Reklamı Kapat

İnsan anlaşıldığını hissetmek ister

Mevlana’nın, “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir” ifadesi çağımızın popüler kavramları arasında yer alan empatinin önemini ortaya koyuyor. İnsani ilişkilerde yakınlığa ve paylaşıma önem veren İslam toplumlarında empati spontane olarak öğrenilen bir değerdi ancak bu toplumların sekülerleşmesi ile birlikte ilişkilerdeki yakınlık ve empatik yaklaşım zayıfladı ve insanlar anlaşılmamaktan şikâyet etmeye başladılar. Her insan anlaşıldığını ve diğerlerinin nazarında değerli olduğunu hissetmek ister ki, bu gün çağımızın sorunu olarak görülen yalnızlaşmanın en büyük nedeni kişilerin bu gereksinimlerini karşılamamalarıdır.

Karşınızdaki kişinin ne düşündüğünü hissetmekle duygularını anlayabilmek aynı değildir. Muhatabınızın ne düşündüğünü sezebilir ve ona geribildirimler vererek, kendinizce çıkarımlarda bulunabilirsiniz. Ancak duygularını anlayamadığınız sürece onunla yakınlık kuramaz ve hayatına bir katkı sağlayamazsınız. Çocuğunu kaybeden bir hanım, “Yakınlarıma içimi döküyorum ama beni anlamak yerine nasihat etmeye başlıyorlar ve kendimi daha kötü hissediyorum” demiş ve anlaşılamamaktan şikâyet etmişti. Kadın anlaşılmak istiyordu yakınları ise onun ihtiyacına odaklanmak yerine nasihat yağmuruna tutuyorlardı.

Bir yakınımızı kaybettiğimizde parmaklarımızdan birinin koptuğunu hissederiz ve yas bir gereksinim haline gelir, ölen kişi ile ilgili hatıralarımızı, pişmanlıklarımızı, özlemlerimizi anlatır, gözyaşı dökeriz. Ancak insanlarımız yası bir zayıflık olarak görüp hemen nasihate başlarlar ve yasımızı tutmamıza izin vermezler. Yas bir ihtiyaçtır fakat çevremizdeki kişiler sözde yardımcı olacaklarını iddia ederek acıyı boğazımıza tıkar ve buna müsaade etmezler. Oysa burada ihtiyacımız olan şey nasihat değil, anlaşılmak ve sevdiklerimizin yanımızda olduğunu hissedebilmektir. Fakat bir insana nasihat etmek onu anlayabilmekten çok daha kolaydır ve insanlar kolay olanı tercih ederler.

Muhatabınızla kurduğumuz iletişim şekliniz kendinizle kurduğunuz iletişimin bir parçasıdır ve birbirini besler. Karşınızdaki kişiyi anlamak ve onun duygularına değmek aynı zamanda kendinizi tanımanıza ve anlamanıza da yardımcı olur. Ve yapılan hiçbir iyilik zayi olmaz, diğerlerinin hayatlarına kattıklarınız misliyle geri döner ve sevgiye dönüşür. İnsanların iç dünyalarına ulaşıp, acılarını paylaştığınızda sizin yükünüz de hafifler ve tuttuğunuz elin size kendinizi iyi hissettirdiğini fark edersiniz. İnsanların gönüllerini teskin etmek, acılarını hafifletmek ve el uzatmak sadece karşı taraf için değil sizin için de büyük bir kazanımdır.

Yüce Yaratıcı insana potansiyel olarak diğerlerinin duygularını anlayabilme, sevgiyi ve şefkati paylaşabilme istidadı bahşetmiştir. Kişiler arası ilişkilerde sevgi ve paylaşımın devam edebilmesi için fertlerin bu özelliklerini yeşertip etkin hale getirmeleri gerekir. Aksi takdirde bugün çağın sorunu olarak ifade edilen yalnızlaşma ve depresyon kaçınılmaz olacaktır.

Geleneksel kültürün baskın olduğu dönemlerde bireyler kendilerini insanlık ailesinin bir ferdi olarak görür ve paylaşıma ağırlık verirlerdi. Ailenin sevgisini ve desteğini bütün yoğunluğu ile hisseden kişi ruhen güçlenir ve terapistlere pek ihtiyaç duymazdı. Kişi doğal olarak insanlığın sorunlarını kendine mesele edinir ve acıya duçar olanların yanında yer alır ve destek verirdi. Bu durum bireylerde iki duygunun gelişmesine yardımcı olurdu, empati ve yardımlaşma… Günümüzde seküler kültürün tezgâhından geçip bireyselleşen fertler ötekini anlamanın, öteki ile hemhal olmanın önemine ve kazanımlarına itibar etmiyorlar. Oysa insan insanın ilgi ve desteğine ihtiyaçlıdır, insan insanın varlığını hissetmeye ihtiyaçlıdır, insan insanın eline ihtiyaçlıdır. Eğer bedenen aynı ortamda yaşayan fertler diğerlerinin varlığını hissedemez ve onlarla bağ kuramaz hale gelmişlerse, yalnızlaşma ve toplumsal depresyon kaçınılmaz olacaktır. Buna fırsat vermemek gerekir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Nurettin Gedikoğlu - Kardeşim değerli hocam ne yazık ki toplumda yanlızlaşma ve deprasyon artıyor esasında sizin yazınız gerçekten bir reçete gibi

RABBİME emanet olunuz inşallah

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 11 Ağustos 09:09


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?