İyiliğin nezaheti yahut iyilerin nezaketi

Sinemada iyiliğin vurgusu genellikle kötünün gösterimi üzerinden kotarılır. Bu sebepten kötüyü, kötülüğü gösteren yönetmenler ya gerçeğe sadık kalmak adına olanı olduğu gibi göstermek ya da iyiliği belirgin kılmak için kötüyü göstermek derdine düşerler. Yani bir yandan ele alınan sorunlar, hiç yoksa sorunsallar için bunun böyle olduğunu belirtmek, bir yandan da böyle olmaması gerektiğini vurgulamak gayesi güdülür. Doğrunun yahut gerçeğin gösterimi için herhalde beyaz perde en tutarlı yoldur. Ancak görselin gerçeği, insan ve toplum yaşantısından etkilenimle; var olan olayın, olgunun, yaşantının yeniden kurgulanması neticesinde elde edilir.

Hayal perdesinden sadece kızarmış soğan kıvamında pembeleşen düşler sâdır olmaz; yaşantılardan çıkarılabilecek gerçeklik izlenimi insanların -muhtemelen sadece insana dair derdi olan insanların- dikkatine sunulur. İçine itildiği şartlar itibarıyla insan, dikkatini kendisine sunulan görsele doğrudan yöneltmese de gün gelip niteliğe takılır. Bu nitelik elbette düşünsel anlamda doygunluğa ikna olmamış, hayata ve insana dair gerçeğin gizil yanlarını hayret konusu edebilen ruhlara özeldir. Nitekim bu türden insanlar, herkes gibi kendisine dayatılan sıradanlıklarla iktifa etmez, popüler olanın ardında gezinmez, kişi ve kurumların derinlikten yoksun hezeyanlarına takılmaz. Tüm bunları görmezden de gelmez ama sanatın, sinemanın, edebiyatın, şahit olduğu gerçeklikle mütekabiliyetini insani bir dengede değerlendirmek gerektiğini bilir. Karşısında durduğu ise tam anlamıyla cehalettir. O cehalet ki bir devre adını verip insanlık tarihi boyunca Cahiliye diye anılan toplum algısını oluşturur.

Kötülük, ortaya çıkmak için fırsat kollamaz. O zaten mukimdir, açık ya da örtük işlevine devam eder. Sadece kendisiyle iştigal eden için kullanıma sokulacak bir tanımı icbar etmez. Kimse de bile isteye kötülük yaptığını kabullenmez. Eylem kötü olarak nitelenmişse mutlaka sebebi, eyleyen ifşa edilmişse elbette mazereti bulunur. ‘Dünyanın en kötü insanı’ olmak için ne gibi şeyler yapılması gerektiği zaten öğretilmemiştir. Lakin bir başkasından yansıyan kötülük ayan beyan görünür. Bunun perdeye yansıyan yüzü (iyi niyetle söylemek gerekirse) çoğu zaman izleyenlerce öyle yapılsın yahut emsal oluştursun için değil, ibret nazarıyla bakılıp uzak durulsun içindir.

Yaşadığımız dünyaya iyiliğin hâkim olması için alternatif bir yöntem olarak sinemanın gösterdiği örnekler de yok değildir. Lone Scherfig’ın senaryosunu yazıp yönettiği The Kindness of Strangers bunlardan biridir mesela. Türkçeye Yabancıların Nezaketi ismiyle çevrilmiş film, 2019 yılında kotarılmış pek nezih bir ortak yapımdır. Görseldeki nezih cihet öznel bir yorum olmayıp, André Bazin’ın işaret ettiği türden gerçeklik itibarıyladır. Öyle ki izleyicisine hâkim din algısına yahut içinde bulunduğu sosyal şartlara bakılmaksızın dünyanın her yanında iyi insanlar vardır dedirtir. Mukabil olarak kötü insanlar da vardır ama onlar gücünü kurulu düzenden almakta, en azından onun memurluğunu, kolluğunu, ayakçılığını icra etmektedir. 

Bize gönderilen kitaptan ve o kitabın hitabını bize ileten elçiden öğrendiğimiz şekliyle iyilik, salt sözle, bolca çeneyle, anlık insan etkilemek suretiyle yahut geniş katılımlı vaazlar vermekle aktarılmaz. Hatta dönemlik ve çoktan seçmeli halk tercihleri neticesinde insanları ardından sürüklemek; onların onayını, desteğini almak şeklinde de bir kazanım söz konusu edilemez. Bu türden eylemler muhatabını daha çok bıkkınlığa, ikraha sürükler. Kazanım, içinde yaşanan, muhatap alınan, bireyi olunan toplumun dönüştürülmesi diye düşünülebilir; lakin toplum dönüştürmek gibi bir gaye her devirde beyhude olmuştur. İyilik için bireyin harekete geçmesi önemlidir ki, toplumu oluşturan bireylerin tek tek iyiliği hiçbir taşı oynatmaz. O halde organize bir iyilik hareketi gereklidir. Bu organize iyilik hareketi zaten mevcut diye kabul ediliyorsa o hareketin tüm şartlarda eyleme yansıyan yüzünün görünmesi, söylemden çok eylemden beslenmesi, anlatmayıp direkt yapması önem arz eder. Üstelik yapılanlar da inancın gereği yapılmalı; tanıtım, reklam, lansman gibi göstermelik tüm olumsuzlar inanan insanın hayatından asla yansımamalıdır. Bunun için her birey ancak yetkin olduğu alanda başarı gösterir. Niteliksiz bireylerden oluşmuş organizasyonlar slogan, alkış yahut flamadan ibarettir. Toplumlar ne çekerse tam da bu gayesiz kalabalıklardan çeker.

Ekrana ve insana yönelik bakış, bir açıyı icbar etse de o bakışa acı yüklemek kaçınılmazdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?