Ancak zikirle kalpler mutmain olur

ZİKİR Kur’an’ın da adıdır. “Zikri (Kur’an’ı) Biz indirdik ve onu Biz koruyacağız.” buyrulmaktadır. Kur’an Allah’ı ve O’nun hükümlerini hatırlattığı için bu ismi almıştır. Sürekli Kur’an’la meşgul olan kişi, gafil olmaz yüce Allah’tan.

“Ancak Allah’ı anmakla, zikirle kalpler mutmain olur, huzur bulur. Allah’ı anan gönüller, en yüce dostla hemhal olur, maşukuna kavuşur, muhabbetin zirvesini yakalama şansı oluşur. Zikir, kulun Rabbine tekmil vermesi, huzurda hazır kıta bekliyorum ifadesidir. Zikir, sevgide, mehabette ortak kabul etmemektir.” “Gönül dergâh-ı ilahidir” cümlesi, tasavvuf erbabınca çok zikredilir. Kalp ve gönül vücudun en mühim makamıdır ve ancak Allah’ın kuşatmasına layıktır. Orası O’nun tecelligâhıdır. Muhabbetullah zikirle oluşur, kalp zikirle arınmış olur, gönüldeki kir ve paslar cilalanmış olur. Allah sevgisi O’nu andıkça artar ve gelişir. Muhabbetullah, ancak uyanık olmak ve gaflete düşmemekle elde edilen muazzam bir kazanımdır. Kul, hakkel yakin mertebesinde, Rabbını hissettiği an, dünyanın en mutlu, en mesud insanı olur. O, sevgide de ortaklık kabul etmez. Dünya sevgisi büyük bir tehlikedir. Yüce Mevla, özellikle Tevbe Sûresi 24. ayette çok açık bir ifadeyle bu tehlikeyi hatırlatmaktadır. Gönül Rabbimin makamıdır, oraya başkası giremez. Başka sevgiler girince, o yüce makamı başkası işgal etmiş olur. Sultanlar sultanı olan yüce Allah’ın tahtı değersiz bir varlığa bırakılmış olur ki, dünyanın en büyük hatası yapılmış olur. Yüceler yücesi olan Rabbimin sevgisi ikinci planda kalır ve o büyük şans, o büyük fırsat kaçar. Akıllı insanlar bu ulvi şansı elde ederler.

Allah Teala (cc), zikir vakitleri konusuna da çok vurgu yapmaktadır. Özellikle güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce Allah’ı zikretmenin önemi vurgulanmıştır Kur’an-ı Kerim’de.” O’nu sabah akşam tesbih ediniz” şeklinde pek çok ayet-i kerimeler vardır. İmsak vaktinden güneş doğuncaya kadar olan zaman çok değerlidir. Teheccüt, sabah namazı ve diğer zikir ve ibadetler uykudan daha hayırlıdır. Bu değerli vakti çok iyi değerlendirmek zorundayız. Yüce Mevla’ya kulluğu, O’nu tesbih edip tazim etmeyi, gafletle, uykuyla geçirmeyip zikirle, tefekkürle, ibadet ve taatla, okumakla… geçirmeyi âdet haline getirmemiz gerekir. İkindiden sonraki zaman da öyle makbuldür. Bizim bölgede tasavvuf ile meşgul olan sufilerin her ikindiden sonra bir cüz Kur’an okuduklarını biliyoruz. Sadat-ı kiramın cüzü diye ifade edilir. Kur’an okumanın en büyük zikir olduğunu unutmamak gerekir. Girişte de belirtildiği gibi Kur’an’ın bir ismi de zikirdir. Belli vakitlerde bazı sûreleri okumamız da bu anlayıştan kaynaklanmaktadır. Vird haline getirilmiştir: Sabah, Yasin Sûresi’ni, akşam, secde, Vakıa, Duhan sûrelerini, yatsı, Mülk Sûresi’ni okumak gibi.

“Halk içinde Hak ile beraber olmak” diye meşhur söz vardır. Sürekli Allah’ı anan, zikreden diller ve gönüller çabuk çabuk gaflete düşmezler, yüce Allah’tan gafil olmazlar. İşini gücünü yaparken bile zâkir kişinin kalbi Allah’ı zikreder, Rabbi’nin huzurunda olduğunu, murakabesi altında bulunduğunu hiç unutmaz. Abid ve zâkir insanlar gaflete düşmedikleri için ya da az düştükleri için günahtan kaçınabiliyorlar. Gaflet azaldıkça harama bulaşma da doğru orantılı olarak azalır. Gaflet arttıkça günah işleme oranı da artar. Gafleti azaltan zikirdir.

 Zikir arttıkça kalp temizlenir “emraz-ı kalbi” denilen kalbi hastalıklardan arınmış olup huzur bulur. “Gönül dergâh-ı ilahidir” diye sufilerin bir sözü vardır. Yüce Allah’ın makamıdır gönül. Başka şeylerle meşgul edilmemeli ve boş şeylerle kirletilmemelidir. Rabbülalemin, hiçbir bir konuda ve özellikle sevgi konusunda ortak istemiyor. Kalben sevgi, gönülden sevgi sadece Allah için olmalı. Dünya sevgisi, evlat sevgisi, anne-baba sevgisi… dahil bütün sevgiler Allah’ın sevgisi yanında ikinci planda kalmalıdır. Vücudun sultanı olan kalpte, sadece Mevlamız taht kurmalı ve orada sadece Allah (cc) olmalıdır. Çünkü biz, sadece O’nu İLAHLAŞTIRIYORUZ ve yalnız O’nu Rab kabul ediyoruz. Başka şeyleri aşırı sevmek, ilahlaştırmak anlamına gelebilir. Çünkü “ilah” kelimesinin bir anlamı da sevgidir. Allah korusun, farkında olmadan büyük hatalara düşmüş oluruz. Cenab-ı Hak, Tevbe 24. ayette bu konuya dikkat çekmekte ve önemli bir mukayese yapmakta ve sonucunu da bildirmektedir. Bu nedenle diyoruz ki bir mümin için “muhabbetullah” esas olmalıdır ve bu da ancak ZİKİRLE elde edilir. Zikrin tecelligâhı da kalptir, gönlüdür. Allah (cc) burda da ortak istemiyor.

Yazımı bitirirken, riya ve gösterişin çok tehlikeli bir durum olduğunu, ihlas ve samimiyetin çok çok önemli olduğunu hatırlatmak isterim. Aziz dostlar, bilinmelidir ki; gerçek dost yüce Allah’tır, O Rahman ve Rahim’dir. Herkesten daha cömert olan, en az bire on veren yine yüce Allah’tır. “Allah kuluna kâfi değil midir?” diye bize ilahi mesaj yollayan yine Allah azimüşşe’ndir. Evet amenna ve sadakana, “Allah kuluna kâfidir, O ne güzel Mevla’dır ve ne güzel vekildir” diyoruz. Rabbim bizi gerçek kulluktan, zikir ve muhabbetten, edep, ilim ve irfandan hiçbir zaman ayırmasın.” Ölünceye kadar Rabbine ibadet edenlerden” eylesin. Amin velhamdülillahi Rabbilalemin. Selam ve muhabbetlerimle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdurrahman Sevgili - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Bruksel'den Tekin - Eyvallah hocam, hürmetler ediyorum. Allah razi olsun. Surekli gaflete dusuyoruz, boyle yazilar kendimize getiriyor.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Temmuz 11:57


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?