AB’de laf var, uygulama yok

AB ile ilişkilerimiz ciddi bir adım atılamadan devam ediyor. Sürekli AB, Türkiye’den bir şeyler istiyor. Söz gelimi mültecileri ülkemizde tutmak, Avrupa’ya geçmelerini engellemek karşılığı bir zamanlar 3-3 milyarlık bir destek anlaşması sağlandı. Ya da sağlandığı ilan edildi. Verilen sözün yarısı kadar bir destek verildiği açıklandı. Onun da 4 milyon mültecinin ülkemize yüklediği maliyeti karşılamakla ilgisi yok. Doğrudan mültecilerle ilgili birtakım programlara destek niteliğinde. Yani, AB’den bugüne kadar verilen paranın ülkemizin yükünü hafifletmeye yönelik bir tarafı yok. Bunun ötesinde AB’nin Türkiye’ye yönelik arada bir aldığı kararlar ise ülkemizi oyalamaktan öte geçmiyor. Çünkü söylenen sözler somut adımlara dönmediği sürece ülkemizi oyalamaktan öte bir anlam ifade etmiyor. Kısacası birtakım toplantılar düzenleniyor, bu toplantılarda saatlerce konuşuluyor ama sonuçta Türkiye açısından somut bir sonuç çıkmadığı için havanda su dövmekten öte bir anlam ifade etmiyor. Benzer değerlendirmeleri zaman zaman ABD ile ilişkilerimizde de dile getiriyoruz. Elbette bu değerlendirmeler sadece bizim tespitlerimizden ibaret değil. Söz konusu toplantılara katılan ve yakından takip eden siyasiler ve diplomatlar ve medya mensuplarının değerlendirmelerine de yansıyor.

Bu noktada son AB zirvesinde alınan kararları özetle aktarmanın yararlı olacağını düşünüyorum. Çünkü son zirveden somut kararların çıkması bir kez daha ötelendiği için yapılanların havanda su dövmekten öte gitmediğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Alınan kararları kısaca şöyle aktarmak mümkün:

-Mali destek: Komisyonun Suriyelilere ev sahipliği yapan ülkelere mali destek önerisi kabul edildi. AB komisyonu yasal önerisini hazırlayacak. Bu bağlamda Türkiye’ye 2024’e kadar 3 milyar Euro aktarılacak. Bu paranın doğrudan doğruya Türkiye’nin yaptığı harcamaları karşılamaya yönelik olmadığı, AB tarafından kabul edilmiş birtakım projelere destek olarak verildiğini unutmamak gerekiyor.

-Stratejik çıkar: Türkiye ile işbirliğine dayalı ilişki geliştirmenin AB’nin stratejik çıkarına olduğu görüşü yinelendi. Peki hangi ülkenin çıkarını korumak için Türkiye sürekli kapıda tutuluyor. Galiba Türkiye’nin üyeliğe alınmaması AB’nin stratejik çıkarına oluyor.

-Doğu Akdeniz: Gerginliğin düşmesinden duyulan memnuniyet ifade edildi ve bunun sürmesi istendi. Bu gerginliğin sürdürülmesinin sorumlusu Türkiye olmadığı halde böyle bir ifade ister istemez Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimine verilen destekten öte bir anlam ifade etmiyor.

-Gümrük Birliği: AB mevcut anlaşmadaki sorunların aşılmasına öncelik veriyor. Mevcut sorunların giderilmesi için Türkiye uzunca bir zamandan beri Gümrük Birliği anlaşmasının yenilenmesini talep ediyor. Bu talep görmezden gelinirken mevcut sorunların giderilmesine öncelik verilmesini anlamak pek mümkün değil.

-Üst Düzey Diyalog: Sağlık, iklim krizi, terörle mücadele gibi konularda yüksek seviyeli diyalog toplantıları düzenlenmesi için hazırlıklar sürüyor.

Açıklanan bu kararlar haklı olarak medyada, “AB hiçbir somut adım atmadı”, “AB yine havanda su dövdü” başlıkları altında verilirken söz konusu kararların açıklanmasının ardından Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, “Türkiye başlığı altında kabul edilen kararların beklenilen ve gereken adımları içermekten uzak” olduğu belirtildi.

Kısacası görünen o ki, AB tarafından neyin söylendiğinin fazla bir anlamı yok. Uygulama önemli. Uygulamada ise Türkiye’ye fazlaca yer yok. Böyle olunca da ister istemez. “Bu ikiyüzlü AB’nin kapısında beklemeyi niçin sürdürüyoruz” sorusu cevap bekliyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder

# ABD

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Ömer - AB Türkiye’yi oyalıyor bazen istediğini alıyor . Ama verdiği sözler havada kalıyor . Üç dört milyar yuro onlar için çerez de bak görün onu da vermeyecekler. Bir iki parlak söz o kadar . Türkiye mülteci meselesinde bastırmalı isteyen gitmeli . AB nin verdiği sözlere güvenmemeli.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 28 Haziran 14:49


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?