Ufak tefek(!) sıkıntılar!

         Ülkemizde yönetilenler ile yönetenlerin olaylara bakış ve değerlendirme açıları arasında oldukça büyük farklılıklar var.

         Söz gelimi yönetilenler yaşadıkları büyük sıkıntıların kendilerini intihar noktasına getirdiğini söylerken yönetenler bunların “ufak tefek sıkıntılar olabileceğini”                  iddia edebiliyorlar.

         Ve de bu sıkıntıların “iyi niyetli yöneticiler” tarafından çözüme kavuşturulacağını söylüyorlar. Yönetilenler “büyük israflardan” söz ederken yönetenler “itibardan              tasarruf olmaz” diye onlara karşı çıkıyorlar.

         Yayınladıkları tasarruf genelgelerinde sıralamış oldukları bir sürü kalemden kendilerini “muaf tutan” yönetenler, yönetilenlere “porsiyonlarınızı küçültün”                         çağrısında bulunmayı da ihmal etmiyorlar.

         Evet, sanki farklı iki dünya ile karşı karşıyayız. Bu farklı iki dünyayı en güzel anlatacak söylem ise “Tok açın halinden anlamaz” söylemi olsa gerek! Oysa toklar             açlara biraz kulak verebilse!

         Yönetilenler ülke yönetimindeki israflardan yakınıyorlarsa yönetenler de bu yakınmaya hak verse ve bazı kalemlerde tasarrufa gidilse fena mı olur?

         Mesela hasta yatış garantili şehir hastaneleri yaptırılınca pek çok devlet hastanesinin kapısına kilit vuruldu!

         Tamam, şehir hastaneleri ile binlerce yatak kapasitesi sağlandı ama kapısına kilit vurulan devlet hastaneleriyle de binlerce yatak kapasitesi boşa çıkmış olmadı           mı?

         Yani bal gibi israf söz konusu değil mi?

         Böyle yatış garantili şehir hastaneleri yaptırılacağına mevcut yatak kapasitesine ilave kapasiteler sağlansa fena mı olurdu?

         Yatak kapasitesini çok daha ucuza ikiye hatta üçe katlamak mümkün iken bu yol tercih edilmedi ve tamamen israfa yönelik bir yönteme başvuruldu.

         Yönetilenler bu durumu yönetenlere anlatmaya kalkıştıkları zaman ise “Siz yeni yapılan her şeye karşı çıkıyorsunuz” diye hedef tahtası haline getirildiler.

         Yönetilenler açısından “bıçak kemiğe dayanmış” durumda iken yönetenler bu durumu “ufak tefek meseleler” olarak görüyor ve ciddiye almıyorlar.

         Sonra da zenginleri, kazandıklarını dar gelirliler için harcamaya davet ediyorlar. Oysa israfı önleseler dar gelirlileri zenginlerin insafına terk etme mecburiyeti de           ortaya çıkmayacak!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeki Ceyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Müdür - hocam amaçları memleketi düzeltmek israfı önlemek falan değil.

onların tek derdi kaldı yedi sülalelerini kurtarmak.

porsiyonlarınızı küçültün, düğünlerini şöyle yapın, tasarruf yapın falan.

bunlar alay ediyorlar.

ben dövizin bu kadar yüksek ve türkiyenin de ekonomik sıkıntıda olduğuna inanmıyorum dünyada ekonomik göstergeler yükselişteyken neden Türkiye sıkıntıda. Hayır Türkiyede kaynakta var para da var ama gel gör ki amaçları farklı amaçları milleti süründürmek.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Temmuz 18:04


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?