Kaç ve göç

Tarih boyunca insanların ve toplumların bulundukları yerden bir başka yere isteyerek ya da zorunluluk veya zorlanma gibi çeşitli nedenlerle hareket ettikleri, yer değiştirdikleri, kaçtıkları ve göç ettikleri bilinmektedir. “Göçebe” olarak tanımlanan toplumlarda da yer değiştirme durumu söz konusudur, ama bu yer değiştirmenin şartları, nedenleri, nasıl ve ne zaman meydana geleceği çoğunlukla önceden belirlenmiştir. Otlakların nitelikleri, mevsim değişimleri, diğer toplumlar ile ilişkilerin seyri gibi özellikler yer değiştirmeye, göç etmeye, bazen de kaçmaya neden olabilmiştir. Kimi zaman da yapılan bir savaşta galip gelen, mağlup ettiği, yendiği ordunun mensubu olduğu toplumu veya kabileyi tutsak alarak götürmüş, sürgün etmiştir.

İnsanların ve toplumların bilip isteyerek yer değiştirmesine yol açan en önemli bir neden daha vardır ki, bir süreden beri bunun çeşitli biçimlerde gerçekleştiğine tanık olmaktadır bütün bir dünya. Gerçi bugünkü yer değiştirmeler, göç etmeler, kaçmalar, toplumun bütününü değil, bireysel insanları, grupları, sınırlı toplulukları kapsamaktadır, ama dünden bugüne gerçekleşmesi süreklilik ve giderek yoğunluk kazanmaktadır.

Dikkat çekici olan ise, bu tür yer değiştirmelerde, göçlerde, kaçmalarda iradi bir seçimin açık bir şekilde belirgin hale gelmesi yanında, bölge olarak Ortadoğu, özellikle Müslümanların, en azından çoğunlukta bulunduğu ülkeler ile Afrika ve Güney Amerika ülkelerinin bulunmasıdır. Yer değiştirmek, göç etmek veya kaçmak durumunda kalanların, hemen nerdeyse hedeflerinin Kıta Avrupası, İngiltere ve Kuzey Amerika (Amerika, Kanada) ülkeleri olmasıdır. İlk bakışta bunun anlaşılır ve açıklanabilir bir seçenek olduğu söylenebilir. Ama bütünüyle doğru, haklı bir seçenek oluşturduğu tartışmaya açıktır.

Asıl olarak sorgulanması gereken sorun sürekli geri planda kalmakta ya da tartışmanın odağına yerleştirilmemektedir. İnsanların, toplulukların yer değiştirmelerine, sürgün edilmelerine, kaçmalarına neden olan, söz konusu ülkelerdeki zorba, kıyıcı, acımasız, kaba ve insani hiçbir özellik taşımayan yönetim uygulamalarıdır. Söz konusu ülkelerdeki bu tür yönetimler ve uygulamaları, gerçekte yönetme iddiasında bulundukları topluluk ve toplumların ortak rızalarının sonucu olarak meydana çıkmış değildirler. Bu yönetimlerin ileri sürdükleri, özellikle inanç temsil iddiaları sadece bir söylem düzeyindedir ve gerçek anlamda o inancın temel ilkeleriyle çatışır bir nitelik taşımaktadırlar. Gerçi burada da, ileri sürülen inancın, yüzyıllardan beri yönetim bakımından saptırılmış bir yorumu esas alınmakta, tarihsellik yönü gerçeklik şeklinde ortaya konulmaktadır. İşte, asıl sorgulanması gereken budur. Bir kasabada, köyde veya zaman ve şartların gerisinde kalmış bir yaşayışın, eğitim anlayışının ileri sürdüğü bir görüş, bir yorum, nasıl dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan diğer inanç mensuplarını bütün olarak bağlayan bir görüş, yorum şeklinde kabul edilebilir? Kaldı ki, ne kadar kapsayıcı olsa bile, inanç ile ilgili herhangi bir görüşün, yorumun farklı, hatta karşıt bir görüşü, yorumu daima söz konusudur. Aslında inanca ilişkin bu türden görüşler, yorumlar daha titiz, daha dikkatli, karşıtını da daima hesaba katmak durumundadır. Düşünsel düzlemde ve ortamda insanların, toplulukların zoraki, zorbaca göç ettirilmeleri, kaçışa zorlanmaları, bizzat düşünme olgusunun mahiyetine aykırıdır.

Öyleyse, yer değiştirmelerin, göçlerin veya kaçışların nedenlerini başka yerlerde aramak gerekiyor. Özel durumlar olarak, önce Irak’ta Saddam Hüseyin’in kişiliğinde temsil olunan Baas rejimi, bütünüyle yalana dayalı gerekçeler ile ortadan kaldırıldıktan sonra, Tunus’ta haklı bir gerekçeyle değiştirilen Bin Ali diktatörlüğünün etkisiyle Suriye’de benzer bir gelişmenin elde edileceği beklentisiyle Amerika ve Avrupa’nın değişik nitelik gösteren işgalleri başlatıldı, ama umulan sonuçlar halihazırda gerçekleşmiş gözükmemektedir. Ancak, önemli bir etken ve belirleyici olarak İsrail, kuruluşundan beri en rahat, en güvenli ve en az masraflı imkanlara kavuştu.

Ortadoğu’nun Müslüman toplumları, daha nasıl yer değiştirecek, kaçışlar yaşamak zorunda kalacak?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?