Reklamı Kapat

Nereye?

Büyük düzenin bir parçası olmaktan korktuğunu ifade ederek kendini daha köktenci bir pozisyonda konumlandırmaları, onların işin odağında olduğu anlamına gelmez. Elbette buradaki korkuların nedenine bakmak gerekir. Ve bu korkuların gerçekten derin bir bilinç ile mi yoksa kişisel mi, duygusal mı olduğunu iyi analiz etmek icap eder. Aynı zamanda kendilerini, etrafı ve dünyayı nasıl okudukları ile ilgili de bir kontrol yapmak gerekir. Çünkü okumaları eksik yapmanın en büyük zararı hiçbir meseleyi bağlamında kavrayamamaya neden olur. Böylesi bir kavrayış eksikliği ile hareket edildiğinde tam da düzenin lokması haline gelinir. Onun için bir şeyin aslı olduğunu iddia edenlere dikkatli bakmak ve onların söylem ve de eylemlerini doğru tahlil etmek gerekir ki kullandıkları korku dilinin ve ithamlarının ardında neleri gizledikleri açık edilebilsin.

Burada düzenin enstrümanlarının (medya vb.) sizi nasıl konumlandırdığı çok önemlidir. Birdenbire size iltifat edip sizi nasıl tanımlıyorlarsa burada dikkatin daha derin bir şekilde toplanmasında mutlak bir fayda vardır. Çünkü sizi tanımladıkları konum ile sizin taşıdığınız ağırlık arasındaki uyumsuzluğu göremediğinizde doğal bir şekilde düşünce ve eylemlerinizi düzenin yedek parçası haline getirmiş ve mutlak doğallığınızı kaybetmiş olursunuz. O vakit bütün bunlar olup biterken yapılan her hareket, atılan her adım kurulan düzeneğin değirmenine su taşımaktan başka bir şey olamaz. Bunu hangi kavramlarla hangi usullerle izah etmeye çalışırsanız çalısın bir şekilde köktenci bir konumun arkasına sığınarak atılan her adım aslında kökü kurutmaya ve her şeyi bağlamından çıkarmaya ve hedeflerden uzaklaşmaya neden olur. Tanımlanarak, yapay destekler alarak yürünen yol sadece tanımlayanın amacına hizmet eder.

Bir tarafta ilkeleri ve tanımları ortaya koyarak inisiyatifi elinde tutma gayreti diğer tarafta bu inisiyatiften vazgeçme arzusu bu farkı değerlendirmek lokma olmanın önüne geçerek; bir hareketin nasıl yenir yutulur bir lokma olamayacağını açıkça ortaya koymak gerekir. Hareketin mensuplarının bu bilgiyi ihmal etmeleri halinde her yol ayrımında bir parça daha gövdeden kaybederek sonunda tanımsız, anlamsız bir yapıya dönüşmesine göz yummuş olurlar ki bu da onlara bu dünyada vebal olarak yeter de artar bile. Onun için nelerin önemli olduğunu, nasıl ve neye özenli olunması gerektiğini hatırlamak en büyük kazanım olacaktır. Bu noktada düzenin suratsız simsarlarının iltifatlarını onların yüzüne çalarak kurulmak istenen oyundan çıkılabilir ve bu gövdenin bu yapının neye tekabül ettiğini herkese bir kez daha gösterilebilir. Çünkü daha gidecek çok yolu olan bir hareketin yolculuğunu yormaya kimsenin hakkı yoktur.

İlkelerin, usullerin kimsenin hukukunu korumadığı bir yerde gücü elinde tutanların sadece hukuku mevzu bahis ediliyorsa, ilk olarak burada adaleti sağlayarak bu hukukun herkes için kullanılabilir ve korunabilir bir hale getirerek meselelerin çözümünde bir ilk adım olarak atılabilir. Sadece hamasetin yol bulduğu, ağdalı söylemlerin ve kutsiyete boyanmış söylemlerin görmemiz gereken ve asla ihmal etmememiz gereken neler varsa onları perdelediğini fark etmek bir sonraki adımda ne yapılması gerektiğini ve hareketin varlık nedenini ve bunu gerçekleştireceği enstrümanları doğru konumlandırmayı gerekli kılacaktır. O vakit kişilerin değil de işlerin değerlendirildiği, göz boyacılıktan ziyade ehliyet ve liyakatin öne çıktığı bulanıklıkların aralandığı bir evreye geçilebilir. Bu yüzden ivmelenmek için hangi donanımlara ihtiyaç varsa onların sağlanması için uğraş verilir. Çünkü fasit tartışmalar ve kısırdöngü ivmelenmeyi ve bunlar için gerekli hamleleri ve bu hamlelerin gerektirdiği donatımı engellemektedir.

Ve bu yüzden böylesi kaotik bir ortam, düzen sahiplerinin iştahını kabartacak bir ortam haline geldiği için onların önüne oyun oynama imkânını seriyor. Onun için hedefleri ve yolculuğu ulvi olan bir hareketin kendi içinde bir sarmala her üç beş yılda bir düşmesinin nedenleri doğru okunmadığında hep günah keçileri elbet bulunur. Hep bir “hain/öteki” icat edilir. Sloganlar güzel olsa da bütün kavramların içi boşalır ve her şey kuru bir iddiaya dönüşür. Özü bitenin sözü de biter. Onun için yeni bir toplum, yeni bir insan olmadığına göre varı tüketmek de tüketir. Bu sebeple daha yürünecek çok yol var mı ya da yok mu onu ilan etmek gerekir. Bu da ancak ve ancak tercihlerle olur. ‘Kurtuluşun birbirinden mi yoksa düzenin ağırlıklarından mı?’ olması gerektiğine karar vermek gerekir. Eski yoktur, çünkü o artık başka bir şeydir. Eskiye sempati hazin bir sondur. Takati kalmamışların dümenine düşmektir. Silkelenip yola revan olmaktan başka bir güzellik yoktur. Yol temizler ve onarır, harekete geçmekten gayri bir yol da yoktur. Ne mutlu yolculuğuna devam edebilenlere! Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?