Mısır’daki idamlar insanlık suçu

Bismillâhirrahmânirrahîm;

     TÜRKİYE, İran ve Mısır’ın geçmişi tarihin derinliklerine dayanır. Bir Afrika ülkesi olan Mısır’ın bugünkü nüfusu 100 milyonu geçiyor. Nil Nehri'nden beslenen Mısır’ın yüzölçümü 1.010.000 kilometrekare. Başkent Kahire, dünyanın en yüksek nüfuslu şehirleri arasında! Nüfusun yüzde 81’i Arap, yüzde 18’i Kıpti… Halkın yüzde 80’i Müslüman! Yönetim şekli cumhuriyet!

     2012’de Müslüman Kardeşler’in cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilen Prof. Dr. Muhammet Mursî cumhurbaşkanı seçildi. Mursî, Mısır’ın ilk seçilmiş cumhurbaşkanı oldu. İslâmî kimliğe sahip bir kişinin cumhurbaşkanı seçilmesi küresel güçleri rahatsız etti. Mısır’da karışıklıklar çıkardılar. Mursî’ye asılsız suçlamalar yaptılar. 3 Temmuz 2013’te Mısır ordusu, ABD desteğiyle yönetime el koydu.

     Mısır Silahlı Kuvvetleri Yüksek Konseyi Başkanı Abdülfettah es-Sisi mareşallığa yükseltilerek 26 Mart 2014’te Mısır Devlet Başkanı ilan edildi. Her şey ABD’nin kontrolündeydi. Sisi, ABD işbirlikçisi olarak göreve başladı. Mısır halkı hukukî, tabiî olmayan gelişmeleri hazmedemedi. Haftalarca Rabia Meydanı’nda haksızlığa protesto ettiler.

     Zalim Sisi, darbe karşıtlarına baskı uyguladı. 70 bin civarında Müslüman'ı zindanlara attı. İleri gelenlerini asılsız, uydurma, düzmece belge ve dosyalar ile idam ettirdi.

     14 Haziran 2021’de Yüksek Mahkeme, Mursî’nin 12 arkadaşının idamını daha onadı. İhvan’ın önde gelenlerinden Muhammet Bediî, Saffet Hicazî, Muhammet Biltaci bunlar arasında. Hukuk, kanunlar, insan hakları kuruluşları, uluslararası toplum, İslâm ülkeleri böylesine açık zulümlere niçin ilgisiz kalıyor dersiniz?

BU ASIRDA BU ZULÜM NE?

     MISIR mahkemesinin son idam kararı ile ilgili olarak basına yansıyan bilgilere bakılırsa, onama olayında, hukukun vazgeçilmezi olan “adil yargılama” ve “sanıkların savunma hakkı”nın yok sayıldığı görülüyor. Verilen idam kararı, Mısır’ın da kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 3. Maddesi’ne aykırı. Bu Bildirge’nin 14. Maddesi kişinin siyasi haklarını açıklarken, “Adil yargılama hakkı” vazgeçilmez insan hakları arasında sayılmaktadır.

     Yalnız Evrensel Bildirge de değil; Mısır Anayasası’nın 59. Maddesi de, “Güvenli hayat her insanın hakkıdır” esasını getirmektedir. Sanıkların yargılanma şekli hem uluslararası hukuka, hem de Mısır Anayasası’na aykırıdır. Bu durum adalet mekanizmasına gölge düşürüyor. Dünyaya çok kötü örnek oluyor.

     Sanıklar, ses geçirmez bir hücreye kapatılmış; açıklama yapmalarına bile fırsat verilmemiştir. Savunma hakkını yok sayan bir mahkemenin kararının hukukî bir değeri yoktur. Biltaci’nin oğlu Ammar Biltaci de bu hukuk dışı yönteme tepki gösterdi: “Ortada hukukî bir yargılama yok. Bu, kesinlikle gerçek bir mahkeme değil. Siyasi ve intikama yönelik kararlar alındı. Özel bir yargılama süreci yaşandı. Kanunlar uygulanmadı.” (15 Haziran 2021)

     Sisi cuntası, geçtiğimiz yıl 75 hafızı idam etmiş; 2021’in Ramazan ayında da 17 Müslüman'ın idam kararını infaz etmiştir. Uluslararası hukuk yalnız sözden mi ibaret? Bunca insan katliamı yaşanırken Uluslararası Af Örgütü hangi deliğe girdi?

 VİCDANLAR KANADI

     HUZUR ve barışın bütün dünyaya egemen olması için keyfiliğe dayalı hukuk (!) anlayışı sona ermeli; hukuk alanındaki kurallar geçerli olmalıdır. Adaletten uzaklığı sebebiyle, Mısır’daki mahkemenin kararına dünya kamuoyu tepki gösterdi. Mısır’da bir insanlık suçu işlenmektedir. İnsan hakları temsilcileri buna sessiz kalacaksa, kendilerinin işlevinin ne olduğunu açıklamalıdırlar.

     Millî Görüş hareketinin kurucu lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, dünyanın her yerinde yaşanan haksızlıkları yakından takip eder; hukukun egemen olması için elinden geleni yapardı. Döneminde Mısır’daki Müslümanların haklarının korunması için, oraya bir hukuk heyeti gönderdiği bilinmektedir.

     Erbakan Hoca’dan sonra da Saadet Partisi aynı titizlik içinde... Mısır’daki idamlar konusunda yapılabilecek olanları ortaya koyabilmek için MİLKO’yu temsilen bir komisyon kuruldu ve çalışmalarını sürdürmektedir. Bu, kardeşlik ve insanlığın taşıdığı manayı gösterdiği gibi; dini, kavmi, mezhebi ne olursa olsun; zulme, haksızlığa karşı bir duruş ortaya koyması bakımından da önemlidir.

     Zulüm ve işkence konusunda tüm insanlık “vicdanî bir duruş” ortaya koymalıdır. Sanıklara işkence yapılması, işkence eşliğinde ifadelerinin alınması uygulamaları hukuka ve insan haklarına aykırıdır. Darbe gibi hukuk dışı ve tabiî olmayan yöntemler insanlığın huzur ve barışını gasbetmektedir. İnsanlık bunlara karşı ortak bir tavır belirlemelidir. Hiç kimsenin geleceğe acı ve gözyaşı taşıma hakkı olamaz.

     Hiçbir vicdan sahibi Mısır’daki idamlara sessiz kalamaz. Adalet yok olursa, dünya huzur ve barışa hasret kalır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?