Reklamı Kapat

Tıkanan hayata el atmak

Pandemi farklı varyantlarla gündemimizi işgal etmeye devam ediyor. Turizm mevsiminde verilen kısa arayı saymazsak maske, mesafe, hijyen üçlemesine bağlı gündelik hayat biçimimiz süreceğe benziyor. Normalle anormal arası bir yerde gidip geliyoruz. İnşallah anormalin normalleştiği bir sürece doğru sürüklenmeyiz. Gereksiz aşı tartışmalarına hiç girmiyorum.

Bir salgından kaçarak o salgını bertaraf edebilir miyiz? Bundan pek emin değilim. Salgına körükle gidelim de demiyorum elbet. Fakat salgının hayata hâkim olmasına engel olabiliriz. Pandeminin tutunamayacağı ortam modeli oluşturmak lazım. Önlem ve tedbirler alınarak günlük hayat kaldığı yerden sürdürülmeli. Okullar bir an önce açılmalı. Kültür faaliyetleri, spor karşılaşmaları ve kamusal ortamlar yeniden yapılandırılmalı ve olağanüstü şartların oluşturduğu atmosfer mekân ve zaman üzerinde yapılacak birtakım düzenlemelerle yaşanılabilir bir olağanlığa dönüştürülmeli. Tekli eğitim yapan okullar sabahçı-öğlenci olmak üzere iki ayrı vakitte sınıf öğrenci sayıları seyreltilmiş şekilde açık tutulabilir.

Kısa sürede önlemleri kaldırmak yerine salgın tehlikesinin bertaraf edildiğinden emin oluncaya kadar önlemler sürdürülmeli. Aşının tesir ve yan tesirleri açık biçimde sayısal verilerle kamuoyuna açıklanmalı ve bu konuda halkın kaygıları ortadan kaldırılmalıdır. Hiç olmazsa belli bir süre daha insan temasını en aza indirgeyerek sosyal, kültürel ve ekonomik hayata bir seyyaliyet kazandırılmalıdır. Dini hayatın kendine mahsus mekanlarda dikkat ve önlem eksenli sürdürülmesi gibi sanat, siyaset ve eğitim hayatı da tabiri caizse hekim kontrolünde devam etmelidir.

Görünen o ki hayatı bütün aksamıyla evimize davet etmek ya da bizzat hayatın ayağına gitmek için toplumda her yaştaki insanın sağlık raporu alabilmesi zor. Hiç olmazsa bunu doktor kontrolünde sağlayabiliriz. Böylelikle hayatı aksatmamış oluruz. Aksi taktirde dünyanın yaşadığı pandeminin üçüncü yılında yaşamsal reflekslerimizi yitirmekle karşı karşıya gelebiliriz.

“Hayatı yaşanılır olmaya zorlamak” diye bir insanlık çabası var mıdır bilmiyorum. Yine de böyle bir şeyin insanın hayata el atması ile mümkün olabileceğine inanıyorum. İnsan yaşadığı sürece hayat bir yerlerden gelip bir yerlere doğru akıp gider. Eğer hayat insanda akmak için bir kanal bulmuşsa bu kanalın sağlıklı şekilde döküleceği bir mecra her zaman vardır. Haydi öyleyse, tıkanan hayata yol açmak için durumu uzaktan seyretmek yerine hepimiz ona bir el atalım!

YAZAN İNSANDAN KORKMAYIN

Yazı yazmanın zihni düzenleyici bir etkiye sahip olduğunu yazmadan duramayanlar çok iyi bilir. Zira zihinlerini yazı yazmak üzerine şekillendirmişlerdir. Yazmamak düşünmemek gibi gelir. Şayet yazmıyorsanız konuştuklarınız düşünmenin yerine ikame etmeye çalıştığınız yığınaklardan ibaret kalır. Yazmıyorsanız düşünceleriniz konuşmanın yakıtı haline gelir ve zihinsel olan her şeyi patlatıp havaya uçurur.

 Yazan insandan korkmayın, onun bir yürüyüşü ve de duruşu vardır. Duruş sahibi olan aynı zamanda insaf ve de vukufiyet sahibi olandır.  Yazan insan yağmalayıcı değil, tutucudur. Sahici muhafazakâr odur. Çünkü sözün buharlaşmasına karşı kalem ve kağıtla direnç gösterir.

Kültürün taşıyıcısıdır yazı. Her bir şeye okunma niteliğini o bahşeder. Yazı olmasaydı insanın yazgısı da darmadağın olacaktı belki de. Kültür, hayatla kalıcı hale gelenin yazıyla muhafaza edilmesidir. Bir başka tabirle kültür, yazı ile muhafaza edilenin hayatileşmesi demektir. Geleneksel anlamda “mektep” ketebe fiilinden gelip yazmayı işaret eder, okul ise okumayı. Modern eğitim okumayı yazmanın önüne geçirmiştir. Hazırlanmış beslenme çantası, öngörülen müfredat ve resmi öğretinin klişeleşmesi okumanın ve okulun çerçevesini çizmiştir. Mektep ise inşa sürecinin başlayıp yürütüldüğü yerdir. Öğretmen ve talebe birlikte yazar. Her ikisinin de elinde silgi vardır. Silgi tashih edilebilirliğin, kâğıt silinebilirliğin, kalem eleştiriyle müdahale edilebilirliğin simgesidir. Mademki düşünüyorsunuz konuşup durmayın, yazın! Mademki düşünmüyorsunuz öyleyse bol bol konuşabilirsiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yaşar Akgül - Çok güzeldi...teşekkürler kardeşim..selamlar olsun..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Ağustos 12:52


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?