İktidar yoğalımı-ıv

İnsanın ve toplumun kendi varlıklarıyla doğrudan veya dolaylı meziyetleri, kabiliyetleri, imkan ve fırsatları, meydana getirdikleri, ortaya koydukları eserler, ürünler, kısaca kültürel birikimleriyle onların lehinde olabilecekleri gibi aleyhlerinde de olabilir. Yani insan ve toplumun maddi ve manevi varlıklarını olumlu yönde etkileyebilir veya olumsuzluklarla kuşatılmasına neden olabilir.

Bu durumu çoğunlukla siyaset, yönetim ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan Devlet denilen kurumun varlık ve niteliklerinde gözlemlemek olasıdır. Bir anlamda insanın kendi varlığını koruma ve geliştirmeyi, hayatını yaşama ve bunu düzenlemeyi, ona özgü siyaset, yönetim olarak kurgulayabiliriz. Sözgelimi bir kimse sahip olduğu yeteneklerini, imkan ve gücünü, belirli ya da sınırlı bir alanda kullandığında, onun maddi ve manevi varlığı, hayatı ve bunların gelişmesi, olgunlaşması, meydana getirdiği eserleri, ürünleri de onlara göre sınırlı olmak durumundadır. Yeteneklerini, imkan ve güçlerini sadece, mesela yaptığı ticareti kar elde etmek şeklinde anlar  ve onunla sınırlandırırsa, gerçek insan olmanın imkan ve yollarını kendisine kapatmış olur. Bu durumu toplum düzleminde kurgulamaya yöneldiğimizde, elde edilecek sonucun ne kadar büyük ve ne kadar olumsuz olabileceğini tasavvur etmek zor olmasa gerekir.

Bilinen, en azından bilinmesi gereken bir gerçektir ki, her bir insan, maddi ve manevi varlığı, yeteneği, gücü itibarıyla farklılık gösterir. Bir batında doğan ikizlerin bile, ne kadar benzerlik gösterseler de, duygu, duyarlık, düşünme, istek, yetenek vb bakımından farklılıklara sahip oldukları kolayca tesbit edilebilir. Ebeveynleri ihtiyaçları olan bir elbise aldıklarında, her birinin duydukları heyecan, sevinç duyguları onlar bakımından farklılık gösterir. Birisi elbisenin rengini beğenirken, diğeri farklı bir renkte olmasını isteyebilir.

Bireysel düzeyde ortaya çıkacak farklılıkların toplumsal düzeyde nasıl bir karmaşıklık göstereceğini kestirmek bir hayli güçtür, üstelik bir sorundur.

Siyaset, yönetim, Devlet olgularını bu bağlamda ele aldığımızda bin bir türden sorunun ortaya çıkabileceğini ve her bir sorunun hem birbiriyle yakın ilişki içinde hem de kendilerine özgü özelliklere sahip olabilecekleri öngörmek, hesaba katmak gerekecektir. İnsan, toplum, siyaset, yönetim ve Devlet olgularını irdelemek, anlamak istediğimizde, doğrudan veya dolaylı bağlantıları daima göz önüne alınması zorunlu iktidar olgusunu hesaba katmak kaçınılmazdır. Eğer, insan ve toplumun varlığının selameti, maddi ve manevi gelişmesini, salt olarak iktidarın bir kişinin, bir grubun veya zümrenin ya da sınıfın uhdesinde toplanmasını çare olarak görüyorsanız, bunun siyaset, yönetim ve Devlet bağlamında ne anlam ifade ettiğini de hesaba katmanız şarttır.

İktidarın bir kişide toplanması, temerküz edilmesi, yani yazının başlığında kullandığımız üzere “yoğalması”, kaçınılmaz olarak diktatörlük, tiranlık veya zorbalık demektir. Böyle bir sistemde, iktidarın yoğalması halinde, insanın, toplumun maddi ve manevi varlığının güvenliği, huzuru, mutluluğu, refahı, hayatın çeşitli alanlarında gerçekleştirebileceği “ibda ve inşa” yetenek ve gücü kendini ifade etmede sıkıntıyla karşılaşacak, verimlilikten yoksun hale gelecektir.

Kaldı ki, mutlak olarak iktidarın yoğalması, insanın da, toplumun da, Devletin de ve bunlarla ilişkileri bakımından siyasetin ve yönetimin/yönetmenin de doğasına aykırıdır. Çünkü Devlet olarak adlandırılan ve tüzel kişi tanımlamasıyla toplumun bir başka ifadesi sayılan kurumun davranışları, istemleri, kararları, uygulamaları, kısaca siyaseti ve yönetme biçimi, kaynaklandığı insan ve toplumu dikkate almak, gözetmek suretiyle doğasına uyar hale gelir. Aksi takdirde, insana ve topluma, onların hayat ve değerlerine yabancılaşır, hatta açık veya gizli onlarla bir mücadeleye girişir. Böyle bir mücadelenin sonucunun hayırlı olduğunu, mutluluk getirdiğini değil, hüsranla bittiğini tarih bize sayısız örnekleriyle söylemektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?