Reklamı Kapat

İktidar yoğalımı-ıı

İNSAN ve toplumda iktidar olgusunun ortaya çıkması, çeşitli nedenler ve görünümler şeklinde kendini göstermektedir. İktidar olgusunun nasıl somutlaştığını muhtelif alanlarda tesbit ederek irdelemek, onun mahiyet ve niteliğini kavrama bakımından önem taşımaktadır. Burada, daima gözden kaçırılacak nitelikte olan bir hususun öncelikle belirtilmesi gerekir. O da, iktidar olgusunun, insan ve toplum hayatına ilişkin olarak sınıflandırıp adlandırdığımız dini, ahlaki, hukuki, iktisadi, sanat alanlarına ilişkin faaliyetlerde, hatta onların amaçlarında farkında olunmaksızın gerçekleşme imkanı bulabilmesidir.

Sözgelimi ahlak alanında öngörülen davranış kuralları, ahlaki olgunluğa ulaşmayı sağlayan kurallar olarak vardırlar. Bu kurallara uyulması halinde, mesela “bencillik” olarak tanımlanan güdünün özünde saklı bulunan “iktidar” denetim altına alınır. Ancak, iktidar olgusu etkinliğini dönüştürerek sürdürebilir de. Diğer insanların, çevrenin ya da toplumun nazarında ahlaki olgunluğa sahip olarak görülen bir kimse, bizzat bu niteliğinin ona bir çeşit “iktidar” yolu açtığının çoğunlukla farkında olamayabilir. Dolayısıyla bu niteliği ona farklı imkanlar, fırsatlar, kapılar, kısacası maddi veya manevi yararlar sağlayabilir.

İktidar olgusunun daha açık ve somut görünümünü iktisat alanında özellikle “Kapitalizm” olarak tanımlanan anlayışta gözlemleme imkanı vardır. Bilim, olgu denilen şey üzerinde temellenir. İnsanın ve toplumun iktisadi faaliyetlerinin bilim tarafından konu alınması gerektiği düşüncesi İktisat Bilimi’nin varlık nedenini oluşturmuştur. Yine bilim, önermeler temelinde işler, gelişir, bir takım sonuçlara ulaşmaya çalışır. İşte, İktisat Bilimi’nin kuruluşuyla birlikte öne çıkan ve bir çeşit hakimiyet kuran ve bunu değişen şartlara, imkanlara ve durumlara göre yeniden gözden geçiren ve Liberal İktisat Anlayışı şeklinde adlandırılan yaklaşım önemli bir örnektir.

Özet olarak bu anlayışta, tıpkı doğada olduğu gibi, iktisadi faaliyetler alanında da bir tür doğal yasalar söz konusudur. Bu yasaların başında, onlara göre, insan doğası yer alır ve bunu kendi varlığından ayrılmaz bir güdü olan “bencillik” şeklinde tanımlamak mümkündür. Bu güdü, daha somut olarak “fayda”, ondan kaynaklanan menfaat veya çıkarı içerir. İnsan ve toplum, bunların maddi ve manevi birikimi olarak adlandırılabilecek kültür, hukuk, siyaset, uygarlık vb yerleşmesi, gelişmesi, ilerlemesi için, “bencillik”, fayda, menfaat gibi güdülerin ve olguların, dışarıdan herhangi bir müdahaleye, etkiye, baskıya ve yönlendirmeye tabi tutulmaması gerekir. Bütün bunların sonucunda, birey olarak insandan başlayarak toplum maddi ve manevi yönden ihtiyaçlarını karşılar, birikim sağlar, zenginleşir, refah düzeyi sürekli artan bir sürece girer.

Ana çizgileriyle basitçe açıklanan bu anlayışta, yani Kapitalizm’de, sön çözümlemede sermaye, zenginlik, refah, dolayısıyla güç, hakimiyet, kısaca iktidar, sınırlı bir zümrenin elinde toplanacak, birikecek ve onların istemleri, görüşleri, anlayış ve dünya kavrayışları temelinde oluşacaktır. Nitekim tarihe bakıldığında bu durumu destekleyici sayısız örnekle karşılaşılmaktadır. Özellikle Yeniçağ Batı dünyasında, yaklaşık XVI. yüzyılda beliren, XVII ve XVIII. yüzyılda gelişip güçlenen, XIX. yüzyılda yaygın bir şekilde uygulanmaya başlanan bu anlayış, daha doğrusu “kazip”, aldatıcı veya yalancı bir dünya görüşü kisvesine bürünerek varlığını sürdürmektedir. Sermayenin, zenginliğin, refahın belirli bir zümrede toplanmasına koşut olarak “iktidar” da belli aile, grup, meslek, zümre veya sınıfta yoğalmaktadır. İnsanın ve toplumun varlığı, hayatı, menfaatleri, hak ve özgürlükleri, umut ve beklentileri, yoğalmış iktidar tarafından tanımlanmakta, sınırlar çizilmekte, yerine göre daraltılıp genişletilmekte, tanınıp ortadan kaldırılmaktadır. İnsanın ve toplumun varlığı, güvenliği, huzuru, mutluluğu, maddi ve manevi gelişimi, geleceği onların istemlerine göre belirlenmekte, tanınmaktadır. Hak, adalet, özgürlük ve eşitlik, insanın doğuştan sahip olduğu haysiyet ve şeref gibi ilke ve değerler, sadece bir söylem düzeyinde söz konusu olabilmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?