Babama Hâlâ Milli Selametçi derler

Herkese malumdur ki ülkemizde demokrasi “halkın” yönetimi denilmesine rağmen “halka rağmen halk için” devreye sokulmuş bir sistemdir. Haliyle sıkıntıları, darbeleri, parti kapatmaları, siyasi kampları hiç bitmedi. Cumhuriyet kurulduktan sonra uzun bir süre tek parti yönetimi, daha sonra “Batı Bloğu”na eklemlenebilmek için çok partili sisteme geçiş… Tüm bu olaylar vuku bulurken kendi vatanını emperyalistlerden canıyla, malıyla kurtaran “halk” savaştan sonra seyirci olmaya itildi, bu süreçte gerçekleşen ne varsa sadece olanlara maruz kaldı. Ülkemizde halkın yönetimi olan demokrasi sistemine geçilmiş olmasına rağmen kendi topraklarından çıkan bir görüş 1969 senesine kadar neşet edemedi. Uzun yıllar milletimize sağ-sol denilerek aynı oyun kurucunun farklı oyuncuları siyasi görüşlerle zaman kaybettirildi. Aynı zamanda yıllardır bu vatan için bir arada olan insanımız modern zamanların kamplaştırması sağ-sol çatışmasına mahkûm edildi.

Milletimiz tek partinin tahakkümünden kurtulmak için önüne sunulan teklife bir kurtuluş diye yapıştı. Yine aynı partinin içinden çıkarılan kadrolara milletimizin teveccühünün sebebi kendini kimin yönetmesini istemediğini bildiği içindi. Yirmi yedi yıllık tek partinin uygulamalarını desteklemediğini, getirilen (dayatılan demek daha doğru olur) yaşam şeklini benimsemediğini göstermek için 1950 seçimlerinde milletimiz “tek parti” içinden çıkarılan Demokrat Parti’yi iktidara taşıdı. Bu seçimde insanımıza seçenekler sunulmuş fakat bu seçenekleri yine “halk” belirleyememişti. Batılılaşma yolunda biraz daha “yerli(!) ve milli(!)” unsurlar katan, en azından halkın diniyle uğraşmayan, adına “sağ” denilen milletin inanç kodlarında “kitabı sağ tarafından verilenlere” atıf yapan bir siyasi oluşuma insanımız zorlanmıştı. Ve sonuçta yine bizim topraklarımızın ürünü olmayan bir seçeneğe raptedildi. Ve bu durum yine bir seçim değildi, önüne konulan iki seçenekten hangisinin olmadığını göstermekti.

Bin yıldır hak davanın bayraktarlığını yapan milletimizi yansıtan siyasi görüş Erbakan Hoca’mız ve arkadaşlarının üstün gayretleriyle ve milletimizin arayışıyla 1969’da siyasi alanda kimlik kazanabildi. Milletimiz Kurtuluş Savaşı’nı kimliğini koruyabilmek için vermişti. Siyasi alanda da kimliğini koruma alanı açmak için otuz küsur yılını harcadı. Milli Görüş ortaya bu milletin inancı, tarihi, kimliği ve ruh kökü olarak çıktı. Kadim geçmişten gelen misyonunu geleceğe adil bir düzenle taşımak için tüm insanımızı kucaklayarak çözüm ortaya koydu.

Milli Görüş’ün ülke siyasetinde yaşadığı sürecin hepimiz şahitleriyiz. Darbelere maruz kalma, haksız şekilde parti kapatmalar, değişen zamana ve mekâna göre engellemeler, bölünmeler, içinden çıkarılan kadrolarla Milli Görüş’ü siyasi alandan silme çalışmaları ve daha niceleri.

Son günlerde Saadet Partisi’nin yaşadıkları da yeni şeyler değil. Bizden önce MSP’lilerin muhatap olduğu şeylerin bir benzeri. Buna şahidimiz de 1970’lerin ortalarında İsmet Özel’in Yeni Devir’de yazmış olduğu köşe yazıları.

Özel o günlerde MSP için yazı kaleme almış bir solcunun yazısına cevap niteliğinde yazdığı köşesinde MSP için yazılanları değerlendirerek, “MSP hareketinin büyüyüp gelişeceğini anlıyoruz. Bu tedirginlikte kendisinin yalnız olmadığını da biliyoruz. Türkiye’de yutturmacıların, zalimlerin, haksız kazanç sahiplerinin, hayatlarını günah üzerine bina etmiş olanların da MSP’den tedirgin olduklarını biliyoruz. Birçok insanın MSP’den tedirgin olmaları için birçok sebepleri var.”

Saadet Partisi’nin siyasi alanda neye tekabül ettiğini zamanında MSP için söylenen bu sözlerden anlıyoruz. Saadet Partisi’nin özgül ağırlığının kaynağını idrak etmiş oluyoruz. Saadet Partisi liderleri ve kadroları için söylenen sözlerin mahiyetini kavramış oluyoruz. Saadet Partisi’nin konuşulduğu ama tek bir Saadet Partili yetkilinin çağrılmadığı televizyon programlarının amacını net olarak görüyoruz.

Aynı köşe yazısında Özel, değerlendirmelerine devam ederek, “Sebepleri ne olursa olsun bir partinin yöneticileri hakkında dışarıdan yapılan tenkit ve hücumlar o parti mensupları tarafından ihtiyatla karşılanmalıdır. MSP kendi meselesini kendi çözebilecek usullere sahiptir. Hariçten okuduğu gazelle bir yazarın daha ne olduğunu, ne için olduğunu bilmediği bir siyasi hareket hakkında, o siyasi hareketin liderleri hakkında ahkâm kesmesini o siyasi hareketi müspet kabul edenleri terslemesini bilmelidir. Neden mi, sadece ‘hariçten’ olduğu için.”

Ve biz bir daha şahit oluyoruz ki, hariçten gazel okuyanların bu millete verdiği zarar ölçülebilecek cinsten değil. Milli Görüş teşkilatlarına düşen hariçten gazel okuyanlara “selam” diyerek yollarına devam etmeleri.

Yeni Devir’de köşe yazılarında MSP hakkında değindikleriyle günümüzdeki Saadet Partisi’nin neye tekabül ettiğini daha iyi anlıyoruz. Özel, 5 Haziran 1977 seçimlerini değerlendirirken MSP için şunları diyor: “Eğer MSP’yi Türkiye’yi temelden bir değişikliğe uğratacak bir hareketin işareti değil de, Türkiye’nin meselelerine diğer siyasi teşekküller gibi muhafazakâr ve maneviyatçı eğilimi baskın çıkarak çözüm arayan bir parti, bir dindarlar kulübü olarak görüyor idiyseniz ağlayın, başınızı taştan taşa vurun, muarızlarınıza diş bileyin ve hatta size oy vermeyenleri suçlayın. Kafanızda iman gücüyle kurulacak yeni bir Türkiye, yeni bir dünya yok idiyse ve vaziyeti kurtarmak, vaziyeti kurtarırken de dine bağlılığı elden bırakmamak gibi endişelerle MSP’ye bel bağlamış idiyseniz mutlak bir başarısızlıkla karşılaştınız.”

Bazı sözler zamanı geçtikçe daha iyi okunuyor vesselam…

*1970’lerde MSP hakkında yazılanları SP olarak okuyunca değişen hiçbir şey olmadığını görüyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?