam eder ve açık yaralarından Fransa’nın cömert kanı sessizce akar.

Yukarıda bilardo odasında işler kızışmaya başlar. Mareşal tekrar öne geçmiştir, sadece bir puana ihtiyacı vardır. Top mermileri bahçeye düşmektedir. Ordu geri çekilmektedir. Mareşal maçı kazanmıştır.

Olay Fransa’ da geçse de, 1800’lü yıllardan sonra pek bir şey değişmedi.

Egemenler her yerde yaşam maçını, en iyi koşullarla daima kazandı.

Siyasetçi, gazeteci, profesör, işadamı tıpkı mareşal gibi maçı hep önde götürdü.

Son günlerde okuduğumuz dehşetli haberler.

Gazeteci yüzbinlerce dolar fon alıyor, aç gözü doymak bilmiyor, ekibindeki çalışanlara değil sadece kendi kasasına fonları tıkıp, açlık seviyesinde genç muhabirleri çalıştırıyor, ayağındaki topu daima önde götürüyor.

Öldürülen kızın adli tıp raporu ciddi paralar karşılığında değiştirilip, suçlu siyasetçi itibar kaybına uğramadan gemisini yürütebiliyor.

Dokunduğu her kadının öldüğü suç makinesi, içeriye alınıp misafir edilip çok geçmeden dışarı çıkarılıyor.

Sayılara hâkim olanlar, daima kazanıyor.

Ölü bedenlerini şarapnellerin parçaladığı askerler gibi gariplerin uğradıkları zulüm ve cinayetlerde hakları aranmıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder

# Dolar, Ordu

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?