Gençliğim eyvah

Bundan 5-6 yıl önce bir liseli kız öğrenci grubuyla hasbıhal yapmak üzere toplanmış ve sohbetimiz boyunca konumuz olan, “Gençlik nedir?” sorusuna cevap aramaya çalışmıştık. Türk Dil Kurumu genci, “Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı” olarak tanımlıyor. Malumunuz halk arasında da pek çok olumsuz genç tanımı ve gençlere karşı olumsuz tavırlar mevcut. Bu olumsuz tavırları o kadar açıktan sergiliyoruz, onları o kadar çok etiketliyoruz ki pek çok ortaokul ve lise öğrencisinin kendilerini ifade edecekleri sakin ve güvenilir bir ortam bulduklarında yaşadıkları sorunlarla ilgili “ergenlikten böyle oluyor galiba” şeklindeki yorumlarına şahit oldum. Böyle bir ortamda genç olarak tanımlanan kitleyle gençlik tanımı üzerine düşünmenin faydalı olacağını düşündük ve şu soruların cevabını birlikte aradık;

-Genç, yaşı ilerlememiş olan mıdır?

-Genç, yüzü kırışmamış, saçlarına ak düşmemiş olan mıdır?

-Genç, özgürlük peşinde koşan bir serseri midir?

 -Genç, boynundan büyük işlere kalkışmaya hevesli olan mıdır?

-Genç, gezmekten tozmaktan başka şey düşünmeyen midir?

Bu sorulara karşı evet gençler tam da böyledir diyorsanız büyük bir yanılgı içerisindesiniz. Biz hayır genç dediğin böyle değildir dedik ve şu tanımlamayı beraber yaptık;

“Gencin yaşı önemli değildir; isterse yüzü kırışsın, saçlarına aklar düşmüş olsun. Önemli olan bir davası, inancı olsun. Her şart altında davasının ve inancının peşinden gitsin. Doğru bildiğini haykırmaktan çekinmesin. Elbette biraz deli dolu, biraz gözü kara olsun. Dertleri olsun, dert edinsin. Öyle sistemin ona tanımış olduğu basit dertleri değil, açlıktan, savaştan, suçsuz yere ölen masum çocukları, esir edilmiş beyinleri, davasını dert edinsin… Ama heyecanını ve umudunu asla kaybetmesin, her daim gözleri ışıl ışıl olsun.”

Genelde 12-25 yaş arası insanlar genç olarak tanımlanır ancak farkındaysanız yukarıdaki tanıma göre bir yaş aralığından bahsetmiyoruz. Bizim bu tanımımız fizyolojik olarak değil, ruhi olarak ne hissettiğinle ilgili bir tanım. 70 yaşında ama 18 yaşındaki gibi heyecan duyuyor derler ya işte böyle bir tanım. Erbakan Hocamın istediği heyecanla ilgili bir tanım…

Peki, bizim gençten ne anladığımızı bırakalım da fizyolojik olarak genç diye tanımladığımız yaş grubunun nasıl hissettiği ile ilgili konuşalım biraz. Bu yaş grubu ile oturup sohbet etseniz okul, sınavlar, ne olacak kaygısıyla sağa sola savrulduğunu, heyecanın kalmadığını görürsünüz. Aslında bu insanın amaçsızlaştırarak kısır bir döngüde yorulmasıdır. Bugün pek çok genç insanın gelecek kaygısıyla ülkeyi terk etmek istediğine şahit oluyoruz. Kızıyoruz onlara ama nedenini sormuyoruz…

Geçenlerde 20’li yaşlarda bir arkadaş şöyle bir paylaşım yapmıştı: “Kimilerine göre yolun başında olduğumuz söylense de bu yaşlarımızda sayamayacağımız kadar hadiseyle karşı karşıya kaldık. Dünyayı kurtaracağız diye çıktığımız umutlu yolculuğumuz günümüzü kurtaralım yeter dediğimiz yerde sonlanmaya doğru gidiyor. Haber kanallarını açmaya korkuyor, bugün acaba neyle karşılaşacağız diyerek ağlanacak halimize gülüyoruz… Biz 20’li yaşlarımızdayız evet... Ama artık yorulduk, biz bu yaşımızda yorulduk… Siz hiçbir şey YAPMAMAKTAN yorulmadınız.”

20’li yaşlarında bir insan ne görmüş olabilir de bu kadar yorulmuş olabilir? Bitmek bilmeyen sınavlar, haksız atamalar, savaşlar, kıyıya vuran çocuklar, açlıktan ölen insanlar, salgın hastalıklar, musilaj derken şimdi de hangi ara başladığını bilmediğimiz ciğerimizi yakan orman yangınları… Rahmetli dedem tam bir asır yaşamıştı. Bazen düşünüyorum da onun bir asırda yaşadığını biz çeyrek asırlık ömrümüzde yaşadık. Bir asrın yaşadığını çeyrek asırda yaşamış olan insan nasıl yorulmaz? Nasıl feryat etmez bu kadar acıya?

Genç olarak tanımladığınız arkadaşlarla bir araya geldiğimde ben gözlerinin feri gitmiş, yorgun ihtiyarlar görüyorum. Hoş bu aralar gözleri ışıl ışıl, kalbi heyecanla yerinden çıkan tek bir insana rast gelemedim. Yazımızın başlığını Çanakkale türküsünden esinlenerek “Gençliğim Eyvah” koyduk. O zamanın gençleri düşmanı tanıyor, neyle savaşacaklarını biliyorlardı. Peki biz? Düşman kim? Kimle savaşacağız? Neyle mücadele edeceğiz bilmiyoruz… Dört bir cepheden üstümüze geliyorlar ve siz her bulduğunuz fırsatta bizi suçluyorsunuz. Bize çocuklarınıza, torunlarınıza nasıl bir dünya bıraktığınızın farkında mısınız sevgili büyükler?

Bitirirken şunu da söyleyelim bu yazımızda gençlerin ne kadar yorgun olduğunu anlatmaya çalıştık ama genç arkadaşlardan, yaşıtlarımızdan umudumuzu kestiğimizi sanmasın kimse. Erbakan Hoca’mız, “Bu milletin külüne üflesen altından iman çıkar” derdi. İmanla dolan bir kalp heyecan sahibidir. Heyecan sahibi insanlar dünyayı kurtaracak güce sahiptir. Heyecanımızı tekrar kazanmak duasıyla...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selime Sümeyye Abatay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?