Şükür, insanı Allah'ı yakınlaştırır

İslam kültüründe sahip oldukları nimetler için yüce yaratıcıya şükreden ve ellerindekini ihtiyaç sahipleri ile paylaşan kişilere ağniya-i şakirin denirdi ve bu insanlar toplumun hafızasında özel bir yere sahip olurlardı. Zira, ağniya-i şakirinler Allah’ın kendilerine bahşettiği dışında hiç bir şeye sahip olmadıklarının bilinci içindeydiler ve güne şükürle başlar, şükürle bitirirlerdi. Onlar Allah’ın “…Allah sana nasıl ihsanda bulunduysa sen de başkalarına öylece ihsanda bulun...” (Kasas, 77) ayetini hayatlarına taşıyan vicdanlı ve cömert kimselerdi ve bulundukları ortamda diğerleri üzerinde etki bırakırlardı.

Yoksullaştırılan ve maddi bir varlığa indirgenen insan, var oluşuna anlam katacak ve kendisini huzura taşıyacak değerlerden uzaklaşınca ruhsal sorunlar yaşamaya başladı. İnsanın maneviyatla ilişkisini yok sayan modern bilim ise işin içinden çıkamayınca alanını genişleterek daha evvel şiddetle reddettiği ahlaki değerlere farklı isimler adı altında yer vermeye başladı.

Depresyon, kaygı bozukluğu, stres, korku, intihar düşüncesi gibi sorunların artması ve fertlerin kendilerini iyi hissedebilmek için arayış içine girmeleri, bilimsel çevrelerin seyrini etkiledi ve iyilik yapmanın insanın mutluluğuna katkı sağlayabileceğini açıklamak zorunda kaldılar. Nitekim son yıllarda ruh hekimleri paylaşımın ve şükrün insanı ruhen güçlendirdiğini ifade ediyor ve hastalarına bu konuda ödevler vererek onları güçlendirmeye çalışıyorlar. Zira yapılan araştırmalar göstermektedir ki, şükür ve dua insana kendini iyi hissettiriyor ve onu olaylar karşısında dirençli kılıyor.

İnsanlarımız genellikle iyi bir şeye sahip olduklarında Allah’a bir teşekkür mahiyetinde şükredilmesi gerektiğine inanırlar. Fakat Allah’ın bahşettiği nimetler o kadar zengin ki, attığımız adımdan, aldığımız nefese kadar her şey ona tabi ve ne kadar şükretsek de bu nimetlerin karşılığını ödeyemeyiz. O nedenle şükür, alınan nefes kadar önemli ve elzemdir. Şükür, kulun yaratıcısına kulluk ve vefa borcudur.

Râgıb el-İsfahânî, (R.A.) şükrü üç vecihten ele alır. Buna göre nimeti vereni övgüyle anmak, “elhamdülillah” demek veya “Allah'ım sana şükürler olsun demek” dille şükürdür. Nimeti verenin Allah olduğunun idrakine varıp hatırda tutmak kalp ile yapılan şükürdür. Nimetin verilme hikmetini kavramak ve buna ibadetle karşılık vermek ise bedenle yapılan şükürdür.

İnsanın sahip olduğu maddi ve manevi imkanları Allah'ın rızasına uygun şekilde kullanması ve bunu ihtiyaç sahipleri ile paylaşması şükrün bir parçasıdır ve  kendisini Allah’a yakınlaştırır. Şükür, kişinin Allah’a muhtaç olduğunun farkına varmasını sağlar ve var oluş mahiyetini kavramasına da yardımcı olur. Şükür bir kazançtır, insanın imanının, teslimiyetinin ve samimiyetinin bir göstergesidir. Ve… İnsan kibir gibi ağır bir hastalıktan ancak dua ve şükürle kurtulabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Mert - Onun için 19 yıldır bu günlere geldiniz. Siz şükür edin durun, ama siz siz olun, sakın bir başkasına akıl vermeye kalkmayın. Muaviyenin sarayında envayi çeşit yemekler yenirken, fakire avanaklık aptallık şükrü ikram etmeyin. Allah'mı istedi bu milleti bu açlıkla sefalet içinde secdeye gitmeyi, yoksa Saraydaki sosyete güzelleri mi?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Temmuz 23:44


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?