Kurallar hepimiz için değil mi?

Bismillâhirrahmânirrahîm;

TOPLUMDA sıkıntı ve problem oluşturan ne varsa, hepsi hukuk ve kurallara uymamamız yüzünden. Darbelerden orman yangınlarına; eğitimden ekonomiye hepsi bu kural içinde ele alınabilir. Kurallar bir bütündür. Hepimiz, kamu düzeninin gerektirdiği şartlara uymak zorundayız. Salgın, trafik, sağlık, eğitim, dış politika… Hepsinin kuralları var. Toplumun huzuru için halk, yönetici, zengin, fakir demeden hepimiz kurallara uyacağız.

Son aylarda aşı konusunda “ayrıştırıcı bir dil” kullanılmaya başladı: Aşı olanlar, olmayanlar… Tehlikeli bir kamplaşma bu! Herkes sorumlu davranmalı. Her insan sağlığını düşünür. Hayatını riske atmak istemez. Yöneticiler, aşı üzerinde oluşan tereddütleri gidermek zorunda. Bilinen tereddütler insanı öylesine tedirgin ediyor ki! Aşıya soğuk bakanların tavrını anlamaya çalışmalıyız.

Halk bu tavrında haksız değil. Seneler önce salgının romanı yazılmış; film ve dizileri yapılmış. Bazıları tarih vermiş. Konu CIA raporlarına kadar girmiş. Dünya nüfusunu azaltmak, insanların vücuduna chip yerleştirmek isteyenlerin görüşleri günlük konuşulan konular arasında. Abdurrahman Dilipak yazmıştı: “ KOVİD-19’u gözümüze o kadar yaklaştırdık ki, arkamızda yanan ormanı göremiyoruz.”

Bu ülke hepimizin! Birlikte yaşayan 84 milyon insanın birbirine ihtiyacı var. Bilgi, inceleme ve araştırmayı öncelemeliyiz. Sebepsiz yere birbirimizi örselemeyelim. Her gün binlerce bilgi, haber bombardımanı altındayız. Konuşmalarımıza izah, ikna, ispat yöntemi egemen olmalı. Hakaret üslûbunu bırakmalıyız. “Uç” örnekler dışında bunu herkes kabullenir.

KURALLAR HER ALANDA

SAĞLIĞIMIZI ilgilendiren tek konu aşı değil ki! Diğer kurallara da uymalıyız. Yöneticiler bu işe “öncülük” etmeli. Yönetici kurallara uymazsa, halk neler yapmaz? Sağlık konusu hatır gönül işi değil. Hepimizi ilgilendirir. Salgın döneminde yaşadıklarımızdan ders almıyor gibiyiz. Durumumuza bir göz atalım:

Geçtiğimiz sene, bu ayda Giresun’un Dereli ilçesinde şiddetli bir sel felaketi yaşandı. Salgında ölenlerin günlük sayısı 20’li rakamlara inmişti. Bir partinin genel başkanı Dereli ilçesinde miting yaptı. Hem de, otobüs üzerinden vatandaşa “çay fırlattı.” Kurallara uyulmadı. Bu gevşeklikten cesaret alan halk kurallara ilgisiz kaldı. Sonuç belli. Virüs yükselişe geçti. Okullar bile açılamadı.

Aynı genel başkan bu sefer de sel felâketi münasebetiyle Rize-Güneysu’da; yangın münasebetiyle Muğla- Marmaris’te afetten bîzar olmuş halka yine çay paketi fırlattı. Halk taciz edildi. Çay, her şeyden önce Allah’ın nimeti! Fırlatılmamalı. “Hayır” yapacaksanız, “elden” verilmeli. Çay diyarı Rize’nin bir milletvekili şöyle tepki gösterdi: “Çay mübarektir. Biz çay parasıyla yetiştik, okuduk. Çayın ayaklar altına alınmasına katlanamıyorum.”

Hükümet partisinin Şubat ayında, “lebalep” katılımları ile övündükleri kongrelerini hatırlayın! Salgında, günlük olarak 50’li rakamlarda olan ölüm sayısı, kısa sürede 400’lü rakamlara ulaştı. Mayıs ayına kadar geçen 3 aylık süreçte 8 binden fazla insan öldü. Hükümet bundan sonra kurallara uymayanlara bir şey diyemedi. Diyecek olsa, “Peki, sizin yaptığınız ne?” cevabını alacaklarını biliyordu.

SEN GÖREVİNİ YAPTIN”

SALGIN kurallarına o kadar uyulmaz oldu ki; halk, “Yoksa, kurallar kalktı mı?” diye sormaya başladı. Kurallar deyince, Bayındırlık ve İskân eski Bakanı rahmetli Cevat Ayhan aklıma geldi. 3 dönem milletvekilliği yapmıştı. İTÜ Makina Mühendisliği’nden mezun idi. Dünyalığa yönelmedi. Tek arzusu ülkesini kalkındırmaktı. Şu anekdot Sakarya’da efsane haline gelmiştir:

Bakanlığı günlerinde arabası ile yolculuk yapıyordu. Trafik polisi durdurdu. Ceza yazmaya girişti. Makbuza işlemek için ismini kimliğinden bakınca “bakan” olduğunu öğrendi. Memur bir anda tedirgin oldu. “Kusura bakmayın efendim!” demeye başladı. Cevat Ayhan polis memurunu teskin ederek cezasını ödedi: “Evlâdım! Teşekkür ederim, sen görevini yapıyorsun!”

Cevat Ayhan hep Millî Görüşçü kaldı. Davasında sebat etti. Makam onun tabiîliğini bozamadı. Vefat ettiğinde oturduğu 80 metrekarelik evden başka bir malvarlığı yoktu. Yaptığım ziyaretlerde Sakaryalılara Cevat Ayhan’ı sordum. Onu hayırla anmayan tek kişiye şahit olmadım. 52 senedir Millî Görüş davasına hizmet ettiği halde, devletten tek kuruş almayan binlerce insan var. Hepsi, hukuka uyar, kuralları çiğnemez. Onlar, toplumun sigortası seçkin insanlar!

Pek çok alanda kargaşanın yaşandığı bir toplumda hukuka, kurallara uymaktan başka çaremiz yok. Toplum düzeninin sağlanması buna bağlı. Yöneticiler halka örnek olmalı. Hukuk ve kurallara uymayan bir yönetici, bazı güzel başarılar gösterse bile, iyi bir yönetici sayılmaz. Hukuk hepimizin ilâcıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?