Suriyeli Dilyar Safo

3 yıl önce çalıştığım bir kurumda bir hanımefendi öfke ile içeri girmiş ve hakaretler yağdırarak, “Bütün haklarımız Suriyelilere peşkeş çekildi, istemiyoruz bunları, gitsinler ülkelerine, kaçıp gelmişler, biz olsaydık savaşırdık” diye çıkışmıştı. Kadına dönmüş ve “Biz mültecilerin hayatlarını sadece okuyoruz, izliyoruz ama savaşın ne olduğunu yaşamadan anlayamayız, dünya hepimizin, Allah’ın bize lütfettiği imkanlardan bu insanlara ikram etmekle kaybetmez, kardeşlik akdimizi yerine getirmiş oluruz" dediğimde kadın yüzüme öfke ile bakmış ve “Başımıza ne geldiyse sizin gibiler yüzünden geldi” deyip çıkmıştı. Savaştan, ölüm kusan tehlikelerden kaçıp ülkemize sığınan mülteci halklara karşı insanlarımızın büyük çoğunluğu benzer tepkiler gösterdiler, onların düşmüşlüğünden faydalanıp rutubet kokan virane evleri fahiş paralar karşılığında kiraya verdiler, onları hayatın her alanında dışladılar, küçümsediler, çocuk denecek yaşta kızlara kem gözle baktılar, ağır şartlarda karın tokluğuna çalıştırdılar. Vicdani hassasiyetlerini kaybeden bu kişilere göre onlar bizim ırkımızdan değillerdi, kaba ve görgüsüzlerdi ve her şeyi hak ediyorlardı. Irkçılık, hizipçilik,  kavmiyetçilik insanın merhametini silip süpüren bir tehlike fakat ne yazık ki insanlarımızın çoğu sosyal ilişkilerini buna göre şekillendiriyor.

Dünya misafirhanesinde konaklayan yolcular olduğumuzu her fırsatta  ifade ediyoruz ancak ekmeğimizi bölüşmeye gelince elimizi geri çekiyor, diğerlerine yer açmak durumunda kaldığımızda ise elimizdeki kılıcı kaldırıveriyoruz. Eylemlerimizle söylemlerimiz arasında bariz çelişkiler var o yüzden vicdanımızdaki şefkat çekirdekleri bir türlü yeşermiyor, cılız ve çelimsiz kalıyor.

Savaşın getirdiği tehlikelerden kaçan mülteciler sığındıkları ülkelerde sosyal ve psikolojik sorunlarla karşı karşıya geldiler. Oyunların engin dünyasından koparılan çocuklar ise ailelerinin kaderine ortak oldular ve bilmedikleri mekânlarda mayınlı tarlalara sürüldüler ve büyük meşakkatlerle karşılaştılar.

Çocuklar yeni hayatlarında karşılaştıkları zorluluklarla başa çıkmaya çalışırken travmayı atlatmaya fırsat dahi bulamadılar. Mevlana aslolan dil ile değil gönülden gönüle anlaşabilmektir demişti ancak bunu başaramadık. Aynı inanca ve aynı kültürel yapıya sahip olduğumuz Suriyeli kardeşlerimizi kucaklamak yerine ayrımcılığa tabi tuttuk, ekonomik ve cinsel sömürüye maruz bıraktık ve her fırsatta dışlayarak ötekileştirdik. Mülteci çocuklar  bir yandan aileye ekonomik olarak  katkı sağlamaya çalışırken diğer yandan kendilerine yönelen dışlayıcı tavırlara, ağır hakaretlere karşı direnç göstermeye çalıştılar.

Büyük adamların karanlık planları vardı ve çocuklar bu planların kurbanı oldular. Kimileri kaçırıldı, kimileri vahşi Batı’nın inisiyatifine terk edildi, organ mafyasının, çocuk tacirlerinin, çocuk pornocularının eline geçti ve tarifsiz acılarla veda ettiler hayata. Kimileri ailenin yükünü taşıyabilmek için ağır iş koşullarında çalıştırıldı, kimileri cinayete kurban gitti ve o çocuklar kötülerin attığı taşlardan ağır yaralar aldılar.

Mülteci çocuk, savaşın, gurbetin ve yoksulluğun ne olduğunu bilen Suriyeli Dilyar, çalışmaktan başka şansının olmadığını biliyordu ve hakkı  olan oyunlardan vazgeçip çaba gösterdi ve ailesini onurlandırdı. LGS sınavını birincilikle tamamlayan Dilyar Safo, ezilen, horlanan, dışlanan onlarca mülteci çocuğun gurur kaynağı oldu.

Dilyar Safo, ülkesindeki iç savaş nedeniyle 2015’te ailesiyle birlikte Siirt Kurtalan ilçesine yerleşti ve burada imam hatip okuluna kaydoldu. Dilyar’ın  azmi ve başarısı öğretmenlerin dikkatini çekti ve onu desteklediler. Dilyar, kendisine verilen desteğin karşılığını verdi ve gösterdiği gayret  sayesinde sınavı birincilikle tamamladı.

Dilyar’ın başarısı umut ederiz ki, hayatları çile ile yoğrulan tüm mülteci çocuklara umut olur, moral olur, ışık olur ve motivasyon olur. Bunu yürekten temenni ediyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Asyalıgezgin - Yazınızdan dünyanın tüm mültecilerini ülkemize toplayalım gibi mana çıkıyor. Resulumuz aleyhisselam ve sahabeleri sürüldükleri yeri fethetmek için çalıştılar ve başardılar. Fakat bopçu eşbaşkanın ve siyonizmin Nilden Fırata giden yollarından arındırılan Suriyelilerin öyle geri dönme niyetleri ve çalışmaları yok. Suriyelilere karşı olanlarda onun için karşılar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Temmuz 08:09


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?