Süt başka kireç suyu başka bu da geçer be Yâ Hû

Celâliyle zâhir olsa, bu da geçer be yâ hû

Cemâliyle âyan olsa, bu da geçer de yâ hû

Bî karardır felek, daim döner durmaz bir an

Dursa bir an, ne yer kalır ne gök kalır be yâ hû

Kâh-ı zulmet, kâh-ı envâr, birbir ardın devreder

Kâh-ı lütuf, kâh-ı kahır, O'ndan olur be yâ hû

İmtihan için oluptur, daima neş'e, azâb

Sen, "sen"i bilmek içindir, kahrı lütfu be yâ hû...

Fâniya vird-i daim et bu sözü her zaman,

Gece gündüz hatırından hiç çıkmasın be yâ hû.” Lütfi FİLİZ (Fânî)

İnsanın kendini ifadesinde yani varlığını anlamasında zaman ve mekanla aynı zamanda düşüncesini, kültürünü oluşturan/destekleyen tarihi ve aidiyet coğrafyası önemli bir yer tutar. Bu kavrayış insanın dünyayı anlamlandırmasında onunla kurduğu münasebette önemli bir yer tutar. Bugün meselelere yaklaşımımızda bu telakki biçiminin etkileri büyüktür. Yorumlamalarda ortaya çıkan farklılıklarda bu zihinsel süreçlerin işletiminde zihni beslenmelerin kaynaklıklarının büyük bir etkisi vardır. Onun için bir davaya, bir fikriyata bağlılık onun sonuçlarından ziyade süreçleri ve gösterdikleri çabanın sahiciliği ve devam edilebilirliği ile alakalıdır. Bu alaka görevlerin bir hakkin yerine getirilip getirilmediği ile alakalıdır. Burada esas olan mesele bir davaya, bir fikriyata gönül vermiş kimselerin niyetleri, hareketlerinin ceremesi hemen kendini gösterir. Onun için kimin çizgide yol aldığı kimin de itidal üzerine yürüdüğü konusu çok kapalı kalmaz.

Onun için meseleleri kişi ve duygu temelinden daha uzak bir noktada ele almak gerekir. Şayet bu noktada sadece duyguların ya da kişilerin birbirleri ile olan mesafelerine göre ele alınacak olursa ortaya aksak ve çarpık bir takım sonuçlar çıkar. Çıkan bu sonuçlar hareketin geleceği ve sürdürebilirliği açısından da çok büyük tehlikelere kapı aralar. Onun için sosyal beklenti ile kliklerin hevesleri arasında sıkışan bir karar noktası cabaya ve sürece zarar verir. Toplumsal çözülmenin nereden kaynaklandığını doğru tahlil etmeden, verileri doğru değerlendirmeden sadece bir tahmin üzerinden hareket etmek oldukça sıkıntılı neticelere gebe bırakacaktır. Bundan dolayı bir problemi sadece bir neden üzerinden anlamak ve buna göre bir strateji ortaya koymak geçmiş müktesebatı da gelecek perspektifini de adeta çöpe atmak manasına gelir. Aynı zamanda kadro, enerji ve zaman maliyeti açısından da çok büyük bir hata olur.

Bugün resmi anlayışın ortaya çıkardığı bir problemi yine aynı güce yaklaşarak çözmeye çalışmak varlık alanına yapılmış en büyük sınır ihlali manasına gelir. Siyasal olarak söylem gücünün, varlık sebebi durusun kaybolmasına haklılığın sınırlarını bugünkü düzenin zihniyeti tarafından tahrip edilmesine neden olacağı gibi tespit edilen problemin çözümü bir yana daha da kemikleşmesine katkı sağlayacaktır. Onun için resmi görüş karşısında güçlü konumdayken sadece iktidar enstrümanının gücüne aldanarak zaafa düşmek vasatı kaybettirir.  Bugünkü eko-politik düzenin kullan at aparatlarından birine dönüverilir. Onun için meseleler karşısında sahip olunan itminan her türlü çalkantıdan, her turlu yapay rüzgâr esintisinden kurtarır. Aksi takdirde bugüne kadar ifade ettiğin ve bunun bedelini ödediğin her konuda seni hâksiz çıkarır.

Bugün mevcut iktidar aktörlerinin ortaya koyduğu hiçbir siyasî, iktisadî, hatta kültürel ve ideolojik tavır senin yıllardır savuna geldiğin çizgi ile hiçbir şekilde örtüşmemektedir. Bu noktada tam da kendini daha rahat ifade etme imkânını yakalamışken ve farkını açıkça ortaya koyman gerekirken sistemin hem de en çok koktuğu, tökezlediği noktada kısa vadeli hesaplar için uzun bir yolculuğu heba etmek yolu tıkayanları, seni kriminalize ve marjinalize etmek isteyenleri hâkli çıkartmaktan başka bir netice vermeyecektir. Aksine bu sistemin dışında kalmak ve kendi tezlerini geliştirmek kadrolarını siyasal bir söylem ile toplumla buluşturmak gibi henüz canlı ve taze bir damar varken, atılacak böylesi bir adım bunu da yok etmek anlamına gelecektir.

Bugünkü sistemden rahatsızlık duyanlar için en önemli çıkış yolu bu sistemin varlığının işlememesini istememek ve buna su taşımamaktan geçer. Şayet bu noktada bir irade koyulmayacaksa zaten sistemle bütünleşmek için her türlü mazeret kapı önünde beklemektedir onun için mazeret aramaya bile gerek yoktur. “Süt başkadır kireç suyu başkadır.” Sütü kireç suyuna dönüştürmenin bir anlamı yoktur. Peki, ne yapmak gerekir? Merkezi taşralılaştırmamak ve taşralı zihniyetlerin dar, küçük ve çıkar odaklı bakışlarına teslim olmadan hareket etmek gerekir. Siyaset kurumu STK mantığı ile hareket etmez, siyaset çözüm üretmek ve ikna etmek ile yükümlüdür. Bunun için de itidalli olmak ve merkezi güçlendirmek gerekir. Aynı zamanda kavramları doğru okumak gerekir. “Siyaset hakkın tebliğ mercii değil bilakis hakkın tesis merkezidir.” Bu bakımdan ülkeye ödetilmek istenen kötü yönetimin faturasına Saadet Partisi ortak edilemez, edilmemelidir. Süt başkadır, kireç suyu başkadır. Sütü bozmadan devam etmek gerekir. Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?