Evliyalar, Salih kullar cahillere karşı hep olgun davranmışlardır

Resulü Müctabâ Efendimiz buyuruyor, “Şu üç şeyin reddi gerekmez. Baş konulacak bir yastık, güzel koku ve süt reddedilmez.” Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerifte, sunulan, ikram edilen şeylerde reddetmemiz gerekenleri bize söylüyor. Nedir peki bu üç şey? İlki yastıkmış, başımızın altına koymak için ikram edilen yastığı reddetmeyip almamız gerekiyormuş. İkincisi de güzel koku. Mesela camiye Cuma’ya gidiyorsun ve çok terlisin. O zaman camideki diğer insanları rahatsız etmemek için güzel koku sürün. İkram edilirse geri çevirme. Sadece camii değil, her kalabalık ortamda kötü kokuyla, ter kokusuyla insanları rahatsız etmek doğru değil. Zaten güzel koku sürünmek Peygamber Efendimizin sünnetidir. Son olarak da ikram edilen süt reddedilmez. Zaten doğru olan da budur. Bize ikramda bulunan bir Müslüman'ı geri çevirerek onu kalbini kırmamamız lazım. İnsanlar arasında dayanışmayı, birleşmeyi, samimi ilişkiler kurmaya vesile olacak şeyleri reddetmememiz gerek. İnsanlar arasında dayanışmaya vesile olacak şeyleri reddetmememiz gerek.

“ŞU ÜÇ ŞEYİ YAPMADAN KIYAMET GÜNÜNE GELENLERE BİR ŞEY YOKTUR”

Peygamber Efendimiz buyuruyor, “Şu üç şeyi yapmadan kıyamet gününe gelenlere bir şey yoktur. Varağ yoksa kıyamet günü amelinden sana fayda verecek hiçbir şey yoktur. Hüsn-ü müdarağ yoksa kıyamet günü amellerin sana fayda vermez. Cahile karşı yumuşak başlı davranmazsan kıyamet gününde ammelerinden sana fayda yoktur.” Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerifte bizde olması gereken güzel ahlakları açıklıyor. Bunlar genelde nefsimize zor gelen, yapılması zor şeyler ama bu güzel ahlaklar için çabalamazsak ahirette ammelerimizin karşılığını alamayız. Hadiste ilk işaret edilen konu ‘varağ.’ Yüce Allah’ın haram ettiği şeyleri kesinlikle yapamayız. Yalan söyleyemeyiz, zina edemeyiz, gıybet edemeyiz, içki içemeyiz, kumar oynayamayız yani Allah’ın haram kıldığı şeyleri yapamayız. Bir de haram olduğu konusunda kesin bilmediğin şeyler var. Yani haram mı değil mi bilmediğin şeylerden sakınmaya ‘varağ’ denir.  İkinci olarak da ‘müdarağ’ konusunu söylüyor Resulullah Efendimiz. Öyle bir huyun var ki insanlarla iyi geçiniyorsun, işte buna ‘müdarağ’ deniyor. Hüsn-ü müdağra için aynı zamanda muaşşare da deniyor. Hüsn-ü muaşşare imanın aslıdır ki insanlarla iyi geçinecek bir ahlakın yok. Herkesle kavgalıysan yaptığın ameller sana fayda vermez. Öyle bir ahlakın olacak ki herkes senden memnun olacak, insanların kalbini kırmayacaksın. Son olarak da hadis-i şerifte cehalet belasından bahsediliyor. Ne helal, ne haram bilmiyorsa birisi, cahilse sen de ona kötü davranmayacaksın. Ona karşı iyi davranacaksın. Çünkü o bilmediği için öyle davranıyor. Bir insan cahil de olsa bir gün senin ona iyi davranman sebebiyle hidayete kavuşabilir. Cahilin hareketine karşı ilim sahibi olacaksın. Tabii nefse zor gelen bir şey bu ama büyük evliyalar, salih kullar cahillere karşı hep olgun davranmışlardır. İşte cahile karşı böyle bir ahlakın yoksa amelin sana fayda vermez.

GÜZEL AHLÂK ÇOK ÖNEMLİ

Peygamber Efendimiz buyuruyor, “Üç hasletten üçü veya birisi bir insanda bulunmazsa amelleri ona fayda vermez.  O insanda takva, güzel ahlak, yumuşak başlılık olmadığı sürece kıyamet günü kurtulamaz.” Bir önceki hadis-i şerifte bahsedilen konuların benzeri burada da var. Peygamber Efendimizin bu hadiste söyledi üç haslet ya da en azından bir tanesi bizde olmak zorunda. Takva nedir? Takva en basit şekliyle isyandan seni alı koyan Allah korkusudur. Bir şey haramsa ve sen onu Allah’tan korktuğun için yapmıyorsan takva sahibisin demektir. Güzel ahlak da çok önemlidir. İnsanlar arasında senin adın geçtiği zaman herkes o güzel insandır, ahlaklıdır diyecekler. Son olarak da yumuşak başlı olmak. Yukarıda hüsn-ü muaşşere demiştik ya hani, cahil karşısında bile olgun olmak. İşte bu çok önemli. Peygamber Efendimiz bu konun üstünde ısrarla duruyor. Her ne kadar bir kimse cahil olsa bile sonuç olarak insandır. Sen o cahilin tüm hareketlerine karşı ona iyi davrandın mı bir gün senin ona karşı güzel davranışlarından etkilenebilir. Allah senin bu güzel ahlakını vesile ederek ona hidayet verebilir. O yüzden bir cahilin karşısında ona yumuşak başlı davranmamız gerekir.

ANNE VE BABANIN EVİNDE SEFERİ NAMAZ KILINMAZ

Bu dönemde herkes tatile gidiyor. Çoğu insanımız da anne ve babasının evine, memleketine gidiyor. Çok sorulduğu için açıklamakta fayda var. Bir insan anne ve babasının evinde misafir sayılmaz. Tabi doğru bir şey değil ama İslam hukukuna göre, bir insan anne ve babasının evinden bir şey çalsa, hırsızlık yapsa eli kesilmez. Çünkü insanın anne ve babasının evi kendi evidir ve bir kimse kendi evinden bir şey aldı diye hırsız olmaz. Aynı şekilde uzakta oturan anne ve babamızın evine gittiysek seferi sayılmayız. 1 saatte kalsanız, 1 gün de kalsanız, 1 hafta da kalsanız namazlarınızı normal kılacaksınız. Kendi eviniz olduğu için anne ve babanızın evinde namazlarınızı seferi olarak kılamazsınız. Aynı şekilde anne ve baba da oğlunun ya da kızının evine geldiği zaman seferi olmaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Cevat Akşit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Enescik - Allah sizlerden razı olsun Cevat hocam aktardığınız dini bilgiler için.

Rabbim sizlere hayırlı ve bereketli ömür versin. Amin...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Ağustos 22:29


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?