Reklamı Kapat

Mükâfat ve ceza

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Allah katında tek hak din İslam’dır. İslam, Allah’ın rızasıdır. Bütün insanlık âlemi ve Müslümanlar bilmelidir ki Allah’ın İslam’dan başka hiçbir din ve düzene rızası yoktur. İnanç ve hayatını İslam ile düzene koyanlardan Allah razı olur. İnanç ve hayatlarında İslam’ı reddedenlere ise Allah gazap eder, onları lanetler. İnsanın dünya ve ahirette mükâfat ve cezalandırılması bu tercihe göre olmaktadır. Kur’an bilgisine göre, cezalandırmada daha önceden ikaz edilmiş olmak esastır. Buna göre Allah, bir kitap ve bir peygamber göndermeden, işlenen şeyin yanlış olduğu hususunda uyarıda bulunmadan, açıkça yanlışı ve doğruyu göstermeden, yapmış oldukları kötülükler sebebiyle fert ve toplumları cezalandırmaz. Uyarı yapılmadan verilen cezalar itiraza neden olur. Allah adildir ve hikmet sahibidir, kimseye haksızlık etmez. Allah; manevi ve psikolojik türden bir ceza biçimini, hissi ve bedeni olanla beraber ahiret hayatına bırakarak, günahkâr toplulukları dünyada, manidar olan cezalarla cezalandırmaktadır. Bu cezalar; taş yağdıran bir kasırgaya tutulma, korkunç gürültüye yakalanma, yere batırılma, suda boğulma gibi cezalar olmuştur. Cezalandırma fiili, Allah’ın emrindeki tabiat olayları ile gerçekleşmektedir. Böylece inkârcı, müşrik ve münafık günahkârlar, tanığı oldukları tabiat unsurları ile çarpılmakta, onların günahkârlıklarına bu güçlerin de gizli bir başkaldırısı bizlere sezdirilmektedir.

CEZALAR

Ahlaki yozlaşma, ekonomik fesat, insan haklarını ihlal, ceza görmenin sebeplerindendir.

İstikamet; iyi ve makbul davranışların yapılmasıdır. Allah, insandan emir ve yasaklarına uymasını ister. Allah’a kulluk; insanın yaratılış gayesidir. Bir insan, Allah’ın gazap ettiği kötülüklerden birisini işlerse, bundan pişmanlık duyduğunda tövbe eder ve cezadan kurtulur.

İslam’ca davranışların olumlu sonuçları ile insanlar ahlaki bir güvenilirlik ve sükûnet kazanır. Günah ve zulüm sayılan davranışlar ise, ahlaki çöküş meydana getirir ve bir ceza olarak da toplum yok olur. Kamu hukukunu ve hukukullahı ilgilendiren ve suç teşkil eden davranışlar için verilecek cezalar, Kur’an’da açıklanmıştır. Hırsızlık, Allah ve Resulü ile savaşmak, zina, içki, adam öldürmek gibi suçlar cezalandırılmıştır. Cezalar; ahlaki ve fiziki olmak üzere iki yönden ele alınabilir. Ahlaken toplumda itibarını kaybetmiş bir kimsenin çekeceği ıstırap, maddi olarak ceza görenden daha fazla olur. Toplum nezdinde rezil ve hakir olanlar, manevi bir cezanın içinde kıvranıp dururlar.

AHLAKİ CEZALAR

Ahlaki yönden mahrumiyet sebebi olan menfi cezalar şunlardır: Bütün amelleri boşa gider. Allah’a ortak kılınan putlar, kendisine bağlananları terk eder. Allah’ın rahmetinden ümidi kesmeleri, Allah’ın onları affetmemesi, Allah’ı görmekten mahrum olmaları, kıyamet gününde Allah›ın onlara bakmaması ve onları tezkiye etmemesi, ışıktan mahrum bırakılmaları, yeniden diriltilirken görmekten, konuşmaktan ve duymaktan mahrum bırakılmaları, yardımsız kalmaları gibi cezalar bu kabildendir. Böyle bir adamın halini düşünerek bir durum değerlendirmesinde bulunmak, insanı istikamet sahibi yapar. Batıla hizmet edenler için; bunların hiç mi iyi işi yok diyenlerin, Kur’an’ı iyi ve anlaşılır bir şekilde okumaları gerekir.

PSİKOLOJİK CEZALAR

Yeniden dirilme zamanında suçlular, başları eğik olduğu halde Allah’ın huzurunda dururlar. Yüzleri kara, somurtkan ve karalıklar ve toprakla örtülü olur. Kötü fiilleriyle kendileri arasına girecek uzun bir zamanı arzu ederler. Amel defterleri büyük küçük her şeyi kaydetmiştir. Kendi uzuv ve organları kendi aleyhlerine şahitlik ederler. Günahlarını sırtlarına yüklenmişlerdir. İnfakında cimrilik gösterdikleri malları boyunlarına asılmıştır. Zemmedilmiş, kınanmış ve Allah’ın gazabına uğramışlardır. Hor ve hakirdirler. Hazır bulananların huzurunda, onlar tarafından kınanarak Rablerine arz olunurlar. Hesaplarının görülmesini istemezler. Yaklaşmakta olan azabı gördüklerinde faydasız bir pişmanlık içinde olurlar. Onlar; kendilerini stratejik müttefiklerine ve sırdaş edindiklerine bağlayan bağların koptuğunu hissedecekler. Ve nihayet üzüntüler içinde parmaklarını ısıracaklar. Sağladıkları çoğunluk ve biriktirdikleri servet kendilerine hiçbir fayda vermez. Azınlık ve çoğunluk izafidir. Önemli olan fert ve toplum olarak İslam’a teslim olmaktır. İslam’a teslim olanlar, çoğunluk veya azınlık olsun kazanırlar. İslam’dan yüz çeviren fert ve toplum çoğunluk veya azınlık olsun kaybederler. İnsana dünya imtihanını kazandıracak olan, imanı, İslam’ca olan işleri, hakkı telkin ve teklif etmesi, sabrı ve sebatı, adil bir düzenin kurulması için yapacağı cihadı kurtarır. Millî Görüş ve mensupları bunu yapmaya çalışanlardır.

FİZİKİ CEZALAR

Büyük ve son hesap gününden sonra, suçluların katlanacakları fizik cezalar; temel ihtiyaçlardan mahrum bırakılmak tarzındadır. Aç ve susuz olan onlar, ne açlıklarını ne de susuzluklarını herhangi bir şeyle gideremeyecektir. Cennet ehlinden isteyecekleri su talepleri geri çevrilir. Yiyecekleri; hayvanların dahi yiyemediği bir bitki ya da zakkum ağacı veyahut da yenildiğinde boğaza duran, ne yenilip ne de dışarı atılabilen bir yiyecek olacaktır. İçecekleri ise erimiş maden tortusu gibi, yüzleri kavuracak kadar kaynar ve bağırsakları parçalayan, yutulmaya çalışılıp da boğazdan geçmeyen irinli su olacaktır. Suçluların kalacakları cehennem, bir hapishanedir. Sıkıntı ve acıdan kendilerinden geçmiş olan cehennemlikler, kaçmayı istedikleri her seferinde demirden kamçılarla dövülerek ateşin ta ortasına itilirler. Kur’an; cehennem azabıyla ilgili olarak bildirdiği sahneleri, çok net bir biçimde, inkârcı ve inatçı kâfirler, müşrikler ve münafıklar için sunmaktadır.  Allah, iman etmeyen kulları için dünyada çok net maddi ve dünyevi cezalar takdir etmiştir. Ahirette ise, bir yandan psikolojik ceza vardır bir yanda da, özellikle ateş merkezli fizik ceza söz konusudur. Dünya hayatında Allah’a şükreden kulların mükâfatı cennet, nankörlük edenlerin cezası ise cehennemdir. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Beyin Cerrahi Dr - Teşekkür ederim, Allah-u Teala razı olsun.Yazilariniz çok değerli,saygıdeğer.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Haziran 19:37
01

Divani - beyefendi heyecan uyandırmıyorsun, bıraksan iyi olur

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 26 Haziran 09:32
03

Erenler - @Divani 01 nolu yoruma cevabı: Hocamız heyecan uyandıramıyorsa sen yaz uyandır.Sen herşeyi yitirmiş isen hocamızın su ne bre zavallı divane

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Haziran 22:10


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?