Reklamı Kapat

İbrahimî dinler projesini tenkid

Pazartesi günkü yazımızda Dinlerarası Diyalog projesinin piar çalışması için kullanılan “Ehl-i Kitap, semavî dinler, ortak ata İbrahim ve İbrahimî dinler” kavramlarına dikkat çekmiş ve “Kur’an-ı Kerim’in açık hükümlerine rağmen İbrahimî dinler projesiyle asliyetini yitirmiş, tahrif edilmiş, hükmü kalmamış Yahudilik ve Hıristiyanlıkla, son, mükemmel, asliyeti bozulmamış ve üstün din İslâm’ı eşdeğer gösterme çabasına Müslümanlar dur demeli, bu oyuna gelmemelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, şayet Musa (a.s.) hayatta olsa idi, hemen bana tâbi olmaktan başka bir şey yapamazdı” buyurmaktadır. Hz. İsa, nüzul ettiğinde Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in ümmeti olarak Peygamberimiz’e tabi olacaktır” demiştik.

Bu hafta yine Dinlerarası Diyalog projesine basamak olarak görülen ve indi yorumlarla bağlamından kopartılan bir ayet-i kerimeye dikkat çekmek istiyoruz. Bağlamından kopartılan ayet-i kerime Mâide Sûresi 82’dir. Bu ayet üzerinden Hıristiyanlara ayrıcalık tanıma konusu gündeme getirilmekte ve dinlerarası diyalog fitnesine zemin oluşturulmaktadır.

Kur’an-ı Kerim’de Mâide Sûresi 82’nci ayetteki, “Andolsun! İman edenlere düşmanlıkça insanların en şiddetlisini Yahudilerle müşrikleri bulacaksın. Sevgi itibariyle müminlere en yakınını da, ‘Biz Hıristiyanlarız’ diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi; içlerinde âlimler ve dünyadan geçmiş rahipler bulunmasıdır. Bir de bunlar (hakka tâbi olmaktan) kibirlenmezler” ifadesini istismar ederek Hıristiyanlar hakkında olumlu bir yaklaşım çıkartmaya çalışılmakta ve bu zümrenin Müslümanlar için “müşrik ve Yahudilerden” daha ılımlı ve yakın olduğu algısı oluşturulmaktadır.

Daha önce konuyla alakalı yazdığımız yazıda belirttiğimiz üzere, bu ayet Necâşi’nin Habeşistan’dan gönderdiği heyet hakkında nazil olmuştur. Ayet-i kerimenin sebeb-i nüzulüne bakıldığı zaman belirli bir gruba yönelik olduğu, Hıristiyanların tamamını kapsamadığı, tümüne teşmil edilmesinin mümkün olmadığı görülecektir. Hele hele günümüzdeki şirk ehli Hıristiyanları da içine alacak şekilde yorumlanması mümkün değildir. Tarih boyunca Hıristiyanların İslâm’ın tam karşısında durması, düşmanlıkta aşırı gitmesi, günümüzde Yahudilerle işbirliği içinde Müslümanlara kan kusturması ayetin günümüze teşmil edilemeyeceğini göstermektedir.

Kur’an-ı Kerim’in anlam bütünlüğü, nesih-mensuh, sebeb-i nüzul ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) konu hakkındaki açıklamalarını muhtevi hadis-i şerifler dikkate alındığında ilgili ayetin sadece Necâşi’nin Habeşistan’tan gönderdiği heyet hakkında nazil olduğu apaçıktır. Kaldı ki Peygamberimiz, bu heyete Yasin Sûresi’ni okuyunca ağlayarak Müslüman olmuşlardır. Kur’an-ı Kerim, Hıristiyanlarla alakalı diğer ayetlere bakıldığı zaman da müşrikler ve Yahudilerden ayrı tutulmadığı, onlar için sert ifadeler kullanıldığı görülecektir.

Kur’an-ı Kerim’de Hıristiyanların kâfir oldukları hakkındaki “Allah üçten birisidir diyenler şüphesiz kâfir olmuşlardır” (Mâide, 73), “Meryem oğlu Mesih (İsa), Allah’tır diyenler kesinlikle kâfir oldular” (Mâide, 72) ayetleri ile Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındaki “Yahudiler Uzeyr Allah’ın oğludur dediler, Hıristiyanlar da Mesih Allah’ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini), önceden kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl sapıyorlar!” (Tevbe, 30) benzer ifadeler, iki zümrenin birbirinden farklı olmadığını anlatmaya kâfidir. “Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır…” (Mâide, 1) ayeti de, bu iki zümrenin Müslümanlar için aynı olduğunu göstermektedir. Aynı olmasından da öte, bunlarla dostluk yasaklanmıştır. Yani Kur’an-ı Kerim’in anlam bütünlüğüne bakıldığı zaman Mâide Sûresi 82’nci ayetin günümüze teşmil edilemeyeceği görülecektir.

Kur’an-ı Kerim’i tebliğ ve tebyin (açıklama) ile görevli Peygamber Efendimiz (s.a.v) ilgili ayetin belirli bir zümreyi ilgilendirdiğini bildirmiş ve “Nefsimi elinde tutan (Allah’a) kasem olsun ki, bu ümmetten her kim -Yahudi olsun, Hıristiyan olsun- beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır” (Sahih-i Müslim) buyurmuştur.

Dinlerarası Diyalog fitnesini ortaya atan, piar çalışmasını yapan klik, gerek “Ehl-i kitap, semâvi dinler, ortak ata İbrahim ve İbrahimî dinler” gibi kavramları kullanarak, gerekse Kur’an-ı Kerim’deki bir iki ayet-i kerimeyi bağlamından kopartarak, diyalog fitnesinin Müslümanlar arasında yayılması için çaba sarf etmektedir. Bağlamından koparttıkları ayet-i kerimelerden birisi bahse konu Mâide Sûresi 82’dir. Diğer ayet ise Bakara Sûresi 62’nci ayettir.

(Konuya, gelecek yazıda devam edelim İnşallah)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?