Borcu borçla kapatmak!..  

Pandemi sebebiyle birçok iş yerinin kapanmak zorunda kalması sebebiyle devlet iş yerlerinin kapanmasını önlemek, işsizliğin boyutlarının daha da büyümemesi için düşük faizli, bazen de faizsiz kredi vermek yoluyla küçük esnafa nefes aldırmaya çalışıyor. Ancak, bu yaklaşımın bugüne kadar derde derman olmadığı da ortada. Çünkü gelirde ciddi bir artış olmadığı sürece borcun borç ile kapatılması mümkün değil. Söz gelimi aylık 3 bin lira geliri olan bir işçi, memur ya da emeklinin aylık gideri bunun üstünde ise borcu her ay biraz daha artacak, böylece borç bitmeyecek demektir. Bunun da ötesinde giderleri gelirlerinin üstünde olanlar için bu durumun süremsi giderek iflası gündeme getirecek, borç altından kalkılamaz bir boyuta ulaşacak demektir. Yani ister esnaf ister dar ve sabit gelirli çalışan ya da emekli olunsun insanların borçtan kurtulmalarının çaresi onlara borç vermek değildir. Devletin devreye girerek karşılıksız destek vermesi ya da ayakta kalabilmelerini sağlayacak bir gelir seviyesine çıkartılması gerekiyor. Özellikle de düşük de olsa faizli kredi olarak verilecek paraların söz konusu krediyi alanı, ne de veren kuramları rahatlatmayacaktır. Çünkü zaten insanlar zor durumda olmasalar, işlerini sürdürerek geçimlerini sağlayabilseler borç almak için uğraşmazlar. Çünkü borç almak faiz yükünü de beraberinde getiriyor. Sistem böyle işliyor.

Peki, bu işin çözümü nedir? İlk düşüncemi biraz önce dile getirdim. Batmış insanı boğulmaktan kurtarmanın yolu karşılıksız destek vermekten geçiyor. İkinci olarak esnafın iş hayatının, kısacası piyasanın canlandırılması, gelirinin giderini karşılayacak noktaya gelmesi gerekiyor. Elbette, sadece giderini karşılayacak kadar bir destek ya da gelir artışı da soruna köklü çözüm getirmez. Geçici rahatlık verir. Sonuç olarak borcun borçla kapatılması sorunun kalıcı hale gelmesinin ötesinde bir sonuç vermez. Söz konusu dostum ile aynı aylık gelir seviyesinde idik. Çocukları okutmakta ve evin ihtiyaçlarını karşılamada zorluk çekiyordum ama komşum olan tanıdığım ile sohbet ederken artık borç ödemekten usandığını, borcun bitmediğini, gelirin de normalin dışında bir artış olmadığı sürece borcunun biteceğini sanmadığını dile getirmişti. İşin sonunu nasıl gördüğü soruma verdiği cevap bir gazetemizde, “Esnafımız borcunu artık borçla bile kapatamıyor” başlığı altında yer alan haber beni yıllar öncesine götürdü. Söz konusu haber yıllardır yaşanan bir gerçeğin günümüze yansıması gibiydi. Çünkü arkadaşım durumunu şöyle izah etmişti:

“Yıllardan beri aldığım maaşın üzerinde her ay ödeme yapmak durumundayım. Bir türlü ipin iki ucunu birleştirmeyi beceremedim. 500 lira maaş aldığım halde her ay 800 lira ödemek zorunda isem borcumu kapatabilmek için bir yerlerden 300 lira borç bulmam gerekiyor. Borç bulmakta zorluk çekmiyorum ama borç bir türlü bitmediği için her ay borç alabileceğim bir kapıyı çalmak zorunda kalıyorum.”

“Peki, bu durumu daha ne kadar sürdürebilirsin?” dediğimde, “Daha fazla aylık alabileceğim bir iş bulmam ya da ailemden birilerinin karşılıksız desteğini sağlamam gerekiyor. Ne var ki aile fertlerim de kıt kanaat geçimlerini sürdürüyor” demişti.

Ülkemizde dar ve sabit gelirliler hep ayakta kalabilmek mücadelesi veriyorlar. Nedense uygulanan sistem hep tuzu kurulara, zenginlere çalıştı. Dar ve sabit gelirliler batmadan ayakta kalmanın mücadelesini verdiler. Batmadan maksadım icraya düşerek her ay maaşlarının bir bölümünün alacaklılarına ödenmesi söz konusu oldu.

İster esnaf, ister ücretli ve emekli olsun önemli olan borca batmadan işleri yürütebilmektir. Yoksa borcu borçla kapatmaya çalışmak ömür boyu bankalara mahkûm olmak anlamına geliyor. Bu da milyonlarca dar ve sabit gelirlinin küresel sermaye sahiplerine çalışması anlamına geliyor. Düzeni kuranlar başta böyle oluşturmuşlar. Sonuç olarak bu düzen değişmeden, sömürücü faiz düzeni son bulmadan borçla hayatlarını sürdürmek durumunda olanların borçtan kurtulması mümkün görünmüyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?