Reklamı Kapat

Kelimelerin sustukları: Dağılma

Birbirine yakınlık hisseden, uyum gösteren, yakışan ve yakınlaşan senkronize birlikteliklere düzen ya da birlik adını veriyoruz. Kesretin vahdete avdet etmesi böyledir. Avdet (dönüşme) dedim, çünkü her şey gittiği yerden geriye yani aslına geri döner.

 Birlikten çokluğa yürüyen, bir süre sonra tekrar koptuğu yere rücu eder. Nesneler insan eline geçtikleri andan itibaren sünnetullahla olan ilişkileri de sonlanmış olur. İnsan kendi akıl ve iradesiyle nesne ve objelere iyi ya da kötü anlamda şekil verir. Tabiatta cemadat dışında hayvanat ve nebatat sünnetullahın buyruğuna tabi olduğundan belli bir düzen ve insicam içerisindedir. Kur’an’da buna “Kader” yani “ölçü” denir. (“Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye (kader) göre yarattık.”-Kamer-49)

İnsana gelince, o birliğe dair insicamını kendi tesis eden bir varlıktır. Dağılır veya bir araya gelir. Bir üçüncüsü yoktur. Tek başına olmak insanın güç yetirebileceği bir durum değildir. Dağılmak ne birliktir (vahdet) ne de ayrılık (firkat). Cemiyet ve cemaat olmaktan çıkan insan nebatat ve kendi dışındaki hayvanata karışamayacağı için -ki hayvan ve bitkiler bu anlamda sünnetullaha tabidir- ister istemez cemadat halkasına dahil olacaktır. Sessiz, duygusuz ve hareketsiz nesneler âleminde uyum arayacaktır.

Cemaat ve cemiyetten kopuşun gözle görülür cihette hızlandığı bir zamanda bireyselleştiğini zanneden insanların çok büyük bir kısmı eşya, nesne ve objelerşir tarikatına dahil olduklarının farkında bile değiller.

Dağılmak şirazesizliği göze almak, koptuğu yerle sabiteyi inkâr etmektir. Eşya dağılırsa onu toplayan birileri mutlaka bulunur; fakat insan dağılırsa bir daha toplayamazsınız. Zira hiçbir şey daha önce bulunduğu yerde olmayacaktır.

 Ayrılmak, dağılmak değildir. Bugünün manzarasına bir isim bulmak gerekirse “dağılma” demek çok daha isabetli olacaktır. Farkında mısınız, hızla dağılıyoruz. Bizi bir araya getirecek ip çoktan koptu. Geçmiş olsun!

Boşvermişlik

Atlas bir döşektir boş vermek. Uykunun bile uykusu gelir. Dolu olan her şey keyfinizi kaçırır. Kapalı bir dolabın içerisine sıkışmış da dünya birden kapağı kırıp üzerinize doğru sıçrayacakmış gibi gelir. “İyisi mi boş ver!” antidepresan gibidir. Halının altına süpürdüğünüz çöpleri nasıl olsa kimse görmüyor. Göz görmeyince gönül katlanır derler. Gönlümüzün katlanma hızı durdurulamıyor şimdilerde. Üçe beşe katlanıyor. Dolu teslim ettiğim tası boş verdi dediğiniz ne çok insan var şu dünyada. 

Tabiat boşluk kabul etmez, bunu biliyoruz. Bunun yerine tabiata zorla kabul ettirmeye kalktığımız bir şey var: “Boşvermişliğe” razı etmek. Kime vahim bir olay ya da durumdan bahsetsek, boş olan ağzından hemen “boş veeeer!” çıkıyor. Dolu ağızlar da bundan pek farklı değil, onlar da durup durup “Adam sen de! Düşündüğün şeye bak!” diyorlar.

Dünya boş, bunun farkındayım. Fakat bu “hayat boş” anlamına gelmez ki. Dünyanın boşluğundan cesaret alarak gözümüze kestirdiğimiz boş bir arsaya ev kondurduk tabii ki. “Boş ver” diyen insan sizin kurduğunuz kahır dolu cümleye karşı sizden hiçbir şey yapmamanızı, duyarsız olmanızı istiyor halbuki. Düşünme, kızma, garipseme, aldırış etme, kılını kıpırdatma, sevinme, ümit etme, bir şeyler yapmaya çalışma demek istiyor açıkçası. Oysa boş vermek kendi kendini yok sayılmanın hava boşluğundan aşağıya bırakmaktır.

Boşluk ile vermek kelimesini aynı çatı altında böyle bir anlam oluşturmaya kim ikna etti acaba? Neresinden okusanız boşluğun ve boşun alıp verilebilecek bir tarafı yoktur. Olsa olsa belki bir eli sıkılıktan bahsedilebilir. Boşuna uğraşma ile boş ver ifadesini birbirine karıştırmamak gerekir. Birincisinde bir şeyin denenmiş faydasızlığına ve kendini nafile yere hırpalamaya karşı iyi niyetli bir dost tavsiyesi varken, ikincisinde üzerinde hiç durmamaya dair bir teşvik söz konusudur.

Kur’an’ın “Fayda veriyorsa öğüt ver!” (A’la Sûresi-9) dediğini biliyoruz.  Boşvermişlik ise bir tür kaçış sendromudur. O zaman soralım: “Kaçış nereye?” (Kıyame Sûresi-10)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Sabit Değerli̇ - EYVALLAH hüseyin bey,Gönlünüze sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Temmuz 13:45
01

Yaşar Akgül - Teşekkürler kardeşim..içten içeriden bir yazıydı..selamlar muhabbetler olsun...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Temmuz 20:09


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?