Dergi yorgunluğu

Dinginlik değil yorgunluk veriyor. İçine nüfuz edilmiyor içeriğine kafa yorulmuyor, üzerine konuşuluyor. Fotoğraflar metinlerdeki yamuklukları dikkatlerden kaçırmak için. Lafazanlık, söz yarıştırma ve kafa tokuşturma için sıraya girmiş bir sürü insan. Bir yığın insan mı demeliydik. Kısa sözler içerisinde büyük tartışmaları nizaları barındırıyor. Edebiyatın bugüne vuran gölgesinden bahsediyorum. Konuya direk girişim bundandır. Siz hiçbir dergide yayımlanan bir ürünle ilgili aynı yıl içerisinde etraflı bir yazı yazıldığını gördünüz mü? Ben görmedim. Sizin de görmediğinizi biliyorum. Edebiyatın iç destekle değil dış destekle geliştiğine inanan o kadar çok insan var ki. Çünkü edebiyat insanı edebiyat dışı bir yerlere getiriyor. Dergilerimizde yüzlerce şiir ve hikâye gözümüzün önündeki bir ırmaktan bir belirsizliğe dökülüyor. Gelecek demedim, belirsizlik dedim. Göle çalınan maya gibi. Çünkü görüntü ve gürültü edebiyat adına ortaya konan her şeyi bastırıyor. Bütün yazılan ürünler üç beş günlük muvakkat zaman için. Şimdi soruyorum: Öyleyse bu telaş, bu arbede, bu izdiham niçin?

Bİ(R) YERLERE GELMEK

Demek ki kimse bulunduğu yerden memnun değil. Modern hayat düzeni insana motivasyon adına yerini sürekli yadırgama duygusu bahşetmiştir. Bu durumdan son derece memnunuz da. Burada bir duralım. Şayet sürekli bir yerlere gelmek için uğraşıyorsanız zihniniz ve gönlünüz de sizinle oraya gelecektir. Sizin çırpınışınıza kafanız ve kalbiniz de eşlik edecektir. Ne olmuş yani dediğinizi işitir gibiyim. Halbuki “bir yerlere gelmek” denilen zapt edilmez arzu bünyesinde “bir an önce bulunduğu yeri terk etmek” gibi bir başka arzuyla beslenir. Geleceğiniz yere gelirsiniz, ama içinizdeki o gitmek ve taşınmak arzusu şehvet derecesinde sürmeye devam eder. Neticede siz arzudan bir varlık haline gelirsiniz. Kalbiniz sürekli arzu pompalar. Bir yerlere gelen insanlara sorsanız üç beş günlüğüne gittiklerini ve hemen geri döneceklerini söylerler. Bilmezler ki bu “bir yerlere gelmek” arzusunun geri vitesi yoktur. Dönüş nedir bilmeyen bir dijital heves gibidir. Bir yerlere gelmek isteyenlere ne denebilir? Hoş geldin diyemeyeceğimize göre, “güle güle!” diyelim gitsin. Güle güle, bir yerlerden bir yerlere geldiğini sanıp giden insan, güle güle!

KİBİRLİNİN SAYGINLIĞI

Bazı haslet ve meziyetler toplumun bakış açısı ve yaklaşım şekline göre anlam kazanıyor. Tevazu kelimesi bu tür kavramlardan. Alçak gönüllüğü ifade ediyor. Bir tür kendini aşağıya çekme büyüklüğü. Güzel ahlâkın tezahürlerinden biridir aynı zamanda bu. Toplum şayet bu hasletin ne demek istediğini bilmiyorsa kimi zaman tevazu gösteren kişi yeterince anlaşılmayabilir. Yeterince anlaşılmanın olmadığı yerde “yanlış anlama” saltanatını ilan eder. Alçak gönüllülük rahatlıkla basitlik, önemsizlik ve değersizlik olarak tercüme edilebilir. Ahlâkı doğru okuyamayan insanlar kibir ve azamete her zaman bir kudret ve kuvvet izafe etmişlerdir. Kibirli davrandığınız bir ortamda saygınlık görürken alçak gönüllü hareket ettiğiniz aynı ortamda görmezden gelinebilir, umursanmayabilirsiniz. Karşınızdakiler “zaten önemli biri olmuş olsaydı bizimle bu denli samimi ve cana yakın olmazdı diye düşünmeye başlarlar. İsterse deneyin, mesela bir stratejik kibir sergileyin çevrenizden nasıl iltifat ve ilgi görecek ve bu duruma siz bile şaşıracaksınız. Tevazu sahibi unutulur kibir sahibi akılda kalır. Olması gerekenden değil olandan bahsettiğimi fark etmişsinizdir. Gösteri toplumu olduğumuzun değerlere yansıyan nişanelerinden biri budur ne yazık ki. Zenginlik, makam ve şöhret kâğıt üzerinde itibari ve izafi bir değer iken, hayatın içerisinde asli bir değerdir. Bakmayın siz bu tür yaklaşım gösterenlerin ben şahsa değil makama saygı gösteriyorum, zengine değil Müslüman hayırsevere hürmet ediyorum veya şanına şöhretine değil marifet ve maharetine değer veriyorum dediklerine. Dillerinin altındaki ile kalplerinin tahtında olanlar başka başka şeylerdir. Makam sahibi, mülk sahibi ve kudret ve de iltifat sahipleri her zaman imtiyazlıdır bu toplumda. Liberalinden muhafazakârına, sekülerinden dindarına kadar bu böyledir. Üstadın dediği gibi: “Siz alçak gönüllü oldukça karşınızdaki alçaklaşmaya başlar.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yaşar Akgül - Teşekkürler kardeşim..gönlünüze sağlık..selamlar olsun..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Temmuz 00:17


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?