Zenginlik neye yarar?

En büyük hakikatler hiç düşünülmeyen şeylerde gizlidir. Üzerinde çok fikir yürüttüğümüz şeyler zamanla bir anlam aşınmasına uğrarlar. Bir şey üzerinde çok düşünme o şeyin hikmetini de yaşanılır tarafıyla birlikte alıp götürür. Zengin olmak için çok kafa yorar insanlar. Bir sürü gerekçeleri vardır buna dair. Yoksulluğun insana yaptığı fenalıklar düşünüldüğünde haksız oldukları da düşünülemez. Yoksullukla mücadele edilmeli, bu doğru; fakat zenginlikle de mücadele edilmeyeceğini hiç kimse iddia edemez. Alıp başını giden bir zenginliğin ne tür yoksulluklara yol açabileceğini Allah bilir. İnsan yoksullukla mücadeleden daha fazla kazanarak kurtulabilir. Zor olanı zenginlikle mücadeleden zaferle çıkabilmektir. Çünkü bu mücadelenin sonunda kişi yoksullaşmadan insani bir normallik düzeyine varması gerekir. “Yoksulluk sınırı” diye bir şey var ekonomi literatürüne geçen. Ne yazık ki “zenginlik sınırı” diye bir şey yok. Zenginliğin nerede başlayıp nerede biteceğini kestirebilmek mümkün değil. Bu yüzden zenginlikle ilgili konuşurken temkinli konuşmak zorundayız. Yani onu överken de yererken de hangi zaviyeden böyle davrandığımız kurduğumuz cümlenin hükmünü değiştirebilir. Ekonomik göstergelere göre değişkenlik arz ettiğinden kendini zengin zanneden yoksullar olabileceği gibi yine kendini yoksul zanneden zenginler de olabilir.

Yoksulluk ne işe yarar? Bunu düşünmeniz için yoksul olmanız şart değil. Hatta yoksul olmamanız daha bir objektif sonuçlara varmanızı sağlar. “Bu ne saçma soru” diyenleri de saygıyla karşılıyorum. Hiç yoksul olmamış kişi yoksulluk üzerine düşündüğünde çok isabetli sonuçlara ulaşabilir. Sürekli ve devamlı müzmin yoksulluk çok büyük bir beladır. Bunu bir kenarda tutalım. Öğretici ve eğitici yoksulluk görece ve geçici olan yoksulluktur ki insana hiçbir mektepte ulaşamayacağı bilgileri öğretir. İnsan yoksulun halinden yoksulluğu geçici olarak tattığı zaman anlamaya başlar. Nasıl olsa bir gün tamamen elinden çıkacak olan varlığını bir süreliğine yitirmiş olmak insana elinde bulundurduklarının aslında geçici ve emanet hükmünde olduğu hakikatini kavratır. Varlığı hiç tanımayacak kadar yoksul olmak, varlıkla hiç sınanma imkânı bulamamak demektir ki bir sınavda cevaplanmayıp boş bırakılmış soru gibidir. Bir insanın cömertliği de cimriliği de mal düşkünlüğü ve yardımseverliği de ancak varlıkla tanışması ile mümkündür.

Zenginlik ne işe yarar? Bu sorunun cevabı da dünya görüşlerine göre değişir. Ahiret merkezli dünya görüşlerinde zenginlik tek başına büyük bir beladır. İnsanın başkaları adına başına iş almasıdır. Bu cümledeki “iş” kelimesinin yerine mal-mülk ve para sözcüklerini de yerleştirebilirsiniz. Yani ne kadar malınız mülkünüz ve paranız varsa sorumluluğunuz o derece artacaktır. Sadece kendi ailesini geçindirebilecek parası olan kişinin mesuliyeti bellidir: Çoluk çocuğunun iaşesini ve ihtiyaçlarını karşılamak. Fakat geliri ailesinin geçim standardının çok üzerinde ise kişi en yakın çevresinden başlamak üzere başka ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gidermekle sorumlu hale gelir. Allah’ın sana verdiğinden sen de Allah için başkalarına vereceksin. İnsanın servetine servet katan zenginlik şımarmaya yarar, doymamaya hizmet eder ve âhiret merkezli dünya görüşünü yerle bir eder.

İnsanın ele geçirdikleri kendinin değildir. Maddi ve manevi olanaklar insana fırsat olarak verilmiştir. Fırsat insanın yakaladığı zaman ne anlama geldiğini unutuverdiği bir sözcüktür. Fırsatı kendine doğru değil başkalarına doğru yonttuğunda onun neden başkalarına değil de sana geldiğini çok iyi anlarsın. Zenginlik çok büyük fırsattır, tabi onu kendine değil başkalarına doğru yontarsan. “Müslüman zengin olmalı” sözünün anlamını çarpıtanların kulakları çınlasın. Müslüman zengin olursa parayı infak, zekât, sadaka ve salih amellerle daha isabetli kullanacağı için zengin olmalı elbette. Kendi dünyalıklarını çoğaltmak için zengin olmuş bir Müslüman kişinin zenginliği kendi çetin imtihanından başka bir şey değildir. Lüks ve konfor içerisinde yaşayıp kendi ekonomik düzeyinde olmayanlara karşı kast oluşturan bir Müslüman’ın hesabını veremeyeceği paranın sevincini ben niye yükleneyim ki? Müslüman zengin olmalı, iyi de zengin olmak bir yana daha doğru düzgün bir günlük iaşesini karşılayamayan bir Müslüman’ın durumu ne olacak? Olamadığı şey noktasında o Müslüman’ı muaheze mi edelim? Yoksa siygaya mı çekelim? Müslümanların zengin olduğu yerde tek bir insanın aç, düşkün ve perişan yaşamaması gerekmez mi? Zenginlik doyumsuz nefsi doyurmaya değil, ancak aç ve muhtaç insanların sorumluluğunu üstlenmeye yarar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yaşar Akgül - Gönlüne sağlık kardeşim..yine yara yine merhem..teşekkürler..selamlar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Haziran 00:16


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?