Hedef: Bizi azınlıkta bırakmak!..

Gazeteci-yazar Necmeddin Şahiner’le, hayli eskilere dayanan bir hukukumuz var. Hemşerimdir. Üniversite tahsili için İstanbul’a gittiğimde ilk karşılaştığım kişilerden biridir. Sonraları birlikte çalıştık. Köprü dergisini bir müddet tek başıma çıkarmıştım. Sonradan birlikte çıkardık. Daha sonra aynı gazetede çalıştık. İkimiz de Gaziantepliydik, ancak “öz Anteplilerin” çoğunda olduğu gibi Necmeddin Şahiner abi beni Antepli kabul etmezdi. Ona göre “gerçek Antepli”, Antep’te doğup büyüyenlerdi. Hem de Kalealtı, Tabakhane, Şehreküstü gibi semtlerde oturacak, Antep’in mormorusu olacaktı. Biz ise Antep’in “köylüsü” idik. Bizim köy, Oğuzeli ilçesine bağlı, Barak köylerinden bir sınır köyü idi. Bizim bölge Türkmen bölgesidir. Bizim bölgedeki Türkçe dil kaidelerine en uygun, zengin Türkçedir. Türkoloji’de okurken hocam merhum Prof. Dr. Sadettin Buluç bir kelimenin tahlilini yaparken, “Söyle bakalım Antepli, sizin orada bu kelime nasıl söylenir?” der. Ben de söyleyince, “Hah tamam, işte kelimenin kökeni bu!” derdi. Oysa bizim “öz Anteplilerde” söyleyiş çok farklıdır. Kelimeler yuvarlanır. Mesela Muhammed, Mehmed denmez, “Mamet” denilir. Muhammed Ali denmez, “Mamdeli” denir. “Geliyorum” denmez, “Geliym” denir. Vs…

Gel zaman git zaman, devran değişti, köprünün altından çok sular aktı. Doğu ve Güneydoğu’daki terör hadiselerinden dolayı Antep çok göç aldı ve gele gele bugünlere geldik. Bugünkü tablo şu: Biz, Antep’in köylüsüyüz diye bizi beğenmiyorlardı ya, şimdi o köylülerle birlikte bütün Antepliler nüfusun yüzde 10’luk kısmında kaldılar. Gelenlerin tamamı bu vatanın sınırları içerisinde yaşayanlardı. Burada şahsen benim şöyle bir “kayd-ı itirazî”m var. Gelenler hoş geldi de bu şehrin bir kültürü var. Küçük Buhara diye bilinen bir şehir. Yani bir zamanlar ilim-irfan merkezi imiş. Ayrıca geçen asrın başında Kurtuluş Savaşı’nda şanlı bir müdafaa vermiş. Bunların bilinmesi lazım. Ancak gelip de nüfusun ekserisini ele geçirenler bütün bu değerlere bön bön bakıyorlar. Hiç umurlarında bile değil. Bütün dertleri para kazanmak. İşte bu noktada anlaşamıyoruz.

Aslında sözü şu Afganlı göçmenlere getirmek istiyorum. Sanki Yecüc-Mecüc ordusu gibi sınırlarımıza yığılmışlar. Niçin geliyorlar, neden kaçıyorlar? İçlerinde bir tek kadın, çocuk, yaşlı yok. Hepsi sanki paralı asker gibiler. Bir yerden emir almış gibi onca yolu kat etmişler. İran sınırını da aşmışlar, bizim ülkemize doluşuyorlar. Daha önceki yazılarımda da temas ettim. Bu mülteci hadisesi planlı bir operasyon gibi. Sanki yukarıda Antep örneğini verdiğim gibi, zamanla bizi azınlıkta bırakmanın planı yapılmışa benziyor. Bilindiği üzere havaalanlarına asılan ilanlarla 250 bin dolarlık emlak alanlara otomatikman vatandaşlık verileceği ilan edilmişti. Bunu doğru bulmadığımı belirtmiştim. Hele bir İngiltere’ye mülteci olarak gitmeye kalkın bakalım, sınırdan öte bırakın adım atmayı, burnunuzun ucunu göstermeye müsaade etmezler. Hele vatandaşlık almak mümkün değildir.

Daha önceki mültecilerden, Suriyeliler hakkında da şahsen zihnimde soru işaretleri var. Yüzde 10’u dışındakiler için endişelerim var. Her çeşit adam geldi. Osmanlı döneminde tehcir edilen Ermenilerin ise tamamı geldi. Ülkemiz bu ilticalarla âdeta çıfıt tarlasına döndü. MİT başta olmak üzere devletin ilgili müesseselerinin işi gerçekten çok zor. At izi it izine karışmış durumda. 98 yerde birden yangının çıkması düşündürücü. Ciğerimiz yandı. Bu yangında bizim gibi acı çekmeyenlere vatandaşlık verilebilir mi?

Bu vatan, Cenab-ı Hakk’ın biz Müslümanlara hususî bir lütfü, ihsanıdır. Bu cennet vatana gelen mültecilerden kaçı bunun şuurunda? Malazgirt’i, İstanbul’un fethini, Çanakkale Savaşı’nı, Kurtuluş Savaşı’nı kaç kişi biliyor? Fatih Sultan Mehmet’i, Ulubatlı Hasan’ı, Yunus Emre’yi, Mehmet Akif’i kaç kişi biliyor? Bizim değerlerimizi bilmeyenlerle nasıl hemhal olacağız? Zaten onlar bizimle hiç konuşmuyorlar. İnanın on senedir aynı camide namaz kılıyoruz, daha bir kelime konuşmadık. Bizim apartmanda oturuyorlardı, selam veriyorum, selamımı almıyorlardı. Hiç kimseyle konuşmuyorlar. Ancak kendi aralarında konuşuyorlar. Çok geçmedi, ayrılıp gittiler. Böyle olmaz. Son yirmi senedeki mülteci akınının bir planın parçası olduğunu düşünüyorum. İstanbul’a gidiyorum, tramvayın yarıdan fazlası yabancı. Bizim Güngören bile yabancılarla dolu. Bu vatanının yarınını düşünenlerle endişelerimi paylaşayım dedim…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Iyıldız - "İslam kardeşliği çerçevesi"nde baktığımız bu konu, çerçevenin dışına taşmış, ciddi manada geleceğimizi sarsmaktadır... Önlem alınmazsa, hüsrana uğrayacağımız, büyük hercü merçlerle karşılaşacağımız kesindir...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 02 Ağustos 15:19
02

Sami - Ülkemizin geldiği bu içler acısı durumda Ulema dediğimiz gerçek ehlisünnet alimlerimize ve hocalarımıza çok büyük görev düşüyor,onların sessizliği ve bazılarınında batıl sistemlere meyletmeleri yüzünden insanımızın kafası çok karışık,umera desen zaten zıvanadan çıkmış zevkü sefaya dalmış.Ulema ve Umeranın bozukluğu otomatikman topluma yansıyor. Allah yardımcımız olsun.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Ağustos 11:02
01

Erenler - Burhan kardeşim yazdığın herşeyi kabul ediyoruz.Bu plan Bop bir kısmı.Ben inanıyorum ki bu hesap zalimlerin hesabı olabilir, geçerli olan Allah CC hesabı gerisi fasafiso

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Ağustos 10:25


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?