Katilin adı yok (1)

Katil, ister bizim mahallede ikamet etsin ister öteki mahallede ne fark eder ki? Yaşadıkları toplum, etnik yapıları ve sahip oldukları inanç ne olursa olsun katillerin karakterleri ve icraatları hep aynı. Umutları çalınan yürekler, söndürülen hayatlar, sürgünler, katliamlar hayatlarını şer üzerine kuran katillerin kirli icraatlarının bir sonucudur. Katliamı yapan caninin hangi ülkeye, hangi renge sahip olduğunun, hangi isimle anıldığının hiç önemi yok, katiller birbirlerinin yoldaşları, destekçileridirler. Arkadaşını katleden bir genç de, bir hayvana işkence yaparak öldüren antisosyal kişi de, katliamları yönlendiren ve rol alanlar da aynı kulvarda yürüyen kardeşlerdir.

Geçtiğimiz hafta Srebrenitsa soykırımının 26. yıl dönümü dolayısıyla Doğu’da Batı’da, Asya’da, Afrika’da, Balkanlarda yaşanan soykırımın geride bıraktığı hasarı ve katillerin zulümde nasıl birleştiklerini konuştuk. İyi şeyleri yâd etmek iyiliğe teşviktir, yaşanan zulmü hatırlamak ise alınacak önlemler için önemlidir. Nitekim soykırımın enkazını yakından gören  Aliya’nın, “Ne yaparsanız yapın fakat soykırımı unutmayın, unutulan soykırım tekrarlanır” ifadesi tarihin hafızasından, tecrübelerin içinden süzülüp gelen bir uyarı niteliği taşımaktadır.

İsterseniz o günlere gidip olayı kısaca özetleyelim: Yugoslavya’nın çöküşü ile birlikte Balkanlar’da çatışma baş göstermiş, Sırplar, Bosna’da binlerce sivil Müslüman’ı katledip, buradan ilerleyerek Srebrenitsa’yı ele geçirmişlerdi. Fakat Boşnaklar güçlü bir direniş göstermiş ve işgal edilen topraklarını geri almışlardı. Bu durum karşı tarafı farklı arayışlara sürüklemiş ve Srebrenitsa ve Zepa hedef olarak seçilmişti. Balkanlarda yaşanan kaos ve Boşnakların hedef olarak seçilmesi, Srebrenitsa’nın BM tarafından sözde güvenli bölge ilan edilmesi aslında kurgulanan oyunun bir parçasıydı, çok geçmeden her şey ortaya çıktı ve  Srebrenitsa kuşatma altına alındı.

Hatırlarsınız, BM Barış Gücü bölgeye asker sevkıyatı yaptığını açıklamıştı fakat ne ilginçtir ki buna rağmen Sırp kuşatması hızla devam etmekteydi. Temmuz 1995 tarihinde sözde bölgenin güvenliğini sağlayacak olan Hollandalı askerler sözlerinde durmayıp şehri boşaltmışlar, ihanetin farkına varan halk ise Sırpların saldırısına maruz kalmıştı. Beş gün süren saldırıda 8372 kişi katledildi, üç bin kişinin cesedine ulaşılamadı.

Lahey Adalet Divanı, bu vahşeti, bu katliamı bir soykırım olarak kabul etti ve yakın tarihte olayın faili müebbet hapse mahkûm edildi ancak bu Serebrenitsa’da yaşanan acıyı daha da artırdı ve soykırımın açtığı yaralar hiç bir şekilde deva bulamadı.

Verilen söze sadık kalmanın insani bir sorumluluk olduğuna inanan Boşnak kardeşlerimiz, kendilerini koruyacaklarını ifade eden güçlere itimat etmiş ve hiç kuşku duymamışlardı. Fakat ne yazık ki yaptıkları açıklamaları ile  gündemden düşmeyen bu kuruluşlar küresel çetelerin bir uzantısı olarak hareket ediyordu. Nitekim o dönem kaos ve kargaşanın ortasında kalan halka ardı sıra açıklamalar yapılmış, "Rahat olun, sizin yaşadığınız beldeyi güvenli bölge ilan ettik" denilmişti. Fakat çok geçmeden kurgulanan oyun sahneye konulmuş ve Birlemiş Milletler gücüne bağlı Hollandalı askerler gelen talimat üzerine birden yön değiştirip Bosnalı Müslümanların silahlarını ellerinden alarak Sırplara teslim etmişlerdi. Bu tuzak, bu ihanet ne acıdır ki, kulaklarımıza hoş gelen BM Barış Gücü, güvenli bölge ifadelerinin geçtiği bir ortamda gerçekleşmişti.

Srebrenitsa Katliamı, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yapılan en büyük toplu katliam olarak tarihe geçti ve bir toplumun hayalleri, umutları ve yaşama sevinci mavi kelebeklerin uçuştuğu o topraklara gömüldü. Geride kalanların payına ise gittikçe büyüyen bir acı ve tecrübe ile sabit olan bir ifade kaldı: "Soykırımı unutmayın, unutulan soykırım tekrarlanır.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Nurettin Gedikoğlu - Eyvallah kardeşim sayın hocam kınamaz isen sessiz kalırsan yazdığınıız gibi bu acılar hep yaşanır

Rabbim yaşatmasın inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Temmuz 06:18


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?