Reklamı Kapat

Kadın-erkek ihtilatından sakındıran Hadis-i Şerifler -2

1- Ebu Said el-Hudrî (R.A.)’ın bildirdiğine göre Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Sakın yollarda / yol kenarında oturmayın.”

Sahabiler: “Ey Allah’ın Resulü! Orada oturmaktan başka bir çaremiz yoktur. Oralar bizim bir araya gelip sohbet ettiğimiz mekânlardır” dediler.

Bunun üzerine Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Eğer ille de oturacaksanız, hiç olmazsa yolun hakkını verin.”

“Yolun hakkı nedir?” diye sorduklarında ise şöyle buyurdu:

“Gözleri haramdan sakındırmak, (yolu kapatarak, yola artıklar koyarak) eziyet etmekten / başkasına sıkıntı vermekten sakınmak, selam almak, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak.” (1)

İmam Nevevi diyor ki: “Yolların kenarlarında oturmanın yasaklanmasının illeti fitnelere bulaşmak ve gelip geçen kadınlara bakmaktır. Zira kadın gelip geçtiğinde ya göz ona bakar, ya bir fikir oluşur, ya bir kötü zan beslenir veya başka bir şey oluşur.”

İbn-i Hacer de yolların kenarlarında oturmanın yasaklanmasının illetini benzer şekilde açıklamış ve “Kadınların yollardan geçmesinin engellenemeyeceği için oralarda erkeklerin oturmalarına yasak getirilmiştir” demektedir.

2- Ebu Said el-Hudri (R.A.) anlatıyor: Bir kadın Resûlullaha (S.A.V.) gelerek: “Ey Allah’ın Resulü! Erkekler senin sözünü alıp götürüyorlar. Bize de bir gün ayır da o gün sana gelelim, Allah’ın sana öğrettiklerinden bize de öğretesin" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Şu şu günde, şu şu mekânda toplanın.” Kadınlar o yerde toplandılar ve Resûlullah (S.A.V.) onların yanına gelerek Allah Teâlâ’nın kendisine bildirdiği ilmi onlara da öğretti.” (2)

Bu hadis-i şerif, Asr-ı Saadet’in o altın kalpli neslinin Allah Resulünden ilim öğrenmek için dahi olsa asla karışık oturmadığını, hiçbir şekilde birbirlerine karışmadıklarını göstermektedir. Aksine sahâbî hanımların kendilerine ayrı bir gün ve ayrı bir yer istediklerini açıkça bildirmektedir.

3- Abdullah İbn-i Ömer (R.A.) Resûlullah (S.A.V.)’i şöyle buyururken dinledim, demiştir:

“Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek, ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın, kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Hizmetkâr, efendisinin malının çobanıdır; o da sürüsünden sorumludur. Netice itibarıyla hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden sorumlusunuz.” (3)

Bu hadis-i şerifte Resûlullah (S.A.V.) kadının evinde olması ve dışarı çıkıp erkeklerin arasına karışmaktan uzak durması gerektiğine işaret etmiş ve ona sadece evinin içi ile sınırlı bir sorumluluk yüklemiştir.

4- Ebu Humeyd Es-Saidi'nin (R.A.) hanımı Ümmü Hümeyd (R.A.) bir gün Resûlullah (S.A.V.) Efendimize gelip: “Ey Allah’ın elçisi sizinle beraber namaz kılmayı seviyorum” demiştir. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) şöyle cevap vermiştir:

“Benimle namaz kılmayı arzu ettiğini biliyorum, ama evinde özel odanda kıldığın namaz, oturma odasında kıldığın namazdan, oturma odasında kıldığın namaz, evin salonunda kıldığından, o da kendi kavminin mescidinde kıldığın namazdan, kendi kavminin mescidinde kıldığın namaz ise benim mescidimde kıldığın namazdan daha hayırlıdır.” (4)

5- “Kadınların mescitlere gitmesine engel olmayın. Fakat evleri onlar için daha hayırlıdır.” (5)

Resûlullah (S.A.V.) bu hadisinde kadınların mescide gelebileceklerini, ancak evdeki ibadetlerinin daha üstün olduğunu çeşitli vesilelerle dile getirmiştir. Bu da ihtilattan uzak olduğu içindir.

6- Abdullah İbn-i Ömer (R.A.) rivayet ediyor. Resûlüllah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Kadınlarınız gece mescide gitmek için sizden izin istediklerinde onlara izin verin.” (6)

Bu hadis-i şerifte kadınlara yalnızca gece namazlarını mescitte kılmak istediklerinde onlara izin verilmesi geçmektedir. Diğer namazlara ise Hz. Peygamber’in devrinde zaten kadınlar devam etmezdi.

Farz namazların camide cemaatle kılınması daha faziletli olmakla birlikte, klasik dönemde fitne endişesiyle kadınların camiye gitmesine pek sıcak bakılmamıştır. Ebû Hanîfe serkeşlerin, kötü niyetli kimselerin uykuda olması sebebiyle güvenlikli vakit olduğu düşüncesiyle, yaşlı kadınların sabah, akşam ve yatsı namazlarında camiye gitmelerinde bir sakınca görmemiştir. Ebû Yûsuf ve Muhammed’e göre ise yaşlı kadınlar bütün vakit namazlarında camiye gidebilirler.

Sonraki Hanefî fakihlerine göre ise zamanın bozulması ve fıskın ortaya çıkması sebebiyle yaşlı da olsalar kadınların Cuma ve bayram namazlarına gitmeleri mekruh görülmüştür.

Şafii ve Hanbelîler ise, ister genç ister yaşlı olsun güzel ve gösterişli kadınların, Mâlikîler’e göre de erkeklerin ilgi duymadığı yaşlı kadınların bile cemaatle namaz kılmak üzere camiye gitmeleri mekruhtur.” (7)

7- Abdullah İbn-i Ömer (R.A.) rivayet ediyor. Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:

“Kadının tümü avrettir. Muhakkak ki, kadın evinden çıkınca şeytan onu erkeklere süslü göstermeye çalışır. Kadının Allah’a en yakın olduğu vakit, evinin derinliğine gömüldüğü vakittir.” (8)

8- Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:

“Muhakkak ki kadın, günahsız olarak evinden çıkar, hemen kendisini gözeten şeytan yanına yaklaşır. ‘Sen kimin yanından geçersen o seni takdir eder ve güzelliğine hayran kalır’ der. Kadın süslendiğinde, ‘Nereye gidiyorsun’ denildiği zaman, ‘Hastayı ziyaret veya cenazeyi techiz veya camide namaz kılmaya gidiyorum’ der. Hâlbuki evinde olduğu gibi hiçbir yerde Rabbine ibadet etmiş olamaz.” (9)

9- Hz. Âişe (R.A.) annemiz, Allah Resûlünün vefatından sonra, daha sahabe asrında kadınların camiye gelip gitmeleri konusunda kadınların özensiz davranışlarını görüyor ve şu tespiti yapıyor: “Bugün kadınların yeni icat ettikleri halleri Rasûlullah görseydi, onların camilere gelmelerini yasaklardı.” (10)

1-            Buhârî, 2465; Müslim, 2121

2-            Buhârî, 7310; Müslim, 2634.

3-            Buhârî, Cum’a 11, İstikrâz 20, İtk 17, 19, Vesâyâ 9, Nikâh 81, 90, Ahkâm 1; Müslim, İmâret 20.

4-            Ahmed b. Hanbel, 6, 371; İbni Huzeyme, 1689; Fehu’l-Bari, 2, 350

5-            Müslim, Salât, 134-137

6-            Müslim, Salât , 139; Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, II, 944-945.

7-            Döndüren, Hamdi, Delilleriyle İslâm İlmihali, 273.

8-            Tirmizî, 1183.

9-            Taberani, Mu’cemül Kebir, 8828 ve 9373

10-         Buhârî, 822; Müslim, 676

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder

# Altın

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?