Diyanet İşleri Başkanlığı'na Açık Mektup (3)

   Rabbimiz dünyada da "güvenli, güzel, huzurlu bir hayat" (Nahl/112), yolculuk için ihtiyacımız olan kitap /Kur'an-ı Kerim ve insan/Peygamber nimet ve rehberlerini bize sonsuz rahmetiyle keremiyle ikram ve ihsan buyurmuştur. Yolda iki zıt çağrı, iki kılavuzluk var: Rahmanî ve şeytanî. Seçme özgürlüğümüz var.

   Ne yazık ki, biz hayat iksiri/ruh/şifa/nur/vahiy elimizde olmasına rağmen, bunun değerini bilmeyen hastalıklarla melûl, mefluç ve şaşkın vaziyetteyiz. İlaçlarımızı ne kendimiz kullanıyoruz ne de insanlığa sunabiliyoruz... Elimizdeki reçete, ilahi, evrensel. Bunu tanıma, tanıtma ve kullanma sorumluluğumuz var iken, beşeri ideolojilerin zehirli, büyülü, aldatıcı reçeteleriyle hastalanmayı sürdürüyoruz.

   Hani, nerede: "Vasat/hayırlı/şahit/örnek ümmet..." (Bakara/143). "İyilikleri emreden, kötülükleri de engelleyen ümmet?" (Âl-i İmran/104). Nerede "ümmet, vahdet?" (Âl-i İmran/103). Her Cuma hutbesinde neden, "Adalet, iyilik, ihsan, ahlâk emirleri; zulüm, fuhuş yasakları" okunur? (Nahl/90).

   İlahi mesajın bilgi ve bilincinden mahrum insanlar, biz Müslümanlara bakarak soruyorlar: "İlaç/şifa elinizdeyse, niçin hastasınız, zillettesiniz?" Ve bu sorularla sarsılıyoruz.

  "İlahi mesajlar, elçiler (din) adaletin sağlanması için gönderilmişlerdi" (Hadid/25). Her yerde zulmün karanlığı var...

   Dünyadaki zulümlerden sadece tağutlar mı, sapık ideolojiler mi sorumlu? Nerede toplumları "ıslah edecek ülema, ümera?"

   Onlara (ehl-i kitaba) Âl-i İmran/64-67, Nisa/171,Maide/17. ayetleri kim okuyacak?

    "Ümera"ya: Bakara/205, Hac/41, Nur/55, Hadid/25, Nisa/58-59, Nahl/90. ayetlerini hangi "ulema" okuyacak?

   Bizim işimiz de zalimlerden şikâyetçi olmak. Tam bir zillet bu...

   Halkı iman ve salih amellere, tevbeye, ahlaka kim çağıracak? 

   "Hakk'ı kim tavsiye edecek?" (Asr). "Din nasihatini" kimler kimlere yapacak?

    Batılılaşma/lâiklik gereği İslam bütününden elimizde "iman(?)" birkaç farz amel ve ahlâk kaldı. Bunlar da söylemde, şekilde, sözde... Eksiklikler ve yanlışlıklarla dolu... Ne "sahih iman", ne "salih amel" ne de güzel ahlâk kaldı..."Laiklik doğrultusundaki" parçalamaya, sınırlandırmalara rağmen bu çerçevede yapılabilecek hizmetlerin yeterli olduğunu görebilseydik...

   Dinimize doğrudan, karşıdan ve de mihraptan, kürsülerden, köşelerden saldırılar, reform söylemleri, çabaları, yanlış tanıtımlar, ahlaksızlıklar gittikçe yayılıyorken yapılabilecek çok şeyler olduğuna inanıyoruz. Herkes gücünün yettiğinden sorumlu. Gücümüzü, yetkimizi, sınırımızı da zorlamalıyız; hem kulluğumuz hem de bulunduğunuz konum/makam bunu gerektiriyor.

   Yoksulluk toplumları zayıflatsa da çökertmez. Zenginliğin azgınlığı/sefahat ise çökertir. Bunun gibi adaletsizliğin, ahlaksızlığın yaygınlaştığı toplumlarda şayet "marufu emretmek, münkeri engellemeye çalışmak" farzı terk edilir, istiğfarlar da olmazsa yine o toplum da, devleti de çöker.

   Camilerimizde bile İslam bütününün ancak bir parçası anlatılabiliyor. Namaz, oruç gibi. Mer'i yasaların, hükümet icraatının İslâmî bakımdan takbih ve tezyifi/eleştirilmesi yasaktır. Suçtur (T.C.K md. 219). Ahlaki yönden bile iffetsizliğin eleştirilmesinin sorunlarını yaşayabiliyoruz. Böyleyken din görevlileri halkı nasıl aydınlatacak, yöneticilerine nasihatler/uyarılar nasıl mümkün olabilecektir? Camide yok,okulda yok,ticarette yok,hukukta,siyasette,sokakta yok...Nerede?! Sonra da deizmden, terörden, LGBT’den şikâyetler... Halkımızda bir taraftan bunlara lanet ederken, hükümetine de dua edebiliyor...

   İslam dininin korunması için yasal düzenlemelere ihtiyaç yok mudur? Başımıza gelen musibetlerin sebeplerinin ellerimizle işlediğimiz günahlarımız olduğu gerçeğini kim söyleyebilecek? (Şura/30).

    Hz. İbrahim (A.S.), Yahudi veya Hıristiyanlardan, müşriklerden olmayıp, hanif/ehli tevhit doğru bir Müslüman’dı. Bu nedenle "İbrahimi dinler" kavramı yanlış ve batıldır. Bunun benimsenmesi inancımıza zarar verir.

   Bunun gibi, tek hak geçerli din İslam, ötekiler de batıl olduğundan "üç büyük din", "semavi dinler", "ilahi dinler" kavramları da yanlış ve batıldır. "Dinlerarası diyalog" kavramı da aynı nedenlerle batıldır. Semavi/ilahi kitaplardan da günümüzde sadece "ilahi kitap" olarak Kur'an-ı Kerim var. İnancımızın tevhide/İslam'a uygun, hak/doğru; buna aykırı inançların da tevhide aykırı, batıl olduğu görüş ve kanaatindeyiz.

   Biz Müslümanlar olarak (ülema, ümera) ehl-i kitabı da, tüm insanları da tevhide (tüm kitaplara, peygamberlere ve son peygambere S.A.V.) inanmaya, İslam’a çağırmalıyız.

   Biz tevhit ile batılları (aykırı tüm dinleri, düzenleri, yolları, hayat tarzlarını, ilkeleri, ölçüleri, değerleri, hükümleri, yasaları, ideolojileri...) reddediyor; sadece ve ancak şirk koşmaksızın Allah Teala'nın egemenliğini seçerek, beğenerek; O'nun itaatine, yoluna, nizamına, hükümranlığına, kulluğuna, O’nun Hak dinine/İslam’a, O’na (C..C) teslim oluyoruz...

   Bize de tüm insanlığa da "hayat verecek" İslam'a hava, su, toprak, güneşten daha çok muhtacız... Bilebilsek.

    Varsa, yanlışlıklarımızın düzeltilmesini tekraren istirham ediyor, selam ve saygılarımızı sunuyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Muhammed Güney - Allah Razı Olsun Bahaddin Bey

Açık ve Net Olarak Yapmış ve Yazmış Olduğunuz Bu Çok Önemli Tesbitlerinizin En Kısa Zamanda Mevcut İdarecilerin Dikkate Alıp Gereğini Yapmasını, Temenni Ederiz. Yada, Rabbimizin Lütfuyla, Milli Görüş İktidarında,En Güzeliyle Hep Beraber Düzeltmek Dilek ve Duasıyla Cenab-ı Hakk'tan cc Niyaz Eder, Sizlere de Hürmet Ederim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Temmuz 10:31
02

A. Sağlam. - Gürani kerim Telaffuz- Manadır . Okuyan Manayı bilmiyor Manayı biliyorum diyen okumada manayı bozacak Tagyira veTahyirat yapıyor her ikisini biliyorum diyen de şuur Sorunu var.bu mesele Sadece D.İ.B.in Sorunu değil. Sormak lazım Zengin ve çook Zeki Olanlardan Kaç tane Hafız Hoca Müftü var yoksa buDin fakirler dinimi yazarı Tebrik ediyorum Selam Dua

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 03 Temmuz 12:36
01

6543 - sayın yazarımızı tebrik etmemek mümkün değil helal olsun bu ve bunun gibi yazılara çok ihtiyaç var sürekli hatta keşke bu yazı ilahiyat fakültelerine diyanete gönderilse diyanet siyasetten arındırılmadığı siyasetin emri buyruğundan çıkmadığı sürece bağımsız kurum olmadığı sürece liyakata uygun cemaat tarikatlar atamasından arındırılmış bir kurum olursa işte o zaman diyanet hem ülkede hemde dünyadaki tüm ülkelerde her türlü inansızlık ateistlik desitliğe daha nicesi izm inançlarına karşı harekete geçecektir ama diyanet ismi var içi bomboş bütçesi bol olduğu halde etkin değil çünkü siyasetin baskısı altında

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 01 Temmuz 19:17


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?