Serbest piyasa başıboş piyasa demek mi?

Yıllardan beri özellikle çiftçinin çok ucuza sattığı bir ürünün market tezgâhında üç, dört kat fiyata satıldığı görülür. Bir dönem Mersin’in seracılığın yaygın olduğu Bozyazı, Anamur, Aydıncık ilçelerinde oturdum. O zamanlarda da üretici ile market tezgâhı arasında fiyat farkı gündeme gelirdi. Çünkü fiyatın belirlenmesine üreticilerin hiçbir müdahalesi söz konusu değildi. Özellikle seracılıkla geçinenlerin tek işleri yaz-kış demeden ürünlerini yetiştirmekti. Daha sonra yetiştirdiği ürünleri toplayıp kasalarla kapının önüne kaymaktı. Yani, ürettiği ürünün o gün kaça satıldığını bilmezdi. Çünkü seralarda toplama işlemi sabah erken saatlerde olur, ama o günkü toplanmış halde toptancıya ulaşmış ürünlerin üreticiden çıkış fiyatı ancak öğle saatlerinde belli olur ve ilan edilirdi. Yani, alan kaça aldığını; satan da kaça sattığını bilmeden bir alışveriş gerçekleşirdi. Bu şartlarda yapılan işin alım satım olduğunu söylemek ne ölçüde doğrudur düşünülmesi gerekiyor.

Seracılık gibi kapalı alanlarda yapılan üretimde üreticinin fiyat belirlemede bir dahli bulunmuyordu. Peki, açık alanlarda yapılan üretimlerde fiyatı üreticiler mi belirliyor? Bu soruya hemen evet demek mümkün değil. Çünkü dünkü gazetelerde, “Tarla ile tezgah arasında dört kat fiyat farkı var” başlığı altında yer alan haberin kaynağı Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’dı. Yani, özellikle üreticilerin haklarını korumak gibi bir görevi bulunan kurumun başındaki kişinin yaptığı bu açıklama beni yıllar öncesine götürdü. Çünkü şikâyetler aradan yıllar geçmesine rağmen değişmiyor, soruna bir çözüm bulunmuyor. Kazanan aracılar oluyor, alın teri dökenler ise hayatlarını belirlenen fiyata ürünlerini satmak zorunluluğu ile sürdürüyorlar.

Peki, söz konusu uygulamalardan üreticiler kazanamıyor, emeklerinin karşılığını alamıyor da tüketiciler bir şey kazanıyor mu? Bu da mümkün değil. Sürekli artan fiyatlar tüketiciyi de canından bezdirmiş durumda. Market tezgâhlarındaki ürünlere her gün zam gelirken kimse bu zamların niçinini tüketiciye izah etmek ihtiyacı duymuyor. Ezilen üretici ile tüketici oluyor. Aracılar köşeyi dönüyor. Bu durum insanın aklına hemen, “Serbest piyasa başıboş piyasa anlamına mı geliyor?” sorunsu getiriyor. Kaldı ki, ortada üretilmiş bir ürün var ise bu ürünün fiyatının nasıl belirleneceği bellidir. Özellikle serbest piyasa ekonomilerinde fiyatları arz-talebin belirlediği söylenir, okullarda böyle öğretilir. Ama ülkemizdeki uygulamada özellikle tarım ürünlerinde o sene şartlar iyi gitmiş üretim artmış ise ürün üreticinin elinde kalıyor ya hayvanlara yem oluyor ya da tarlaların kenarlarında çürümeye terk ediliyor. Yok eğer hava şartları iyi gitmemiş, üretimde düşme olmuş ise o zaman fiyatlarda anormal artış meydana geliyor. Bu artış da kesinlikle üreticinin cebine girmiyor. Yani, az üretimdeki fiyat artışı üreticiye yansımadığı gibi, fazla üretim sebebiyle ürünün tarlada kalmasının cezasını tek başına üretici çekiyor. Bunun tüketicilere de müspet bir yansıması olmuyor.

Böyle olunca insanlar özellikle tarımdan çekilmeye başladılar. Bir süre sonra tüm tarım ürünlerini başka ülkelerden almak zorunda kalacağız. Zaten bu durum başladı bile. Bu soruna çözüm bulmak mümkün değil mi sorusunun üzerinde durulması ve buna yetkililerin bir çözüm bulması, serbest piyasanın başıboş piyasa olmaktan çıkartılması gerekiyor. Ancak, bu takdirde vatandaş pahalılıktan kırılırken; üreticinin ürettiği ürünü değerinden satamayışı devam edecek demektir. Böyle bir uygulamanın devam ettiği bir ülkede insanların devlet yok mu diye sormaları yadırganmaz sanıyorum.

Tarla ile market tezgâhı arasındaki fiyat farkının 4 kata çıkmasının sebeplerinin bilinmeyen bir yanı yok. Bilinen başıboşluğun ve keyfi fiyat artışlarının takibi tam olarak yapılmıyor, hesabı sorulmuyor. Böyle olunca da üretici ve tüketicinin hayatı kararıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?