Dört mezhep fıkhında kadın-erkek ihtilatının hükmü

Bundan önce yayınladığımız üç yazımızda konuyu Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet-i Nebeviyye’de varid olan bir kısım nasları naklederek inceledik. Şimdi ise konuyu müçtehit imamların bakış açısı ile ele alacağız. Bilindiği gibi Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Nebeviyye’den hüküm çıkarmak yalnızca müçtehit imamlara tanınan bir hak, bir yetkidir. Dolayısıyla bu makama ulaşmamış kişilerin din adına konuşmaları fitne olmaktan öteye bir mana taşımaz ve hiç bir değer de ifade etmez. 

Tabiinin önde gelenlerinden Hasan el-Basri, kadın-erkek ihtilatının Asrı Saadet’te olmayan, sonradan çıkmış bir olay olduğunu söylemiştir.(1)

Hanefîlerin Görüşleri:

İmam Azam Ebu Hanife şöyle demiştir:

“Kadınların bayram namazları için evden çıkmalarına ruhsat verilmiştir. Ancak bugün ben bunu kerih görüyorum. Yine bugün ben kadınların Cuma namazlarına ve beş vakit namaza camilere gitmelerini kerih görüyorum.” Sadece acuzeler (yaşlı kadınlara) sabah ve yatsı namazları için gitmelerine ruhsat veriyorum. Bu iki namaz dışındakilerine ise ruhsat vermiyorum” (2)

Meşhur Hanefi fakihi İmam Serahsî (v: 571) bu konuda şöyle demektedir: “Kadınlarla erkeklerin (mahkeme kapılarında) izdiham yüzünden karışmaları çok çirkin bir şey ve fitne olduğu gizli değildir. Kadının üzerine düşen kadın-erkek ihtilatını önlemek için ayrı ayrı gün tayin etmesi ve herkesin hangi gün geleceğini bilerek o gün mahkemeye gelmesidir.” (3)

İmam Serahsî bir başka yerde ise şöyle demektedir: “Kadınların erkeklerle ihtilatı (karışması) fitnedir.” (4)

İmam Fahruddin Razi (v: 606), tefsirinde kadınlarla erkekler arasındaki farkları sıralarken şunları yazmıştır: “Dördüncüsü: Erkeklerin insanların arasına karışmasında ve çalışmasında bir ayıp yoktur. Ama kadınlar bunu yapamaz.” (5)

Yine Hanefi fakihlerinden olan İbn-i Abidin şöyle demiştir: “Şehadet kitabında kimlerin şahitliğinin reddedildiği geçti. Onlardan birisi de kadınların erkeklerle ihtilatıdır.” (6)

Mâlikîlerin Görüşleri:

İmam Ahmed b. Hanbel, kadınların küçük gemilere binmelerini erkeklerin kadınların ve kadınların da erkeklerin avret yerlerine muttali olabilecekleri gerekçesi ile caiz görmemiştir. Ama ihtilat olmayacağı için büyük gemilere binmelerinde sakınca görmemiştir. 

İbn-i Arabi (v: 543) şöyle demiştir: “Kadınların meclislerde görünmesi, erkeklerle karışması, karşılıklı bakışması uygun olmaz. Zira eğer kadın gençse onunla konuşmak ve ona bakmak haramdır.”

Kadı İyaz (v: 544) da şöyle demiştir: “Şüphesiz biz kadınlarla erkeklerin nefislerini birbirinden uzaklaştırmakla emrolunduk. Resûlullah (S.A.V.) kadın ve erkekleri birbirinden uzaklaştırıyordu ki bize rehberlik etsin.” (7)

Şâfiîlerin Görüşleri: 

İmam Beyhakî (v: 458) şöyle demiştir: “Erkeğin hanımını ve kızını erkeklerle karışmaktan, onlarla konuşmaktan ve onlarla halvetten koruması lazımdır.” (8) 

İmam Nevevi (v: 676) şöyle demiştir:

“Kadınların camide erkeklerle birlikte kıldıkları namazda kadınların saflarının en arkasındaki safın en faziletli olması erkeklerle ihtilattan, onları görmekten ve kalbin onlarla meşgul olmasından en uzak olmasından dolayıdır. Sonra onların hareketlerini görmekten ve seslerini işitmekten uzaktır. Bunun tersine kadınların en ön safı ise yerilmiştir.” (9)

İmam Gazali (v: 505) şöyle demiştir:

“Eğer vaaz eden kişi genç, kadınlar için elbise ve gösteriş olarak süslü, saçları uzun, hareket ve işaretleri çok olur ve onun meclisine kadınlar da gelirse bu münkerdir (haramdır) ve buna engel olmak lazımdır. Buradaki ifsat, ıslahından çok daha büyüktür. Vaaz veren kişinin zahirinde vera, vifak ve sekinet sahibi salih kişi olması lazımdır. Eğer böyle olmazsa insanların sürekli olarak sapıklığı artar.

Kadınlar ve erkeklerin arasına bakışları engellemek için (mescitlerde) bir engel koymak farzdır. Eğer fitneden korkulursa kadınları camilere ve zikir meclislerine gitmekten engellemek farzdır. Hz. Âişe (R.A.) kadınları camiye gitmekten menettiğinde kendisine: “Resûlullah (S.A.V.) kadınları cemaate gelmekten men etmedi” dendi. Bunun üzerine Hz. Âişe (R.A.) şöyle dedi: “Eğer Allah Resûlü kendisinden sonra kadınların neler ihdas ettiklerini bilseydi elbette onlara engel olurdu.” (10)

İmam Şatıbi (v: 590) İmam Gazali’nin saydığı bid’atları tümüyle sayıp şöyle diyor:  “Onlardan birisi de kadın erkek ihtilatıdır.” (11)

Hanbelîlerin Görüşleri:

Ebu’l-Ferec İbn-i Cevzi (v: 597) şöyle demiştir: 

“Hikâyecilerin ihdas ettiği (camilerde) kadınları ve erkekleri bir araya toplamaları bid’attir. Bu öyle çirkin bir bid’attir ki burada çok acaib işler olmaktadır.” (12)

Seküler hayatın içerisinde İslâm’ı ancak kendilerine tanınan ölçüler içerisinde yaşayan Müslümanlar pek tabii olarak zamanla yaşadıklarını din edinmeye başlamakta ve İslâm’ın birçok emri kendileri için aşırılık olarak görülmektedir. Nitekim İngiliz yayın kuruluşu BBC kanalına demeç veren saçı örtülü bir bayan, “Ben erkek arkadaşlarımla okulda, sınıfta yan yana beraber ders yapabiliyorum fakat camiye geldiğimizde direkt arka safta kalıyoruz” diye gayet doğal olarak dert yanıyor.” (13)  Çünkü artık birçok yanlış doğru ve birçok doğru da yanlış olarak zihinlere yerleşmiş durumdadır. 

Öte yandan fethin sembolü Fatih Camii’nde bir grup kadın kendilerine ayrılan yerde namaz kılmayı reddedip, “Biz caminin istediğimiz yerinde namaz kılarız” diyerek caminin ortasına oturup âdeta terör estirmişler. Bundan daha vahim olaylar da zaman zaman çeşitli camilerde ve özellikle de cenaze namazlarında sürekli olarak yaşanıyor. 

Ladini hayat tarzını benimseyenlerin her alanda erkekle yarışma hastalığı maalesef bugünün Müslüman kadınına da bulaşmış durumdadır. O da artık her yerde erkeği bir rakip olarak görmekte ve onun olduğu her yerde var olmak istemektedir. Nihayet bu iş, camide erkeklere imamlık yapma ve kadın-erkek karışık aynı safta namaza durma kepazeliğine kadar götürülmüş durumdadır.

Hâlbuki İslâm toplumu ile cahiliye toplumlarını birbirinden ayıran en önemli özelliklerden birisi de İslâm’ın kadın-erkek ilişkilerine getirdiği sınırlamalardır. Cahiliyye toplumları karma bir toplum hayatı yaşarlar. İslâm toplumu ise iki karşı cinsin temas noktalarını en asgari seviyeye indirmeyi öngörür. Bunun için kadınlara cihat, rızık temini için çalışma ve cenaze namazı farz kılınmamış, evin geçimi erkeğin üzerine yüklenmiştir. 

“Fıtraten kadında bulunan her şey, onun erkeğin bulunduğu âlemden başka bir âlemde yaşaması lazım geldiğini gösteriyor.” (14)

1.            Zeylü Tabakati’l- Hanabile, 4,195; el-İhtilatu Beyne’l-Cinseyn.

2.            İbn-i Abdi’l-Ber, et-Tmehid, 23, 402; el-İhtilatu Beyne’l-Cinseyn.

3.            İmam Serahsi, El-Mebsut, 4, 11; el-İhtilatu Beyne’l-Cinseyn.

4.            İmam Serahsi, El-Mebsut, 16, 80; el-İhtilatu Beyne’l-Cinseyn.

5.            Razi, Mefetihu’l-Gayb, 8, 27. ; el-İhtilatu Beyne’l-Cinseyn.

6.            Haşiyetü İbn-i Abidin, 6, 355; el-İhtilatu Beyne’l-Cinseyn.

7.            Şerhu’n-Nevevi Ala Sahihi’l- Müslim, -14,166

8.            Şuabu’l-İman, 7, 411; el-İhtilatu Beyne’l-Cinseyn.

9.            Şerhu Sahihi’l-Müslim, 1, 159

10.          Gazali, İhya, 2, 302; el-İhtilatu Beyne’l-Cinseyn.

11.          El-İ’tisam, 2, 472; el-İhtilatu Beyne’l-Cinseyn.

12.          İbn-i Cevzi, Keşfu’l-Müşkil, 2, 146

13.          Kasadar, Mustafa; Cami, Cemaat ve Kadın, Millî Gazete, 16 Nisan, 2018 

14.          Vecdi, M. Ferid, Müslüman Kadını, Tercüme M. Akif Ersoy, sf, 92 Sinan Yay., İst. 1979

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Okur - Kadını toplumun dışında tutulması gereken, kadını bir fitne aracı olarak gören, kadını sürekli ev hapsinde tutulması gerektiğini savunan, ama kendisini ıslah etmeyi hiç aklına getirmeyen , hep kendini haklı zannedip kadını bir bir insan olarak görüp onun da hakları olabileceğini düşünmek bile istemeyen, nedense bunu da topluma empoze etmeye kendini yetkili gören çarpık ERKEKsi düşünceye kesinlikle itirazım var.Kabul etmiyorum.Kadın anadır, kadın bacıdır, kardeştir, kadın eştir, kadın eşinin dert ortağı, hayatın her alanında onun arkadaşı, yoldaşıdır, kadın hepsinden önemlisi bir insandır ve erkeklerin toplumda olan tüm haklarına da sahip olan bir varlıktır.Nokta.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 28 Temmuz 17:43
01

Musa Gül - Allah razı olsun. İnşallah bu konularda daha hassas davranır ona göre çalışmalarımızı düzenleriz

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 28 Temmuz 15:26


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?