Hakikat güvenliği

Hakikatin kendisi bir toplumda egemense güvenlik sorunu kendiliğinden çözülmüş demektir. Eğer hakikatin yüzü karanlıkta seçilemiyorsa bu kez hakikat adına güvenlik sorunundan bahsetmeye başlarız. Hakikatler çoğaldıkça kendini yok eder. Ortada hakikat adına serseri mayın gibi dolaşan bir sürü tez, gerçeklik ve sahicilik dolaşır. Sahih ve doğru olanın maske ile dolaştığı yerde hakikatten bahsetmek mümkün değildir.

Müthiş bir bilgi bombardımanıyla karşı karşıyayız. Çok şeyden haberdar olmak, aşırı biçimde enforme edilmek sonucu belli olan bir kaosa doğru sürüklenmektir. Yalan, yanlış ve bâtıl kol kola ve omuz omuza kordon boyu geziyorsa şayet kimsenin kafası karışmaz. Durup bunlara kimlik sormaya kalkmazsınız. Kitleleri ifsat eden yalan ve yanlışın koalisyonu değil, hakikatin anlam ve biçim değiştirerek tanınmaz hale gelmesi ve çeşitlenmesidir. Bâtıl dünden bugüne omurgasını koruyup varlığını bir şekilde sürdürmüştür problem olan hakkın dolaşıma çıkmış şekli olan hakikatin ona muhatap olacak kalabalıklar nezdinde tedirgin ve de kendine karşı güvensiz olmasıdır.

Ortada hakikat adına bir sürü söz dolaşıyor. Bunların hangisi doğru? Hakikatin doğrulanma problemi varsa hemen kendi kendisine yetmediği akla gelir. Bir de ortalıkta hakikat ve hakikati temsil sadedinde arz-ı endam eden zat-ı muhteremler vardır ki bunlar hakikati tam anlamıyla çok bilinmeyenli denkleme dönüştürürler. Boyunlarındaki görünmez yaftada “boş verin hakikati siz bana uyun, hakikat benim!” yazmaktadır.

Meğer hakikat denilen şey cebimizde ağırlık yapan madeni bozuk paralar gibiymiş. Bir türlü bütünleştiremediğimiz için her kuruşu bir tarafa dağılıp yuvarlanmıştır. Elinizde bir büyük kâğıt para, hiç kimse hatırı sayılır bir şey almadan bozmaya yaklaşmıyor. Mecburen çiklet veya kibrit almaya kalkıyorsunuz, alacağınız şey bozduracağınız paraya değmediğinden geri çevriliyor. Başka zaman cebiniz bir sürü bozuk paralarla dolu. Bu kalabalıkta cebinizin hesabını yapamıyorsunuz.

 Parayı bütünlemek de bozdurmak gibi bir o kadar zor. Cebinizde ya da cüzdanınızdaki para sadece “parasız değilim” tesellisine yarıyor. Çarşıda pazarda sahte bir güven sağlıyor insana. Evet, para sahte değil, tedavülden de kalkmamış, lakin dolaşımda yeri yok! Hakikatle aramızdaki manzara aynen böyle. Bilmem anlatabildim mi? Hiç sanmıyorum.

SİZ ZAHMET ETMEYİN, BEN KENDİM KÜSERİM

Profesyonel Küstürme Ekibi gibi çalışıyorlardı. Kaç kere söyledim onlara, “siz zahmet etmeyin, ben kendim küserim” diye. Ne kadar anlatsam hiç kâr etmedi. “Sen istediğimiz biçimde başaramazsın küsmeyi, o bizim işimiz, sen bize bırak!” diye ısrar ettiler. “Daha önce birkaç kişiye küsmüştüm, o kadar acemi değilim bu konuda” dedimse de dinletemedim. Önüme hep şunu koydular: “İyi de küsmenin gerekçeli kararını yazamazsın!” Sustum.

Susmak, küsmeye doğru giden yolda ilk adımdı. İçlerinden birinin yüzü “hah şöyle!” der gibi gevşedi. O gevşeyen yüzün arkasına kedi gibi kıvrılıverdim. “Peki, sizin küsmeye dair yazılı bir gerekçeli kararınız var mı?” diye sordum. Yüzü gevşeyen kişi bilgiç bir sırıtışla: “Biz gerekçeli kararı kalem kullanmadan kafamızda yazarız ahbap!” cevabını verdi. Bu söz üzerine bir kere daha sustum. Bu susuşum gerekçeli karar kadar okunaklıydı.

 Meğerse küstürme operasyonel bir hareketmiş ve bu ameliyata hazır olmak için önceden anestezi tetkikleri yapmak gerekiyormuş. Susuşum derin ve tatlı bir uykuya dönüştü. Ben uykuda iken arkamdan ne laflar ettiler bilmiyorum. Fakat uyanınca bütün bu laflar bilinçaltımda tezahür etti. Önce bilincim uyandı sonra bedenim. Peki, ya gerekçeli nedenim? O mu? Ben onu masada bıraktım. Zaten masadan kalkacak durumda değildi.

 İnsan küstürüldüğünde dünya nasıl tenhalaşıp hayat nasıl da hafifliyormuş anladım. Bilincim ve bedenim ağır küstürme narkozuna maruz kalıp bir müddet sonra bu dünyada uyandı. Sanırım sebebim ahirette uyanacak!

SÖYLEŞİYE DAVET:

LANLAKO MEKÂN SÖYLEŞİLERİ

“EDEBİYAT, SANAT VE MUAMELAT” Üzerine uzun uzun düşünüp kısa kısa konuşacağız.

TARİH: 30-07-2021-CUMA

YER VE SAAT: NİLÜFER LANLAKO: 19.30

 YER VE SAAT: YILDIRIM LANLAKO: 22.00

Edirne’den Ardahan’a, Bursa’dan Anamur’a bütün okuyucu dost ve kardeşlerimiz davetlidir.

NOT: Erkeklere yer ayrılmıştır!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yaşar Akgül - Teşekkürler kardeşim..selamlar muhabbetler olsun...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Temmuz 13:28


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?