Semâvî dinler projesini tenkit

Kur’an-ı Kerim’de Bakara Sûresi, 62’nci Ayet'teki, “Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir” ayetini bağlamından kopartarak Yahudi ve Hristiyanların kurtuluşa ereceklerini iddia eden ilk kişi Mason Cemaleddin Efgani’nin sadık talebesi Muhammed Abduh’tur.

Bakara Sûresi, 62’nci Ayet'ini, Yahudi ve Hristiyanların kurtuluşuna hamleden Abduh’u bu şâz görüşe götüren sebepler arasında İngilizlerle kurduğu ilişkiler, İngiliz Lord Cromer ve Mr. Bulunt”la dostluğunun etkisi olsa gerektir. Abduh, dinler arası diyalogun temeli olan Dinleri Birleştirme fikrini ortaya atan kişidir.

Bahse konu ayeti, dinler arası diyalog fitnesine dayanak yapmak ve bağlamından kopartarak Peygamber Efendimize (S.A.V.) imanı gerekli görmeyenlerden birisi de Fethullah Gülen’dir. “Hoşgörü ve Diyalog İklimi” kitabında Gülen, şunları söylemektedir: “Kur’an-ı Kerim, kitap ehline çağrıda bulunurken, ‘Ey kitap ehli! Aramızda müşterek olan bir kelimeye gelin.’ Nedir o kelime? ‘Allah’tan başkasına ibadet yapmayalım.’ Allah’a kul olan başkasına kul olmaktan kurtulur. İşte gelin, sizinle bu mevzu üzerinde birleşip bütünleşelim. Kur’an devamla, ‘Allah’ı bırakıp da, bazılarımız bazılarımızı Rab edinmesin’ diyor. Dikkat edin, bu mesajda, Muhammedün Rasulullah yok.”

Yine “Fasıldan Fasıla” kitabında da, “Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. Hatta kelime-i tevhidin ikinci bölümünü, yani “Muhammed Allah’ın resulüdür” kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır” demektedir. Gülen, bu sözlerle Yahudi ve Hristiyanlıkla ünsiyet peyda edebilmek, onlarla diyalog kurabilmek için Peygambersiz bir İslâm öngörmektedir.

Bakara Sûresi, 62’nci Ayet-i Kerime'sinden Yahudi ve Hristiyanların kurtuluşa erecekleri anlamını çıkartan kişilerden birisi de Yeni Şafak yazarı Hayrettin Karaman’dır. Karaman, Polemik Değil Diyalog adlı eserinde, “Müslümanların çoğu Peygamberin, bütün din saliklerini İslam’a çağırdığına inanırlar. Ben diyorum ki, İslam uleması içinde, Kur’an-ı Kerim’e bakarak Peygamberimizin beklentisinin bundan ibaret olmadığına inanlar da var” (a.g.e, s. 35) demek suretiyle görüşünü Muhammed Abduh (a.g.e, s. 25) ve Reşid Rıza (a.g.e, s. 37) gibilerin üzerinden temellendirdikten sonra kendi görüşlerini ortaya koymakta ve şöyle demektedir: “Peygamberimiz, ‘Yahudiler mutlaka Müslüman olsun’ demiyor, ‘Hristiyanlar mutlaka Müslüman olsun’ demiyor (a.g.e, s.35), İslam tek seçenek olarak -son dinin mensubu olmak manasında- Müslüman olmaya çağırmıyor (a.g.e, s.37). Bütün insanların Müslüman olmaları dinin, Kur’an’ın hedefi değildir” (a.g.e. s.41).

Karaman, Bakara Sûresi, 62’nci Ayet hakkında ise şu yorumu yapmaktadır: “Bakara Sûresi’nin 62. Ayet'ini hatırlatacak ve bunu konumuzla ilişkilendireceğim. Şimdi bir adam hem ehl-i kitap olur, hem de kâfir olmayabilir mi? Evet bu mümkün. Bunun delili işte o 62. Ayet'tir” (a.g.e., s.41). Karaman, bu iddiasındaki kastının Peygamber Efendimizin (S.A.V.) risaletinden önceki ehl-i fetret kimseler mi yoksa Peygamber Efendimizin (S.A.V.) risaletinden sonraki Yahudi ve Hristiyanlar mı olduğunu Muhammed Abduh’un tefsirinden verdiği örnekle vuzuha kavuşturmaktadır. Karaman, yaptığı yorumun delilini Abduh’un tefsirinden getirmekte ve Abduh’tan şöyle nakletmektedir: “Bu ayet (Bakara, 62), ehl-i fetretle ilgili değildir. Buradaki müminlerden maksat, Yahudiler, Hristiyanlar, Sabiiler gibi bizim Peygamberimizden evvel gelmiş olan dinlerinin özünü yaşamış ehl-i fetret değildir. Bu ayetten bu mana çıkmaz. Bundan maksat, Peygamberimizden sonra yaşayan ve O’na iman eden Müminler ile Allah’a ve âhirete iman eden, kendi kitaplarının aslına göre amel-i salih işleyen Yahudiler, Hristiyanlar ve Sabiiler’dir” (a.g.e, s.26).

Bakara Sûresi, 62’nci Ayet'in tefsiri bağlamında yanlış kanaat sahiplerinden birisi de Prof. Dr. Süleyman Ateş’tir. Ateş, “Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri”nde Allah’a iman eden, ahiret gününe inanan ve salih amel işleyen yani yararlı işler yapan Yahudi, Hristiyan ve Sabii’lerin de cennete gideceğini iddia etmektedir. (a.g.e. c. I., s. 175 v.d.).

Muhammed Abduh, Fethullah Gülen, Hayrettin Karaman ve Süleyman Ateş’in Kur’an-ı Kerim’deki Bakara Sûresi, 62’nci Ayet'i bağlamından kopartarak yanlış yorumlaması bizzat Kur’an’daki birçok ayete, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) konu hakkındaki açıklama ve uygulamalarına aykırıdır.

Nisa Sûresi, 150-151’inci Ayet-i Kerime'de, “O kimseler ki, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr ederek Allah’la peygamberlerinin arasını ayırmak isterler ve ‘Biz (peygamberlerin) bir kısmına inanır, bir kısmını inkâr ederiz’ derler. Böylece (imanla küfür) arasında bir yol tutmak isterler. İşte bunlar, gerçek anlamıyla kâfirdirler. Biz de kâfirler için aşağılayıcı bir azap hazırladık” buyrulmaktadır.

Yine Kur’an-ı Kerim’de, “Kim Allah’a ve Peygamberine iman etmezse muhakkak (bilsin) ki, biz o kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır” (Fetih, 13) buyrulmaktadır.

“O halde Allah’a, O’nun Peygamberine ve indirdiğimiz O Nur'a (Kur’an’a) iman edin” (Tegabûn, 8) ayetinde Yahudi ve Hristiyanlar istisna tutulmamıştır. Hatta iman etmemekte ısrar edenler hakkında ise “Gerek ehl-i kitaptan, gerek müşriklerden olan kâfirler, hem de devamlı kalmak üzere cehennem ateşindedirler. Onlar bütün yaratıkların en şerlisidirler” (Beyyine, 6) buyrulmaktadır.

Allah-u Teâlâ, Muhammed Aleyhisselam’ın getirdiği İslâm’a ters düşen her dinin merdud (reddedilmiş) olduğunu, o din mensupları kendi dinlerinin bozulmamış halini öğrenip yaşasalar bile son Peygambere iman etmeden asla kurtuluşa eremeyeceklerini Ahzap Sûresi, 157-158’inci Ayetlerde şöyle bildirmektedir: “Ey Resulüm de ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize gelen, Allah’ın Peygamberiyim. O Allah ki, yer ve göklerin tasarrufu O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur, öldürür ve diriltir. Onun için hem Allah’a hem de bütün kelimelerine iman getiren o ümmî Peygambere iman edin ve o peygambere uyun ki, doğru yolu bulasınız” (A’raf 157-158).

Peygamber Efendimiz, (S.A.V.) kıyamete kadar bâki kalacak son dinin Peygamberidir ve O’na itaat etmeden kurtuluş mümkün değildir. “Biz seni bütün insanlara bir rahmet müjdecisi ve azap habercisi olarak gönderdik” (Sebe, 28) ayeti de bunun delilidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?