Reklamı Kapat

Kimlik siyaseti

Kimlik, kişinin veya bir topluluğun sahip olduğu değerler etrafında buluşması ve bu değerler üzerinden ötekilerden farklılık şuuruna sahip olmasını ifade eder. Kimlik, biz kimiz veya biz kiminleyiz sorularına verilen cevaptır. Kimlik doğuştan elde edilebildiği gibi sonradan da üzerine yerleşebilir. Her iki durumda da kimlik farklılığı ifade eder.

Kimliğin iki muhatabı vardır. Birisi ferdin kimliği, diğeri ise toplumun kimliğidir. İnsan, toplumların kucağında dünyaya gelir ve toplumun sahip olduğu kimliğe tabi olur. Kimliği canlı tutan iki taşıyıcısı vardır. Biri dil, diğeri amel/fiildir. Dil, kimliği toplumdan ferde aktarır, fertse bunu amele döker. Böylece dil, toplumdan ferde; amel ise fertten topluma taşıyıcılık görevini yerine getirir. Ferdin kimliği konumuzla dolaylı olarak bağlantılı olsa da, asıl üzerinde duracağımız husus toplumun kimliği ile siyasetin münasebetidir.

Kimlik siyaseti, belli bir kimliğin üzerinden siyaset yapmayı ifade eder. Kimlik siyasetinde kolektif amaç ve hedefler, kimliğin işaret ettiği noktada belirlenir. Kimlik, siyaset yapmanın merkezine yerleşir. Kimlik vurgusu, siyasi kurumların vaat ettikleri somut proje, politika ve taahhütlerin önüne geçer.

Kimliğin siyaset tarafından vurgulanmasının temelde iki nedeni olabilir. Birincisi toplumdaki egemen kimliğin tüm topluma yansımasına dönük gayretleridir. Biz bunu ulus devletlerin inşa sürecinde rahatlıkla görebiliyoruz. Ulus devletin temel mantığı tek tip insan ve toplumsal yapı oluşturmaktır. Bu yüzden ulus devletler kendi varlıklarını egemen kimlikler üzerinden kurmayı tercih etmişlerdir. Bunun için de egemen kimliğin siyasetin merkezinde ve devlet örgütlenmesinde rahatça yer alabilmesi sağlanmıştır.

İkincisi ise kimliğin toplumsal yapı içerisinde bastırılmış duygularından kaynaklanıyor olmasıdır. Bastırılmış kimlik hissi, o kimliğin toplum içerisinde yeniden yer edinme çabasının bir sonucu olarak siyasete yansır. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi ulus devletin inşa sürecinde, diğer kimlikler resmiyette veya psikolojik olarak geri plana itildiğini ve üzerlerinde asimile olmaya dönük bir baskı olduğunu hissetmişlerdir.

Siyaseten kimliğin vurgulanmasındaki sorun, kimliğin farklılık olarak algılanmasının ötesine geçmesidir. Farklılığın kimlik siyasetiyle soruna dönüşmesi siyasi ve toplumsal olarak arızayı beraberinde getirmiştir. Farklılıkların düşmanlaşması, ötekinin ötekileşme süreci kimlikler üzerinden yürütülen siyasetin vardığı noktadır.

Farklı siyasi fikirlerin idari mekanizmaya talip olması, zorunlu olarak rekabeti beraberinde getirmektedir. Kimlik siyasetinin varlığında, siyasi taraflar farklı kimlikler olacağı için, rekabetin kimlikler üzerinden yürümesi kaçınılmazdır. Bunun doğal sonucu olarak da, aynı coğrafyanın içerisinde yaşayan farklı kimliklerin birbirleriyle olan ortak ünsiyeti yerini çatışma ve nefrete bırakacaktır.

Kimlik, insanların yaşadığı coğrafyada aidiyet duygusunun tezahürü olarak, farklılığını muhafaza etmeyi ve toplumsal kişiliğiyle var olmayı sağlayan yanıyla makbuldür. Bunun dışında hangi gerekçelerle olursa olsun siyasetteki kimlik vurgusu, ayrışmayı, kini ve çatışmayı beraberinde getirecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?