Çağ ve insan

“Çağ ve insan”, üstad Sezai Karakoç’tan ödünç veya miri mal olarak aldığımız, sık gündeme ve dile getirdiğimiz bir kavramdır bu. Bu çağı yaşıyoruz ve bugünden sorumluyuz. Biz sorumluyuz. Kendimizi sorumluluk makamında bulduğumuz için. Bu çağda yaşananlardan biz birey olarak da sorumluyuz.

İnsanın muhatabı insan. Bir başka aracı yok. Düşünen ve fehmeden bir varlık. İnsanı insan üstü bir varlık gibi görülmeye kalkışılırsa o zaman insan sorumluluğu bir başka alana kaymış olur.

Sevgili Efendimiz de bir insan yani bir kul. İlk tebliğinden veya çağrısından itibaren. “Allah’ın birliğine Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğu” üzerinedir daveti. Bu, bir diğer anlamıyla insana aracılık eden gene bir insan. Batı düşüncesinde Hz. İsa bir başka konumdadır, insan üstü bir varlık, tanrı oğlu.

Bir dönem özellikle reklâm ve medya yüzyılı olarak tanımlıyorduk. Buna yakın zamanda, diji veya bilişim çağı da denmekte. Bununla birlikte insanların düşünme alanları, hayata bakışları ciddî bir değişim süreci geçiriyor.

Geleneksel bilgi edinme, ya da özel çabalarla kendini geliştirme ve bir entelektüel olma süreci ciddî bir kırılma yaşıyor. İnsanlığı bekleyen büyük bir tehlike. Dinlerin, dinlere bağlı olan kültürel oluşumların ve onun üst katmanı olan medeniyet duygusunun da kırılma tehlikesi bulunuyor.

Küresel bir oluş var ve yaşanıyor. İnsanların ellerindeki nesnelerle dünyanın bir diğer ucundaki bağlantılar ve etkiler giderek daha belirginleşiyor.

Günümüzde sık değişen kuşaklardan söz ediliyor. En son buna “z” kuşağı deniyor. Bu kuşağın daha serbest, daha sınır tanımaz ve hatta daha uçukluklara açık bir gençlik bizi bekliyor. Bu, onları küçümseme, yok sayma ya da dikkate almama anlamına gelmemeli. Bir toplumun kültürünü oluşturan yüzyıllara dayanan ve gelen bir birikim bulunuyor. Bu, insanlığın kendi kültür ve düşüncesinin gücünü oluşturuyor.

“Çağ ve insan” kavramını seçişimizin anlamı da budur. Her millet kendi içinde değişimler veya yenilenmeler yaşar. Bir millet kendi değerleri içinde kendisini yenileyerek, dil ve üslubunu geliştirerek varlığını ve yolculuğunu sürdürür.

Batı, kendi karmaşık ruhunu şöyle ya da böyle sürdürüyor. İşgal ve soygunlarda, sömürgelerde kendi ruhunun özünü özellikle yansıtıyor. En kritik zamanlarda “Haçlılık” ruhundan söz etmeden kaçınmıyorlar. Bu çağın özelliği ise, kültürel bir kültürsüzlük kuşatmasıdır. İslâm milletinin ruhuna ve özüne yabancı bir karmaşadır bu. İnsanlık farkında olsun ya da olmasın işleyiş kültür emperyalizminin etkisinde yürüyor. Bu gençliğin kendi medeniyetiyle bağ kurmayışı, kaçışı sözü edilen karmaşadan kaynaklanıyor.

Düşüncesi ve düşünce gücü olanlar düşünce üretirler. Yol açar, yol gösterirler. Yoksa mevcut dalgaya kendileri de kapılırlar. Bu da insanlar üzerinde olumsuzluk duygusunu oluşturuyor. Giderek bir yenilgi kompleksine kapılıyor.

Gerek siyasal ve gerekse düşünsel duygusallıklar ya da hamasi oluşlar hiçbir yarar sağlamıyor. Anlık bir durum olarak etkisini gösteriyor, bir süre sonra o duygu yitince gene bir boşluk oluşuyor.

Bu çağın içinde var olan bir Müslüman özünden ödün vermeden, kişiliğini koruyarak kendisini var kılabilir. Bu çağın karmaşasında bir dağ gibi sağlam bir duruşla var olur ve hayatiyetini sürdürür.

İnsan dil sahibi, gönül sahibi. Bu aşk ruhunu içselleştiriyorsa dışavurumu ve yansıması da kendisi gibi güzel olur. Güzelliklerin insan üzerinden yansıması etkisini oluşturur. Bu çağa ve bu çağın insanına diliyle, duruşuyla anlatıcı gene insan. Ama Müslüman olan insan. Gönül dili ve aşk dili güçlü olanlar güzellikleriyle, bilgi, birikim ve bilinçleriyle etkili olurlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?