Reklamı Kapat

Laf yarışına değil, çözüme odaklanmak gerek

İktidar kanadından yapılan açıklamalara baktığımızda ülkemiz adeta gelişmede uçuşa geçmiş durumda. Ülkenin hiçbir sorunu yok. Hele hele ülkemizde açlık ve yoksul sınırı altında bir gelir ile yaşamak zorunda kalanlar bulunmuyor(!). Hemen belirteyim ki, bu arada insanımız sıkıntı içinde değil, iktidara göre muhalefet öyle takdim ediyor. İnsan bu tavır karşısında şaşırıyor. Çünkü ülke sorunlarına çözüm bulmak durumunda olanlar iktidar sahipleridir. Bu arada muhalefete düşen de yeri geldiğinde memleket için yapılmakta olan hayırlı işlere manen destek olmaktır. Muhalefetin bunun ötesinde asli görevi olarak yapması gerekenler ülke sorunlarını ortaya koymak ve bunların çözümlerini dile getirmektir. Ne var ki, ülkemizde muhalefet sorunları dile getirdiğinde hemen büyük bir tepki ortaya konuyor. Yalancılıkla suçlanıyor. Bu arada sıkça da iktidar kanadının altına sığınmamış siyasi partiler hain ya da terörist destekçisi olarak nitelendiriliyor. Bir bakıma muhalefetin konuşmasına tahammül edilmiyor. Toplumun her kesiminin kendilerini alkışlaması ve desteklemesi isteniyor. Elbette alkışlanacak işler yapıldığında alkışlanmalı. Buna kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum.

Ancak Haziran ayının son günü birbirini takip eden herkesin kullandığı, kullanmak zorunda olduğu ürünlere zamların yapılmış olmasını eleştiren muhalefet kanadından, “Emekliye, memura zammı vermeden geri aldılar” şeklinde eleştiri gelince de söylenenlerin yalan olduğu ileri sürülerek adeta insanımızın yaşadığı zorlukların dile getirilmesine bile tahammülsüzlük sergileniyor.

Bu köşede geçen hafta içinde Türk-İş tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına dikkat çekmiş, özellikle açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarına vurgu yapmaya çalışmış, açıklanan rakamlara göre nüfusumuzun ne kadarının açlık ve yoksulluk sınırı altında gelir ile hayatını sürdürmek zorunda olduğunu sorgulamıştım. Bu sorumun cevabını önceki gün Tüketici Hakları Derneği tarafından Türk-İş ve TÜİK verilerine göre yapılan hesaplamaların sonuçlarından aldım

Buna göre 2021 yılı Haziran ayı itibariyle Türkiye’de 16 milyon kişi açlık sınırı, 50 milyon da yoksulluk sınırı altında bir gelir ile hayatını sürdürmek zorunda kalıyor. Nüfusumuzun yaklaşık 84 milyon olduğu düşünüldüğünde yaşadığı görülüyor. Nüfusumuzun büyük bölümünün açlık ve yoksulluk sınırı altında kalan bir gelir ile hayatta kalma mücadelesi vermesinin bir başka sonucu ise ülke nüfusunun yarısının borç, kredi ve faiz kıskacına mahkûm olmasını gündeme getiriyor. Bu durum nüfusumuzun büyük bir kısmının sıkıntısını ve bunalımını daha da artırıyor. İnsanımızın böyle bir sıkıntıya sürüklenmesinde elbette ülke olarak dışarıya olan borçlarımızın önemli bir rolü var. Çünkü döviz kurları durduğu yerde artışını sürdürdükçe, ülkemizin TL cinsinden borcu da artıyor. Bu durum ise ister istemez dış borcumuzun taksitlerini karşılamak için pek çok ürüne sürekli zam yapılmasını gündeme getiriyor. Böyle olunca da insanımız sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamak için değil, devletimize de dış borçları karşılamasına omuz vermek zorunda kalıyor.

İnsanımızın sorunlarını yakından görmek için Anadolu’yu dolaşan siyasilerin halkla görüşmelerinde aslında bu durum vatandaşlar tarafından net bir şekilde ortaya konuyor. Yani insanımızın sıkıntısının ana sebebi yeterli bir gelire sahip olmaması ise bunun sebebi de ülkenin kötü yönetimidir. Bu durum gizlenemez hale gelip dile getirilmeye başlanınca söyleyenlerin yalancılıkla itham edilmesi ne yazık ki, insanımızı rahatlatmıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder

# TÜİK

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Ömer - Ben halkın arkasındayım ben halkım . Felaket tellallarına inanmıyorum . Evet bazı sıkıntılar var da her zaman olan şeyler . Millette para var köylünün malı para ediyor ürününü satıyor ev alıyor araba alıyor . Son zamlar keşke olmasa idi . Neyse macera aramaya lüzum yok . Erdoğan’ı ve soylu yu yedirmeyiz .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Temmuz 16:37


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?