Reklamı Kapat

Türkiye-Ortadoğu İlişkileri Ve Katar Sorunu

Türk dış politikasının Ortadoğu ya da İslam dünyasıyla ilişkilerinin Cumhuriyet’in ilk yıllarından 1960 yılına kadarki serüvenini bir önceki yazıda özetlemiştik. 1960-1980 yılları arasında Ortadoğu’daki Müslüman devletlerle karşılıklı eşitlik ve saygı çerçevesinde ikili ilişkiler geliştirmeye yönelik adımlar atılarak geçmişteki hataların telafi edilmeye çalışılmıştır.

27 Mayıs darbeci subayları, bir taraftan Ortadoğu ile ilişkileri geliştirmeye yönelik adım atarken diğer yandan ABD’nin darbeyi yanlış anlamasının önüne geçmek ve NATO’nun 1959 anlaşmasına dayanarak Türkiye’ye müdahale etme ihtimalini de önlemek için NATO ve CENTO’ya bağlılığını bildirdi. Bir taraftan NATO ve CENTO’ya bağlılık bildirilirken diğer yandan bağımsızlık mücadelesi veren ülkeler, bağlantısızlar ve üçüncü dünya ülkeleriyle ilişkileri güçlendirmek için adımlar atıldı.

1965 seçimlerinde Demokrat Parti’nin devamı Adalet Partisi iktidara geldiğinde, DP’nin yaptığı hataları yapmayarak, Ortadoğu’ya kayıtsız kalmadı. Türkiye’yi gerek uluslararası platformlarda gerekse dini, tarihi ve kültürel bağlarımızın olduğu Arap / İslam dünyasıyla ilişkileri sıcak tutma gayreti içinde oldu.

AP lideri Süleyman Demirel hükümet programında, başta Ortadoğu ve Mağrip olmak üzere Afrika ve Asya ülkeleriyle çok yönlü bir dış politika izleyeceğini belirtti. Bu coğrafyada Türkiye’nin olumsuz imajını silmek için siyasal, ekonomik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi yönünde ilişkiler kurmayı amaçlayan Adalet Partisi diğer yandan da Batı ile ilişkilerin de önemine vurgu yapıyordu. Bu taktik, çok yönlü ve denge politikası aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin bidayetinden beri yürüttüğü bir politikaydı.

12 Mart 1971 Muhtırası dönemi sonrası yaşanan ara dönemde Türkiye’nin Ortadoğu’daki Müslüman ülkelerle ilişkilerine mesafe konulmuştur. Mart 1972’de Cidde’de İslam Konferansı Yasası imzaya açılmış, ancak Türkiye buna imza atmamıştı.

12 Mart döneminden sonra Türkiye’nin Arap dünyasıyla ilişkileri tekrar ivme kazandı. Gerek CHP-MSP Hükümeti gerekse akabindeki Milliyetçi Cephe Hükümetleri döneminde dış politikada çok yönlü dönem tekrar geldi. Özellikle Milli Selamet Partisi lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocanın “Siyonizm karşıtlığı” bu ilişkilerin ivme kazanmasında önemli rolü oldu. Erbakan Hocanın yüzü her zaman Batıya değil, İslam dünyasına dönüktü. Batı taklitçiliğini eleştiren, “İslam Birleşmiş Milletleri”nin kurulmasını savunan Erbakan’ın İslam dünyasıyla ilişkileri geliştirmek için hem iç kamuoyu desteği hem de fikri altyapısı mevcuttu.

1974 Kıbrıs Barış Harekâtında ABD ve Batının Türkiye’ye karşı tutumu da Arap ülkeleriyle ekonomik işbirliğini zorunlu kıldı. Türkiye bu dönemde (6 Ekim 1973) Arap-İsrail savaşında Arapların yanında yer aldı. Araplarla ilişkilerin geliştirilmesinin neticesi 1974 Kıbrıs Barış Harekâtında alındı. Libya lideri Kaddafi, Türk uçaklarının uçabilmesi için gerekli yakıt ve lastikleri yollayarak Türkiye’ye fiilen yardım etti. Türkiye 10 Kasım 1975’te BM Genel Kurulu’nda “Siyonizm’i ırkçılığın bir türü olarak kabul eden” karara destek verdi ve Araplardan yana tavır aldığını gösterdi.

Yine REFAHYOL hükümeti döneminde Refah Partisi lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca tarafından D-8’lerin kurulması, İslam dünyasıyla ilişkileri geliştirmek için ortaya konulan gayretin bir sonucuydu. Erbakan Hocanın “İslam Birleşmiş Milletleri” hayali ise, 28 Şubat post-modern darbesiyle engellendi. Son günlerde Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin İslam dünyasıyla ilişkilerini geliştirmeye yönelik girişimleri de Türk dış politikasının Ortadoğu’ya bakışındaki değişimi göstermektedir.

Bütün bunlara rağmen, Siyonizm’in kurduğu mevcut dünya denkleminde, Müslüman ülkelerin Erbakan Hocanın hayali olan “İslam Birleşmiş Milletleri”ni kurup, D-8’leri canlandırmadıkça; ABD ve Batının İslam dünyasını kan gölüne çevirmesini engellemesi mümkün gözükmemektedir. Afganistan, Irak, Suriye, Libya ve son olarak Katar sorunu Siyonist dünya düzenine başkaldırmadıkça İslam coğrafyasının huzur bulmayacağını göstermiştir.

Müslüman ülkelerin yöneticileri Kur’an-ı Kerim’deki “Ancak Müminler kardeştir” (Hucurat, 10) ve “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez” (Maide, 51) ayetlerini hatırlayıp birleştiği gün, zafer Müslümanların olacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?