Yumuşak beceriler

Hayat her zaman insanı sınayacak ve daha fazla öğrenmesini gerektirecek olaylarla doludur. Her an yeni bir tutum geliştirmek adına “başkalarını suçlama yerine, kendini daha iyi hale getirmeye odaklanmak” gerekir. İçinde bulunulan durum ne kadar zor olursa olsun bunu “gelişmek ve daha iyi olmak için bir öğrenmek fırsatı” olarak görebilme yeteneği keşfedilmelidir. İşte bu “destekleyici yetenekler” sayesinde insan kendini daha iyi tanır, kişisel farkındalığa ulaşır.

İnsanın (çalışma) hayatındaki talebi; anlam bulma, katkıda bulunmadır. Anlamını bulacağı yerde amacını büyütebilir, amacını gerçekleştireceğini hissettiği yerde katkısını artırabilir insan! Bunu fark eden kurumlar, çalışan ve mensuplarının “yumuşak becerileri”ni geliştirmeye odaklanır. Çünkü bu beceriler geliştikçe bir ekibin parçası olmak, ekiple birlikte sorun çözmek kolaylaşır.

Yumuşak becerilerin (softskills) ne kadar etkili olacağı insanın ruh haline, iletişimde olduğu insanlara ve diğer dış etkenlere göre değişiklik gösterebilir. Çünkü ölçümlemesi zor, hayata ve işe nasıl baktığınızı belirleyen yetenek ve tutumlardan oluşur. Bu açıdan sadece başkalarını yönetmekle değil, insanın kendisini yönetmesiyle de ilgilidir. “İnsan, kendisini sinirlendiren, utandıran, usandıran, motive eden, ilham veren şeyleri iyi bilmeli ve anlamalıdır. Özellikle zor anlarda kendini objektif bir şekilde gözlemleyebilmeli, içinde bulunduğu durumun davranışlarını nasıl etkilediğini algılamalıdır!” Böylece zor anlarda bile sakin, dengeli ve mantıklı düşünmeye devam edebilir.

Destekleyici yetenekler öğretim (talim) ile değil, eğitim (terbiye) yoluyla edinildiği için yaşanılan ortamlarda kazanılır. Bu kazanımın artması için sosyal olmak, fedakâr olmak gerekir. Her sosyal ortam yumuşak becerileri geliştirir, her yumuşak beceri de sosyal ortamın seviyesini artırır. Bu süreçler potansiyelin farkına varmak ve iradeyi ortaya çıkarmak gibi motive eden unsurları tetikler. Sosyal ortamlarda sabır, anlayış, uyum, kolaylaştırma, rehberlik, ifade ve iletişim becerilerini geliştirenler (non-formal eğitim), kurduğu diyaloglar ve yönettiği süreçlerde yeni çevreler kazanır. Sahip olduğu bilgi yanında çevresinin ilgisine de ulaşır. Yakalanan bu motivasyon da “sürekli öğrenme” ve “yetiştirme kültürü”nü besler.

Yetiştirme kültürü olan kurumlarda yardım etme, öğrenme ve gelişme için gayret yaygındır. “Canlı, çekici, adanmış, duygusal ve verici insan sayısı fazladır. Kâr amacı gütmeyen organizasyonlarda daha fazla rastlanan yetiştirme kültürü sayesinde liderler; insanların potansiyellerini artırmaları için hizmetkârdırlar. Eğitim, rehberlik, oryantasyon, paylaşım, başarı ve başarısızlıkta birlik olma gibi görevlerle farklı bakış açısı kazanılır.” Günümüzde koçluk, mentörlük, danışmanlık gibi rollerin görevi, yumuşak becerileri geliştirerek özgüven ve uyum oluşturmaktır. Böylece “zaman, bilgi, beceri, uyum, empati, öğrenim ve mütekabiliyet” gibi evrensel değerlerde farkındalık oluşturan bir “sosyal sermaye” yatırımı gerçekleşir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Veli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?