Değişen şartlar ve tüketilen değerler (2)

Heraklitos’un, “Aynı nehre iki kere giremezsiniz” ifadesi hayatın statik bir yapıya sahip olmadığına aksine olayların ve insanın değişime tabi olduğuna işaret eder. Hayat sonsuza doğru akan bir nehir gibidir, olaylar, ideolojiler, düşünceler değişir, dönüşür, başkalaşır ve değişmeyen tek şey haktır, Allah’ın koyduğu yasalardır, değişmeyen tek şey, Allah’ın insana gösterdiği istikamettir.

Bugün küresel medya üzerinden sürekli şekilde pompalanan modern seküler kültür kabul etsek de etmesek de hepimizi etkiledi ve bir dönüşüme, kimlik karmaşasına, asimilasyona neden oldu. Ne yazık ki bu durumdan Müslüman kadın da fazlasıyla etkilendi ve varlığını ayakta tutan değerlerden uzaklaşarak savrulmaya başladı. Özgürleştiğini ve daha iyi şartlara sahip olduğunu düşünüp taviz üstüne taviz verdi ve yoksullaştığının farkına varamadı.  Görünürlüğünü, çekiciliğini her şeyin önünde tutarak sığ bir bakış açısına sahip oldu, daha evvel bir değer olarak taktığı başörtüsünü, güzelliğinin bir parçası olarak görmeye ve kendisini daha cazip gösterecek şekilde dizayn etmeye çalıştı.

Geçmiş dönemde baskılara maruz kalan, eğitim ve çalışma hakları ellerinden alınan tesettürlü hanımlar toplumun hafızasında “başörtüsü mağdurları” olarak yer edindiler ve bu kimseler verdikleri mücadele ile saygın bir noktada değerlendirildiler. Ancak köprünün altından çok sular geçti ve muhafazakâr dindar kadın artık zamanı kullanım biçiminden insani ilişkilerine, giyim kuşamına kadar her noktada sekülerleşti ve bu dönüşümüne gerekçeler bularak vicdanını susturdu. Daha güzel daha çekici görünebilmek için çaba gösteren hanım kardeşlerimizin kimileri örtüyü çıkarmadan cazip olabilmenin yollarını aradı kimileri ise başörtüsünü çıkararak iç dünyalarında yaşadıkları çelişkileri ortaya koydular. Nitekim geçtiğimiz günlerde, sosyal medyada başörtüsünü çıkarıp yeni imajıyla pozlar veren bir hanımefendinin haberleri yer almaktaydı ki, açıkçası böyle bir olayın niçin bu kadar gündeme taşındığını anlamakta güçlük çektim. Ne yazık ki bazı kardeşlerimiz kişisel zaaflarını, baskıcı tavırlarını dindenmiş gibi gösterip, insanların iradelerini özgürce kullanmalarına fırsat vermiyor farkında olmadan mahalle baskısına su taşıyorlar. Tamam; İslam iyiliği yayıp, kötülüğü ortadan kaldırmayı Müslümanlara bir sorumluluk olarak yüklüyor ancak karşı tarafı tercihi üzerinden baskılamaya müsaade etmiyor. İnsanları hakka davet etmek gibi asli bir sorumluluğunuz var elbette ancak bunu yaparken muhatabınızı hiçbir şekilde zorlayamaz, baskıya maruz bırakamazsınız. Kardeşlerimizin dindar kesimin geçirdiği değişim ve dönüşümün ammeleri aşikâr iken bu olaya neden bu kadar şaşırdıklarını da anlamış değilim… Bir kişi artık yönünü farklı tarafa çevirmiş ve hayat tarzını inandığı şekilde değiştirmek istiyorsa siz ne yapabilirsiniz ki? Kişinin düşüncesi ile eylemleri arasındaki çelişki stres ve gerginlik nedenidir dolayısıyla örtünün farziyetine inanmayan ya da bunu gerekli görmeyen bir kişinin yaşam tarzını inandığı şekilde değiştirmesi beklenen bir durumdur, hattı zatında her kap içindekini er geç sızdıracaktır.

Başörtüsü Müslüman kadının başında taşıdığı bir değerdir ancak kişinin artık bunun farziyetine, lüzumuna, ihtiva ettiği manaya olan inancı zafiyete uğramış ve artık buna ihtiyaç olmayacağına inanmaya başlamışsa bırakın çıkarsın, bırakın nasıl inanıyorsa öyle yaşasın! Allah’ın kulların yaptıklarına ya da yapacaklarına ihtiyacı yoktur ancak kulların O’nun buyruklarına tereddütsüz iman etmeye ve O’nun rahmetine ihtiyaçları vardır, bunun bilincinde olanlar zaten şartlar ne olursa olsun inandıkları değerlerden taviz vermeyeceklerdir.

İslam kültüründe örtü kadının edep ve hayâsı ile bütünleşen ve ona muhteremlik kazandıran bir değer olarak görülmüş ve saygınlığı itina ile korunmaya çalışılmıştır. İşte bizim üzerinde durduğumuz başörtüsü budur, itibarını, hak ettiği değeri korumaya çalıştığımız budur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

04

R K - Malesef Müslümanlık çok geride kalmış çoğunluk müslümanda süslüman olmuşuz

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 07 Ağustos 22:00
02

432 - helal olsun bu gibi yazılara toplumun ve dünyanın çok ihtiyacı var

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 07 Ağustos 19:42
01

Yasin Üstündağ - Allah’ın kulların yaptıklarına ya da yapacaklarına ihtiyacı yoktur. Elhamdulillah. Bu insanın hareket noktası olmalı.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 07 Ağustos 13:03


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?