İnsanlık dramı göçmenlik-II

İnsanlık tarihinin bu büyük dramı sömürgecilik ile birlikte, yaşama hakkı çok farklı bir boyutta seyrediyor. İnsanlığa huzur vermeyen bu durum acıları giderek derinleştiriyor.

Batı dünyası kapitalizm ile birlikte büyük ölçüde insanlığı her yönüyle iliklerine kadar sömüren, neredeyse yaşama hakkı vermeyen bir ruha sahip.

Ne yazık ki insanlığın yaşama alanı daraldıkça birbirine karşı tahammülsüz oluyor. Bu o kadar ileri boyuta varıyor ki kendileri mazlum oldukları hâlde mazlumlara da yaşama hakkı tanımıyorlar. Bir belediye başkanının insanların sularını kesmeye kadar varan tahammülsüzlüğü insanlık dışı bir davranış. Su, hava, doğadaki nimetleri insanlara çok gören bir anlayış başka nasıl tanımlanabilir.

Gerek iş ve gerek başka nedenlerle bugün Avrupa’da milyonları bulan Türkler veya başka halklar bir anlamda göçmendirler. Doğudan Batı’ya doğru sürekli bir akış var. Özellikle genç kuşaktakilerin ise gözü dışarıda. Böyle olmasına karşın insanları sudan mahrum bırakmak kadar vahşi bir durum olamaz. Suç zorunlu durumda kalan, yaşamaya çalışan göçmen diye tanımlanan insanlarda mı, onları bu hâle düşürenlerde mi?

Ortadoğu’yu kuşatan, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri olan ülkeleri işgal ediyorlar, onları etkisiz bırakıyorlar. Evsiz, barksız ve işsiz bırakıyorlar. İsrail’i rahatlatmak için bölgedeki toplulukları da baskı ve silâhların gücüyle hayat dışı bırakıyorlar. Bunun en somut örneklerinden biri Libya’dır. Petrolü ve ekonomik gücü olan ülke insanlarının göçmenliğe zorlanması, Avrupa’nın kapılarının da kapatılması bir insanlık dramı. Hem sömüreceksin, hem de onlara yurtlarında yaşama hakkı vermeyeceksin!

Batı hayranı, onların anlayışını ve hayat tarzını sürdüren Batıcılar da ne yazık ki aynı ruha sahiptirler. Batılıların yaptığının aynısını mazlum insanlara yapıyorlar. Su gibi aziz olan bir varlıktan insanlığı mahrum bırakmak ne kadar insanidir?

Bu, kendi haklarını koruma düşüncesinden çok; ırkçı, başka insanları insan gibi görmeme düşüncesidir. Bir Müslüman nedenleri ne olursa olsun mazlumlara gönüllerini de kapılarını da açar. Anadolu bunun en somut örneği. Birçok halkın bu bölgede Müslümanlarla birlikte yaşaması insanlık adına en güzel bir örnek.

Osmanlı Devleti’ne karşı açılan savaşlarda ve ayaklanmalarda Batılılar bir yandan işgallerde bulunurlarken bir yandan âdeta sanki kimi halkları Osmanlı emperyalizminden kurtardıklarını ileri sürüyorlardı. Fransızların ve İngilizlerin işgallerinin gerekçeleri bunlardır. Bir yandan halkları ayaklandırarak onlara özgürlüklerini kazandırdıklarına inandırırken diğer yandan onları hem işgal ediyorlar hem de köleleştiriyorlar. Osmanlı Devleti’ni dağıttılar ama sonuçta kendilerine bağımlı hâle getirdiler. Müslümanlar Osmanlılardan sonra asla özgürleşmediler. Irak’a İngilizlerin sonra da Amerika’nın çöreklenmesinin sonucu budur. Suriye’de, Mısır’da, Libya’da sonuçlar bellidir. Diğer ülkelerde ise köle ruhlu insanların denetim altındadırlar. Asla kendi başlarına hareket edemiyorlar.

Zihniyet olarak onların ruhunu taşıyanlar da aynısını başka mazlumlara yapıyorlar. Onlarla birlikte olmayı tercih ediyorlar.

Kapitalist zihniyetin tutum ve tavrı, sömürgecilik ruhu hiçbir zaman değişmiyor. Batıcı ruhlu sosyalist zihniyetliler de onlardan farklı değil. Çünkü aynı kaynaktan besleniyorlar. “Hümanizm” denilen aldatıcı kavramın başka insanlar için hiçbir anlam ve karşılığı yoktur. Bu, sadece kendi insanları için geçerlidir.

İnsanlığa hizmet eden anlayış insanı bir bütün olarak görmesidir. Aralarına hiçbir fark koymamasıdır. Zor durumda olanlara kapılarını açık tutmasıdır. Geleneğimizde “Tanrı misafiri” diye bir hayat anlayışı var.

İnsani değerlerini yitirenlerden başka ne beklenebilir ki?

Müslümanlar kendi ruhlarına ermedikleri sürece insanî özelliklerini yeniden kazanamazlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder

# Suriye

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?