Göçler üzerinden emperyalist plan

Bismillâhirrahmânirrahîm;

DÜNYA kaynıyor. Yaşanan hareketliliği hep birlikte izliyoruz. Küresel güçler stratejik tuzakların içinde. Dünyanın kontrolünü ellerinde tutmak istiyorlar. Büyük oyun İslâm dünyası üzerine kurgulanmış durumda. Savaşlar, işgaller, saldırılar, çatışmalar, İsrail’le normalleşme senaryoları, darbeler hep bu amaca hizmet etmek için. Göçler üzerinden ülkeleri, bölgeleri, şehirleri boşaltmak suretiyle kendilerine alan açmak istemeleri oyunun büyük parçası.

Filistin, Afganistan, Irak, Suriye gibi ülkelerde yaşanan göç dalgalarının tabiî seyriyle geliştiğini mi sanıyorsunuz? Adeta, satranç oyununa benzeyen bir stratejik plan bu! Kademe kademe ilerliyor; hatta çok kere Müslümanları, kardeşlerine karşı bir olta olarak kullanıyorlar. Sinsi bir oyun tezgâhlanıyor. Emperyalizmin tuzağındaki mazlumlar, kötülerin planlarını bozacak bir stratejik yöntem geliştirmek zorundalar. Bunun yolu “bütünleşmek”ten geçer.

Akıl akıldan üstündür. Zor oyunu bozar. 2 milyarlık İslâm âlemi zalimin oyununu bozabilecek potansiyele sahiptir. Dünyanın kilit noktası durumundaki 7 önemli boğazdan 4’ü Müslümanların elinde. Yeraltı kaynakları ve tabiî zenginliklerin önemli bölümü İslâm dünyasında. Onları, etrafında toplayabilecek misyona sahip olan Türkiye, beyin gücünü kullanmalı.

Erbakan Hoca’nın başlattığı Millî Görüş hareketi planları çizdi; işaret taşlarını döşedi. İslâm Birliği’nin çekirdeğini oluşturan D-8’leri kurdu. Çalışma yöntemlerini hazırladı. Fakat ömrü vefa etmedi. Bu öksüz yapı “usta”da kalmamalı; “çırak”lar; bu projeyi hedefine ulaştırmalıdır. Zulüm ve sıkıntılardan bunalan insanlık böyle bir “saadet dünyası”nı bekliyor.

GÖÇLERE DİKKAT!

TARİHTE göçler, iyi niyetlilerin kontrolünde iken hareketlilik ve dinamizme yol açtı. Bugün dünyanın kontrolünü ellerinde bulunduranlar, göçleri “insanlığı yok etme” planının bir aracı olarak kullanıyorlar. Bunun en acı faturasını 73 yıldır Filistinli kardeşlerimiz ödüyor. Siyonistler işgal ettikleri Filistin topraklarını, baskı ve yıldırma politikalarıyla yüzde 20’lere kadar indirdiler.

Amerika’da da aynı oyun! Yerli halkı öldürüp veya göçe zorlayarak Kızılderililerin ülkesine kendileri yerleştiler. Aynı mantık revaçta! Bosna savaşı sürerken, halkın perişanlığını gören Türkiye hükümeti, onları himaye etme niyetini ortaya koydu. Aliya İzzetbegoviç buna razı olmadı. Çünkü Bosnalıların bıraktıkları topraklara Sırpların gelip yerleşmesi tehlikesi vardı.

Türkiye’ye en büyük göç dalgası Suriye’den geldi. Elbette, can havliyle ülkemize sığınan Suriyeli kardeşlerimizi geri çeviremezdik. Güzel bir “kardeşlik örneği” oldu. Ama Türkiye’nin bir “göç politikası” olmalıydı. Bu kardeşlerimizin tekrar kendi ülkelerine dönebilmeleri için şartlar oluşturulmalı, diplomatik girişimler yapılmalıydı. Üzülerek belirtelim ki, yöneticilerimiz Suriye Devlet Başkanı ile görüşmekten kaçındı. Hem yabancı unsurlar Suriye’de cirit atmayı sürdürdü; hem de göçmenler perişan oldular.

Taliban, Afganistan’ın büyük bölümünü ele geçirdi. Radikallikleri ve infazları ile tanınan Taliban tehlikesine karşı Afgan kardeşlerimiz, Türkiye’ye sığınmaya başladı. Afgan kardeşlerimizin başımızın üstünde yeri var. Türkiye, onları “geçici misafir” olarak görüp bir “göç politikası” belirlemelidir. Hem Suriye’deki durum yaşanmamalı; hem de NATO’nun tuzağına düşülmemelidir.

TÜRKİYE’DE İÇ GÖÇ

STRATEJİK bir çalışma planı olarak boşaltılan toprak parçaları; zaman içinde başkaları tarafından doldurulur. Bu planın büyüğü Türkiye üzerinde uygulanıyor. Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere, doğu şehirlerimizin hızla boşaltılmasını sebepsiz mi sanıyorsunuz? Bazıları, ellerinden gelse, tüm Türkiye’yi Marmara Bölgesi’ne sıkıştıracaklar. Allah korusun, Kanal İstanbul yapılırsa, İstanbul’un nüfusu 25-30 milyona yükselecek.

Gelişmiş ülkeler, nüfuslarını dengeli bir şekilde dağıtmaya çalışıyorlar. Biz, niçin bunu yapmıyoruz? Yatırımların dengeli bir şekilde dağıtılması hem gerçekçi, hem daha âdil değil mi? Şimdi, boşalan köylerden binlerce dönüm arazi satın alan veya aldıranların varlığından haberdar oluyoruz. Bunlar tesadüfî mi?

Mehmet Şevket Eygi, 19 Aralık 2017 tarihli Millî Gazete’deki Kriptolar, Pakraduniler başlıklı yazısında şunları yazmıştı:

“Kriptolar Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu boşaltıyor mu?.. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Oraları niçin boşaltıyorlar? Müsait zaman gelince, fırsat zuhur edince o bölgelere dışarıdan nüfus getirilecektir. Boşluk onlar için hazırlanıyor.

Dağdaki ve bağdaki belli başlı Kriptolar niçin tespit edilip teşhir edilmiyor?”

Türkiye; Suriye, Afganistan, İran gibi yerlerden gelen göçmenleri düşündüğü kadar; ülkenin doğusundan batısına yönelen “iç göç” dalgasını da titizlikle ele almalıdır. Hem de planlama mantığıyla!..

Emperyalist odaklar göç olayını tabiî seyrine bırakmazlar. Erbakan Hoca, yıllar önce hükümetin yabancılara toprak satışının astronomik noktaya ulaşması karşısında, “Toprak ayağımızın altından kayıyor” uyarısı yapmıştı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?