Katilin adı yok (2)

Kanada, yüksek refah seviyesi ve sosyal imkanları ile öne çıkan ve bu yönüyle bir çok kişinin hayallerini süsleyen bir ülke. Fakat anlıyoruz ki, özgürlüklerden dem vurulan ülke, sahip olduğu bu refahı katlettiği mazlum insanların kanları üzerine kurmuş. Nitekim geçtiğimiz gün Kanada’nın resmi haber ajansı Canadian Press tarafından gündeme gelen çocuk katliamı yüreklerimizi sızlattı ve katillerin adım adım, karış karış her yeri kirlettiklerini gördük. Söz konusu haber, kilisede yaşanan soy kırımı, toprağa gömülen asırlık acıları su yüzüne çıkardı   ve gördüklerimizle duyduklarımız arasında bağ kurmaya çalıştık.

Medyaya yansıyan haberlere göre ülkede 1869-1978 tarihleri arasında faaliyet gösteren Kamloops Kızılderili Yatılı Kilise okulunun bahçesinde 215 çocuk cesedi bulunmuş. Söz konusu okul, kilisenin 1996 tarihine kadar faaliyet göstermiş ve bu dönem bir çok Kızılderili çocuk, ailelerinden baskı ile koparılarak buraya getirilmiş ve katledilmiş. Aradan kaç asrın, kaç yılın, kaç günün geçtiğinin hiç önemi yok, soykırım, vicdani hassasiyetini kaybetmemiş her insanda aynı etkiyi bırakıyor ve acı boğazlarımızda düğümleniyor.

Rivayete göre o dönem, Kanada’da 150 binden fazla yerli çocuk ailelerinden zorla alınarak kiliseye bağlı okullara yerleştirilmiş, çocuklar burada fiziki ve cinsel istismara maruz kalmış, tıbbi deneylerde kullanılmış ve katledilmiş.

Soykırımın yaşandığı yer ister Srebrenitsa olsun, ister Filistin olsun, ister Myanmar olsun, ister İspanya olsun, geride bıraktığı acı hep aynı oluyor ve yaslar vicdan sahibi insanları birleştiriyor.

UÇURTMALARI ELLERİNDEN ALINAN ÇOCUKLAR

İnsanlarımız salgın hastalık ve ölüm haberleri, aşı tartışmaları ve  siyasetin nereye doğru evrileceği üzerine yoğunlaşırken Doğu Türkistan’da kardeşlerimiz çocuklarından, öz değerlerinden, doğup büyüdükleri topraklardan koparılıyor ve ne seslerini duyurabiliyor ne de kıstırıldıkları kapandan çıkabiliyorlar. Yalnızlığa terk edilen Uygurlu Müslümanlar, Çin rejimi tarafından soykırıma maruz bırakılıyor.

Bir milyon Doğu Türkistanlı çocuk, eğitim kampları adı altında oluşturulan kurumlara hapsedilmiş durumda ve bu çocukların hangi şartlar altında yaşadıkları ve akıbetlerinin ne olacağı bilinmiyor. Ailelerinden baskı ile koparılan çocuklar kültürel değerlerinden uzaklaştırılıyor ve kimliksizleşmeye zorlanıyorlar.

Soykırım, dünyanın her yerinde aynı etkileri bırakıyor ve kurbanların dünya ile bağları koparılıyor. Nitekim çocukları baskı ile alınan Uygurlu anne babalar, onları ayda  bir kere ancak görebiliyorlar ve gözetim altında  görüşebiliyorlar. Çocukların dışarı çıkma, öz değerleri ile ilgili simgeler kullanma ve ana dillerini konuşma hakları yok.

Kanada’da ortaya çıkan soykırım kalıntıları, ülkede büyük yankı uyandırmış ve insanlar adı geçen kilisenin önündeki merdivenlere çocuk ayakkabıları ve oyuncaklar bırakmışlardı. Kanada başkanı olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirmiş ve ölen çocukların ailelerinden özür dilemişti. Ancak Uygurlu çocuklar, ne uluslararası kurum ve kuruluşlar, ne siyasi merciler, ne de medya kurumları tarafından destek bulabiliyorlar, Uygurlu çocuklar yalnızlığa ve çaresizliğe terk edilmekteler.

Soykırımın telafisi yoktur, zira  ne yapılan açıklamalar ne de atılacak adımlar katledilen mazlumların haklarını  iade edemez, vicdanlarımıza saplanan ağrıyı dindiremez. Ancak soykırıma giden yolu tıkamak için harekete geçilebilir, Uygurlu çocukları ailelerinden zorla kopararak kamplara kapatan ve soykırım uygulayan işgalci Çin’in bileğini kıracak ve geri adım attıracak önlemler alınabilir. Fakat ne yazık ki, siyasi hesaplara ve çıkar ilişkilerine kurban edilen çocukların hikayeleri dramla başlıyor, dramla bitiyor.

Soykırım, şiddet ve nefretten beslenir, Fransa’nın Afrika kıtasına, Amerikalıların Kızılderililere, İngilizlerin Hint alt kıtasına, İsraillilerin Filistinlilere, Sırpların Boşnaklara yaptıkları sistemli katliamların tümü soykırımdır ve bu  insanın kendi türüne reva gördüğü en büyük hak ihlalidir. Soykırım kim tarafından icra edilirse edilsin vicdan sahibi her insan bunun karşısında yer almalıdır. Bu, insan olduğunu iddia eden her kişi için asli bir sorumluluktur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?