Reklamı Kapat

Medya ve siyaset ilişkisi

Medyanın 18’inci yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkışıyla birlikte medya ve siyaset ilişkisi başlamıştır. Özellikle Reform ve Aydınlanma hareketleriyle birlikte toplumun dikkati bilim ve düşünceye kaymıştır. Böylece siyasete katılım ve siyasi düşünce yapısındaki değişimler oluşmaya başlamıştır. Aydınlanmayla birlikte beliren düşünce sistemindeki değişiklikler medyayı, medya da siyaseti etkilemeye bazen de karşılıklı etkilenmeye maruz kalmışlardır.

Reform ve Aydınlanma hareketleri ve sanayileşmeyle birlikte matbaanın aktif olarak kullanılması kitap basımını artırmış, maliyetleri düşürmüş ve gerek düşünsel ortamın uygunluğu gerekse matbaa marifetiyle bilginin yayılmasının kolaylaşması toplumun tüm dinamiklerinde hareketlenme ortaya çıkartmıştır. Bu hareketlenmeden medyanın nasibini almaması düşünülemez.

Siyasal düşüncelerin gelişimi, sosyal sorunların detaylı incelenmesi ve çözümlenmesine neden olmuştur. Özellikle, doğal haklar, yeni düşünce modellerinin serbest dolaşımı ve medya araçlarının gelişimi, toplumsal ve siyasi dönüşümlerin merkezini oluşturmuştur.

Özellikle 19’uncu yüzyıldaki teknolojik gelişmeler iletişim alanını tetiklemiş, hızlı bilgi akışının olduğu bir ortam oluşmuştur. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte oluşan bilgi akışındaki hız, bilgi alışverişinin yapısını da değiştirmiş, bu alışveriş belirli kurallar sistematiğine oturmuştur.

Önce kitap, dergi ve gazete yoluyla yoluna başlayan medya, sesli medya radyonun, sessiz sinemanın, televizyonun ve son olarak da sosyal medyanın ortaya çıkmasıyla çok daha etkili bir iletişim aracı haline gelmiştir. Medyadaki bu sürekli büyüyen ve etkili iletişim ağı siyaset ve medya ilişkilerini derinden etkilemiştir.

Medyadaki bu gelişmeler ve medyanın dördüncü kuvvet haline gelmesi siyasal iletişim kanallarıyla ilişkisine yeni bir boyut kazandırmıştır. Ülke yönetimindeki kişilerin ait oldukları toplumu kendilerine inandırmak ve ikna etmek için kullandıkları yöntem siyasal iletişimdir. Siyasetçi, temsil ettiği toplumla iletişimini kopartmamak, mesajını daha etkili yollarla ulaştırmak ve toplumu ikna etmekle yükümlüdür. Medya ise yine topluma mesaj vermek, toplumun dönüşümünü sağlamakla yükümlüdür ancak toplumu ikna etmek zorunda değildir. Siyasetçilerle medyanın ayrıldığı nokta burasıdır.

Stuart Hall, “Medya içeriği, toplumdaki iktidar ilişkilerinin kabataslak bir haritasını oluşturmaktadır. Kendi anlamlandırma biçimini, ideolojisini tüm toplumsal pratikler içinde yeniden üretir. Medyanın simgeler yaratma, bilgi/anlam üretme ve durumları tanımlama gücünün de, tarafsız bir güç olmadığı apaçık ortadadır” derken aslında tam da bunu ifade etmektedir.

Siyasetçiler özellikle iktidar erki, siyasal işleyiş konularını topluma ulaştırırken medyaya müdahil olmak ister. İkinci olarak da medya, siyasetçilerin yanlış ve eksiklerini engellemek için çaba gösterdiği zaman yine medya ile siyasetçilerin çatışması başlar.

Siyasetçiler, medyayı kendi propaganda araçları olarak görmek isterler. Bunun için de ekonomik baskı kurabilirler. Bu sebeple medya, ekonomik olarak bağımsız olmalıdır. Ekonomik olarak bağımsız olmayan medya siyasal olarak bağımsız olamaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?